Eski dünyanın sonu, yeni bir dünyanın başladığı yer: Portekiz’in başkenti Lizbon…

Eski dünyanın sonu, yeni bir dünyanın başladığı yer: Portekiz’in başkenti Lizbon…

Keşfetmek, eğlenmek, farklı bir kültür görmek, farklı lezzetleri tatmak ve tarihi yerinde yaşamak… Bir insanın seyahat nedenlerini bu şekilde sıralayabiliriz. Avrupa’nın en batısında bütün bu kriterleri karşılayan bir yer var. Freddie Mercury’nin sesi kadar kusursuz olan Portekiz’in başkenti Lizbon, insanı sokağa çeken enerjisiyle ‘Görülmeye değer’ cümlesinin hakkını veriyor.

Sabah saatlerinde İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan yola çıkıyoruz. Yolculuğumuz yaklaşık 5 saat sürüyor. Eğer elinizde büyük bavullarınız yoksa, havalimanından Lizbon’a ulaşmanın en iyi yolu metro veya otobüstür. Raylı sistem ile şehir içinde ulaşım çok kolay. Lizbon’u 7 tepe üzerine kurulu olmasından dolayı İstanbul’a benzetenler var. Belki eski İstanbul’a benziyor olabilir ama bugünün İstanbul’u ile hiç alakası yok. Lizbon, sahip olduğu tarihi, süslü binaları ve dik yokuşlardan inen tramvaylarıyla etkileyici. Kışın nasıl bir hava olacağını kestirmek o kadar da zor değil. O yüzden dışarıda daha fazla vakit geçirebilmek için, ilkbahar, yaz ya da sonbahar’da gitmekte fayda var.

Lizbon’da nostaljik tramvay

Depremden sonra yeni bir hayat

İber Yarımadası’nın önemli finans merkezlerinden biri olan Lizbon’da 1755 yılında korkunç depremin ardından Tsunami meydana gelmiş. 100 bine yakın insan hayatını kaybetmiş. Portekiz, yakın tarihinde de 45 yıl süren bir diktatörlük devri yaşamış. 25 Nisan 1974’deki ihtilalin ardından daha demokratik bir hayat başlamış. Avrupa Birliği’ne üyelik ise ülkenin kalkınması için önemli bir gelişme olmuş.

Lizbon’un nata tatlısı meşhur

Yürümeyi seven biri olarak bu güzel şehri keşfetmeye başlıyorum. İnsanların rahat olduğunu gözlemek mümkün. Hani hiçbir şey için de aceleleri yok gibi. Öğle servisinden sonra bir çok restoran akşam yemeğine kadar kapalı. Ramiro restoran da mutlaka balık yemenizi tavsiye ederim. Lizbon’da nata tatlısı (Pastel de Nata) çok popüler. Pastanelerde var ama her yerde tadı aynı değil. Benim damak tadıma hitap etmedi ama insanlar nata yemek için sıraya giriyor. En iyi nata tatlısı için Belem Bölgesi’nde bulunan Pasteis de Belem dükkanına gidebilirsiniz.

Lizbon’un nata tatlısı

Merkezde görkemli yapılar

Şehir merkezinde 200 metrede bir park görmek mümkün. Yürüyerek Lizbon Ticaret Meydanına (Praca de Comercio) iniyoruz. Caddede dolaşırken görkemli bir kapı dikkatimizi çekiyor: ”Arco da Rua Augusta” Bir tarafında Pombal Markisinin, diğer tarafında da ünlü kaşif Vasco da Gama’nın heykeli bulunan tak, 1755 Lizbon Depremi anısına yapılmış. Rua Agusta’da dükkanlar, cafeler, hediyelik eşya veya el sanatları satılan tezgahlar var. Kentin en turistik ve eğlenceli caddesi olarak gösteriliyor. Dünyanın farklı mutfaklarından restoranlar da bulmak mümkün. Cadde üzerinde Portekiz’in milli müziği olan fado’nun kraliçesi Amalia Rodrigues’in eserlerini sokak sanatçılarından dinleyebilirsiniz.

Lizbon Ticaret Meydanı

Burada görmeniz gereken bir başka yapı da Eyfel Kulesi’nin mimarı tarafından yapılan Santa Justa asansörü. Asansörün tepesine çıktıktan sonra şehri keyifle izleyebilirsiniz.”Praça de D. Pedro IV” olarak da anılan Rossio Meydanı, Orta Çağ’dan beri şehrin ana meydanlarından biri olmuş. İki tarafında iki çeşme bulunan meydanda, eski zamanlardan beri önemli kutlamalar, mitingler, gösteriler düzenleniyor. Meydanın ortasındaki uzun sütunun üzerinde Portekiz krallarından IV. Pedro’nun bronz bir heykeli bulunuyor.

Belem Bölgesi tarihi simgeliyor

Merkezden biraz uzaklaştığımızda Belem bölgesi dikkat çekiyor. Turistik anlamda çok ilgi gören bu bölgede şehrin tarihi yönünü görebilir, inceden bir boğaz havası alabilirsiniz. Tejo Nehri’nin hemen dibinde bulunan ve Portekiz’in ünlü kaşifi Vasco de Gama’ya adanmış olan kule mimari olarak gerçekten çok güzel. 500 yıllık geçmişi olan kule, 1983 yılında UNESCO tarafından dünya miras listesine alındı. Yeni dünyaya açılan kapı olarak gösterilen kulenin yakınlarında Keşifler anıtı var. Anıtın üzerinde Portekiz tarihine geçmiş isimlerin heykelleri var. Anıtın önünde ise mermerden büyük bir dünya haritası var. Bu haritada bir çok ünlü denizcisi olan Portekizlilerin gittiği ve keşfettiği yerlerin tarihleri belirtiliyor..

Lizbon Belem Kulesi

Lizbon’un simgesi  25 Nisan Köprüsü

Şehirde gördüğümüz en etkileyici yapılardan biri olan Jeronimos Manastırı. 1500’lü yıllarda başlanan ve dönemin mimarisini en iyi şekilde yansıtan eserlerden biri olarak kabul edilen bu manastır, görülmeye değer. Sahile indiğimizde şehrin simgelerinden biri olan 25 Nisan Köprüsü karşılıyor bizi. 1966 yılında inşa edilen 25 Nisan köprüsü, San Francisco’daki Golden Gate köprüsünü anımsatıyor. Zaten iki köprüyü de aynı firma yapmış. Her ne kadar 25 Nisan köprüsünün yanında küçük dursa da Lizbon’un bir diğer simgesi Hazreti İsa anıtı. 110 metre uzunluğundaki (Cristo -Reu-Statue) yani Hazreti İsa anıtının yüzü Lizbon’un şehir merkezine  bakıyor. İnanışa göre şehri kucaklıyor.

Lizbon-25 Nisan Köprüsü

Şayet New York uyumuyorsa, Lizbon esnemiyordur

Şehirde muhteşem bir gece hayatı var. Bu ülke eğlenmeyi seviyor. Ama daha çok yerel şekilde. Fado Kulüpleri denilen güzel eğlence mekanları var. Bunun dışında Bairro Alto Bölgesi’nin sahil taraflarında batılı eğlence kulüpleri ve pub’lara rastlamanız mümkün. Eğlence mottosu, ”Şayet New York uyumuyorsa, Lizbon esnemiyordur” olan bir yerden bahsediyoruz.

Tanrının bize sunduğu en güzel kitap dünya. Bu güzel kitabı okumaya devam. Başka bir yazıda görüşmek üzere…

 

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2018 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account