İşte Yunanistan’ın saklı cennetleri
Selanik, Evia Adası, Meteora

İşte Yunanistan’ın saklı cennetleri <br>Selanik, Evia Adası, Meteora

Yazı: Mazlum Yılığtekin

Yunanistan’ın saklı cennetleri arasında yer alan Selanik, Evia Adası (Eğriboz Adası) ve Meteora’yı yakından tanımaya ne dersiniz? Görünce heyecan duyacağınız bu güzel yerleri tanımaya hazır mısınız? Haydi buyurun…

SELANİK

Tabi sizler öncelikle buraya nasıl ulaşacağınızı merak ediyorsunuz. Selanik ulaşımı 3 yolla da sağlanabilir fakat en mantıklısı uçakla gitmektir.1 saat 20 dakika süren bu yolculuğun sonunda komşu ülkemizin bu güzel şehrine varabilirsiniz. Şayet turla gidiyorsanız çok detayla kafanızı yormanıza gerek yok. Gezip görmek istediğinize eminim fakat önce kendinize kalıcak bir yer ayarlamanızı tavsiye edeceğim. Açık konuşmak gerekirse eğer Selanik gezisinde memnun kalmayacağınız tek şey fiyatlar olabilir ama buna çözüm bulmakta sizlerin elinde. Selanik otelleri inanılmaz pahalı. Eğer benim param var sorun yok diyorsanız hiç düşünmeden bütün otelleri seçebilirsiniz. Pişman olmayacağınız garantisi verebilirim. Yalnız ben bütçeme göre hareket etmek zorundaydım bu yüzden de Selanik’te çok güzel bir hostel buldum, adı da Stay Hybrid Hostel. Geceliği sadece 60 TL gibi cüzi bir fiyata burada kalmak kulağa bence de hoş geliyor. Bu hostel, hem müzelere hem popüler simgelere ve birçok restorana yürüme mesafesinde. Havaalanına da 10 km uzaklıkta. Kalma işini hallettiğimize göre artık gezebiliriz.

Yunanistan’ın saklı cennetleri arasında yer alan Selanik’te gezilecek yerler arasında birçok popüler noktalar var. Museum of the Macedonian Struggle, Beyaz kule, Rotunda ve Galerius Kemeri gibi çokça simgesel yapılar Selanik’te göz dolduruyor. Aristotelous meydanı özellikle Selanik’teki kalabalığı ve o cıvıl cıvıl sıcak ortamı hissettiriyor.

Selanik’te ne yenilir ne içilir tarafına gelirsek, Allah insana sadece böyle dert versin bence. Kültür olarak bizlere benzedikleri için işimiz hiçte zor değil. Tek kötü yanı restaurant menülerinde tatlı olarak çok fazla seçenek yok, fakat onlarda tatlıya çok düşkünler. Aynı bizim gibi. Aynı zamanda pastane kültürleri çok gelişmiş, günün her saati pastane ve cafelerde tatlılarını tüketiyorlar. Terkenlis pastanesi birçok şubesi olan bir yer olarak duydum ve gitmek istedim. Gerçekten inanılmaz paskalya çörekleri yapıyorlar bence tadına bakmanız gerekiyor diye düşünüyorum. Ayrıca Elenidis ailesine özgü olan Trigona Elenidis pastanesinde, krema dolu o enfes baklavayı yediğimde, damağımda adeta lezzetin patladığını anladım. Pastanelerden sonraki adresimizde öğle vakti deniz ürünleri için Triaktis Taverna adlı restoranı es geçmeyin. Burası şehrin kalabalığından uzak sakin bir yer, kordon boyundan havaalanı yönünde 4 km uzaklıkta.

Eğer eğlenmeyi seviyorsanız, Selanik gece hayatı için çok iyi bir taverna tavsiyem olacaktır sizlere. Karipi de bulunan Rouga harika bir gece için bana göre olmazsa olmaz muazzam bir seçenek. Mezeleri çok hoş ve ayrıca Türkçe müziklerin de çaldığı sıcak bir ortamı var. Ama anladım siz tavernadan çok gece kulübü meraklısısınız. Sahilde çoğunlukla gençlerin olduğu elit bir kulüp tercihi kesinlikle Coral olmalıdır.

Bence ilk günden bu kadar yorulmaya değdi ya sizce?

Güzel bir uyku çektikten sonra hoş bir sabaha uyanıp güzel havanın tadını dışarıda kahvaltı etmekle çıkarmak dahiyane bir fikir olsa gerek. Selanik’te upuzun caddeler ve kocaman alışveriş merkezleri bulunuyor. Farklı antikacılar ve el yapımı eşyalar satan dükkanlar da bir o kadar fazla. Selanik’te alışveriş yapmak istiyorsanız bunu en popüler alışveriş caddesi Tsimiski Caddesi’nde yapmanızı tavsiye ederim. Bu cadde üzerinde 2 tane büyük alışveriş merkezi bulunmakta. Adeta Selanik’in kalbi konumunda bir cadde. Dünya markalarını da bulmak kolay olduğu gibi uygun fiyatlı yerel magazalara da ulaşmak mümkün. Sokakları antika dükkanlar ile dolu. Benim antikaya inanılmaz bir merak ve zaafım var; eğer sizler sevmiyorsanız bile sadece göz gezdirmeniz sizleri antika meraklısı yapacaktır. Selanik’te açık hava pazarları da bir o kadar ünlüdür. Bir tanesi de Modiano’dur. Sokak lezzetleri arıyorsanız eğer burası tam da size göre bir yer. Selanik geziniz için Eylül veya Mayıs sonunu tercih edebilirsiniz. İklim olarak Akdeniz iklimine sahip bu yüzden en güzel zamanları bahar ayları oluyor.

EVİA ADASI

Kasaba cennetine hoş geldiniz…

Henüz pek keşfedilmemiş olan Evia adası veya bizde bilinen adıyla Eğriboz adası yolculuğuna çıkmaya hazırım. .Bu adaya ulaşmak için öncelikle Atina’ya gitmeniz gerekiyor. Daha sonra ise Atina’dan 1 saatlik bir yolculuk yapmanız yeterli. Yolculuktan sonra adaya geçilmek üzere yapılmış köprüye varıyorsunuz. 2 ayrı köprü bulunmakta fakat oraları bilen bir arkadaşım yanımda olduğu için o bana eski köprü üzerinden gidelim dedi. Niye olduğunu sorduğumda ise birazdan Chalkida kasabasının kalbine bu köprü üzerinden gidildiğini söyledi. İnanın hakkı varmış iyi ki onu dinlemişim. Bu kasaba ağaçlık alanların içerisine kurulmuş restaurant ve cafelerle dolu ışıl ışıl mekanların göz aldığı bir kasaba.

Ben sizlere Evia otelleri arasından buyurun bunu seçin veya orada da hostel arayın demeyeceğim. Neden diye soracak olursanız eğer paranız yoksa veya harcamaktan çekiniyorsanız buraya uğramanızı bile tavsiye etmem. Bütün kasabalarında çok güzel hem tatil yapılabilecek hem de lüksten biraz daha uzak diğerlerine göre daha uygun oteller mevcut. Evia adasına yolunuz düşecek olursa asla ama asla pişman olmayacaksınız. Bir şehir kadar büyük bu ada da gezmek ve görmek için yer bol. Bu yüzden 1 günlük gezi sizlere yetmeyecektir, daha fazla vakit ayırmanız gerektiğini söyleyebilirim.

Evia’da gezilecek yerlere değinecek olursak, kuzeydeki Orei kasabası çok güzel ve şirin bir kasaba. Burası sahil kıyısı hemen plaja ulaşmak mümkün. Rahatlıkla mevsiminde oradaysanız eğer denize girmek ve akşamları kıyı şeridinde gezmenin tadına varabilirsiniz. Orei’de 1965 yılında sahilde gömülü olarak bulunan 6 ton ağırlığındaki mermer boğa heykeli gerçekten ilginç bir yapı. Şu anda da sergilenmekte.

Loutraki Aidipsou ise insana sakinlik ve huzuru taşıyor. Fakat gençlerin tercih etmeyeceği bir kasaba çünkü yaş ortalaması çok yüksek. Kaplıcaları ile çok meşhur bir kasaba olması da onu ayrıca özel yapmıyor değil.

Khalkis diye bir kasaba uğradık. Burası da o kadar ilginçti ki. Aristo’nun buraya yerleştiği ve burada ki doğa olaylarından sonra kendini Evia’nın anakara ile bağlantısını sağlayan köprüden aşağıya attığı söylendiğinde insanın içi ürpermiyor değildi açıkçası.

Bir de Loutra Edipsou adında bir kasaba var ki, doğası ve deniz manzarası mükemmel. Yol kenarlarında kamp alanları mevcut, eğer kamp severler varsa aranızda kesinlikle burada 1 hafta çok keyifli ve huzurlu olacaktır.

Evia adasında yeme-içme kültürü çok gelişmiş değil. Sanırım bu çok fazla turistik olmamasından kaynaklanıyor. Çoğunluğu sıcak ve şirin cafeler almış durumda. Daha çok atıştırmalıklar ve aperatif ürünlerle insanın kendisini tatmin edip kalan vaktini gezmeye ve doğayla iç içe kalmaya ayırması çok daha mantıklı bir fikir. Zaten ben her zaman insanın yemekle harcadığı vakti daha çok gezip eğlenmesine ayırması gerektiğini düşünürüm; o yüzden burası da tam benlik. Hem aileniz ile hem arkadaşlarınız ile gidebileceğiniz bu ada hem kafa dinlemek hem de tam tersi eğlenip tabir-i caizse dağıtmak için yolunuz düşmesi gereken iyi bir durak. Hadi bavulumuzu hazırlayalım rezervasyonlar tamam denilecek yerden ziyade 2-3 günlük kaçamakların yapılacağı bir yer Evia adası.

Evia’da gece hayatı hakkında söylenecek şeyler ise Yunan kültürünün geneli olan geleneksel tavernalar bulunmaktadır. Aynı zamanda küçük fakat güzel gece kulüpleri de mevcut. Avlida Vathy adında bir bölgesinde ise bağçılık çok ilerlemiş durumda. Kendi yaptıkları yerel şarapları tatmaya değer lezzette. Dağ köyleri, sevimli sakin koyları ve zeytin ağaçları ile büyüleyici bu bozulmamış doğayı görmek için güzel bir tur planı yapmak sizin elinizde. Bence daha fazla vakit kaybetmeyin ve Atina uçak biletinizi bir an önce alın derim.

Evia’da alışveriş konusunda ise küçük antikacılar, şirin ve el yapımı olan güzel hediyelikler alabilirsiniz. Turistik açıdan çok gelişmiş olmamasından kaynaklı ve aynı zamanda bir şehir kadar büyük fakat yine de bir ada olması, burasının alışveriş merkezlerinin, mağazaların esareti altına girmemesini sağlamış. Evia bu açıdan büyüsünü ve güzelliğini koruyor. El değmemiş olması, yüksek binaların adanın güzelliğini kapatmaması, bu şirin kasabayı bir nevi damakta uzun süre lezzet bırakacak bir özelliğe sahip olmasını sağlıyor.

METEORA

Havada asılı olan şehir Meteora…

Kalambaka kasabasındaki bu ilginç doğal bölgeyi anlatmakla değil, sadece gidip görmekle anlaşılabilir bir güzellikte olduğu benimsenebilir.1988’de dünya mirası sit alanı olarak belirtilmiş. Nasıl belirtilmesin ki. Havada asılı bir şehir diye hitap edilen Meteora adeta masal dünyasından gibi. Yunanistan’a bir gezi veya tatil düşünüyorsanız eğer kesinlikle burayı görmelisiniz. Kendinizi rüyada gibi hissedeceğinizden eminim.

Lafı çok uzatmadan Meteora’nın gezilecek yerlerinden bahsetmek istiyorum. Öncelikle 10. yüzyılın sonu ile 14.yüzyıl arasında keşişler burada inzivaya çekilirlermiş. İnşa edilen birçok manastır bulunmakta. Bunlardan en güzeli ve büyüleyici olanı ise büyük Megalo Meteoron (Büyük Meteora) manastırı. Günümüzde sadece 6 tanesi faaliyet sürdürmekte. Megalo Meteoron haricinde; Varlaam, Rousanou, Aziz Nicholas Anapausas, Aziz Stephen ve Kutsal Teslis. Manastırların keşişler tarafından yapılması da burayı hem turistik hem de yerel önem taşıdığına işaret.

Buraya ulaşımdan bahsedecek olursak eğer Atina’daki tren istasyondan trene binip Larissa durağında indiğinizde Kalambaka’ya varıyorsunuz. Şehir aslında adını buradan alıyor, her türlü giyecek, yiyecek, konaklama gibi ihtiyaçlarınızı buradan karşılayabiliyorsunuz. Meteora’ya çıkmak için ya araç kullanmak gerekiyor ya da yürümek isteyenler yaya olarak çıkıyorlar. Bu biraz vaktinizi alacaktır ve sizi yoracaktır. Tepeye çıktığınızda gezmek için kendinize zaman ayırmalısınız.Yürümek isterseniz dönüşte aşağı inerken hem daha az yorulur hem de meyve bahçelerinin içinden geçerek inebilirsiniz.

Meteora’daki oteller arasında uygun olanları da yok değil. Fakat geneli tarihi, turistik ve dini bir bölge olduğu için olsa gerek yüksek fiyatlar biçmiş durumda. Cebinizi biraz zorlayabilirsiniz fakat Meteora’yı görmek için bence değer. Pahalı olan bu oteller de genelde kahvaltı da içerisinde olduğu için öyle olabiliyor. Ben otelde değil de manzaraya karşı kahvaltı edeceğim diyorsanız eğer daha uygun otelleri seçmeniz gayet tabi daha mantıklı olacaktır.

Meteora’da gezilecek yerlere bakıcak olursak daha anlatacak çok şeyimiz var demektir. Bahsettiğimiz gibi Büyük Manastır en başta geleni tabi ki. Geçmişten günümüze kadar tarihi, yiyecek-içecek, araç-gereç, şarap, buğday gibi şeylerin burada hala saklanması beni de çok şaşırttı. Bu kadar zor ve zahmetli bir şeyin nasıl yapıldığı bir merak konusu.Yalnızca bir şey öğrendiğimde hayal kırıklığına uğradım, utandım ve de üzüldüm. Bu manastırlar Ortadoksluğu muhafaza etmekten ziyade Türklerin Osmanlı devleti zamanında yaşatılan esaret ve oluşan sorunlardan dolayı yapıldığını duymak beni incitti açıkçası. Duvarlarda tarihi, Türklerin esaretine karşılık olarak örgütlenmelerini anlatan eski resimler, tablolar bulunmakta.Varlaam Kutsal Manastırı ise ikinci büyük manastır 1541 yılında inşa edilmiş. Haricindekiler ise 15-16. yüzyılları arasında inşa edilmiş. Theopetra Mağarası da ayrıca güzel. Sizi kasabadan 4 km kadar uzaklaştırıyor. Hala arkeolojik kazılar yapılan bu 17 metre uzunluğundaki mağara turistlerin odak noktası. Aynı zamanda da 50.000 yıl öncesine ait insan izlerine rastlanılması da orayı bir o kadar gizemli ve geniş bir tarihi olan yapıt haline getiriyor. Sonrasında Agiou Stefanou’da gezilmesi gereken yerlerden bir tanesi. Manastır’da kadınlar etekle, erkekler de uzun kollu ve pantolon giymiş olmaları gerekiyor.

Meteora’da yeme-içme olarak birçok restaurant ve taverna bulunmakta. Canlı müziklerin de olduğu bu restaurant ve tavernalar eşsiz güzellikler sunuyor. En meşhur yiyecekleri arasında el yapımı salam ve sosisleri, köy peynirleri, meyveli tatlıları, mayasız yapılan üzüm suyu, fındık, şarap, et, yoğurt gibi yerel lezzetlerin yanı sıra tsipouro ile yapılan geleneksel soutzouki bulunur. Bunun haricinde ev yapımı açma, kek gibi pastane ürünleri ve sütlü tatlıları bir o kadar lezzetli. Ayrıca o güzel Yunan baklavasının da en iyilerinden birini yemek burada mümkün.

Meteora’da gece hayatı geniş bir yelpazeye sahip değil. Bölgede meyhaneler, tavernalar ve bazı cafelerden oluşuyor. Buraya özgü olmamasına rağmen bilinmesinde fayda olan ise yemek ile eğlenceyi beraber yapmalarıdır. Dini bir bölge olmasından ve çok büyük olmamasından kaynaklı olarak gece kulübü, bar tarzı şeyler bulunmamaktadır. Bana sorarsanız zaten burada gece hayatına gerek yok. Çünkü o manastırları dolaştığınızda içinizdeki maneviyat sizi zaten doyuruyor. Bunun yanı sıra da gezip görülecek saatlerce manzarası izlenebilecek,bol bol fotoğraf çekebilecek bir bölge olması burayı özel yapıyor. Bu durum da gece hayatını pek aramayan insanlara ev sahipliği yapıyor. Doğal güzellik açısından el değmediği kesin. Meteora’da sürekli yapılmayan fakat yılın değişik zamanlarında olan tırmanış, müzik ve cross sporları gibi aktiviteler yapmak mevcut. Zaten bulunan yüksek kayalık ve tepelikler bu sporlara elverişli. Adrenalin korkusu olmayanların burada bu sporları denemesini tavsiye ederim. Ben denedim inanılmaz derecede zevkliydi.

Meteora’da alışveriş tutkunları için çokta abartılı veya değişik şeyler söylemek açıkçası zor olacak.Yerel ürünleri ve temel ihtiyaçlarınızı karşılayabilmeniz mümkün tabi ki. Bunun haricinde eğer isterseniz hediyelik eşya, aksesuar tarzı şeyler bulabilmek ve alabilmek adına da birçok yer bulunuyor. İsa ve Meryem ana tabloları hemen hepsinde bulunmakta. Fakat turistler genelde burada alışveriş yaparken daha çok gıda ürünleri satın almaktalar. Bunun içine bende dahilim. Köy peyniri, bal, yoğurt, ev yapımı şarap ve et ürünleri özellikle tercih ediliyor. Ben köy peynirlerini ve şaraplarını çok beğendim ve bu yüzden almak istedim sizlere de şiddetle tavsiye ederim. Fiyat konusunda da gerçekten çok uygunlar. Demek ki turistlerin gittikleri gibi geri dönmelerini gerçekten önemsiyorlar.

Kesinlikle Yunanistan’a gitmek isterseniz ki istemelisiniz, Öncelikle Selanik daha sonra ise en büyük ikinci adası olan Evia adası, daha sonra ise Meteora bölgesinin güzelliklerini görmeniz gerektiğini düşünüyorum. Seveceğiniz kasabalardan oluşuyorlar. Gezip görmenin ufuk genişlettiğini hepimiz biliriz fakat bu kadar ilginç yerleri görmek insanı daha fazla etkiliyor ve tecrübelendiriyor. Hem tatil yapabileceğiniz ve dinlenebileceğiniz hem de dini yönden maneviyatınıza dokunabileceğiniz bir gezi olacağından hiç şüpheniz olmasın. Memnuniyetle gezmeniz dileğiyle…

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2019 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account