Veronika ölmek bense Ljubljana’da sonsuza kadar yaşamak istiyorum!

Veronika ölmek bense Ljubljana’da sonsuza kadar yaşamak istiyorum!

Slovenya’nın başkenti, en büyük şehri Ljubljana yazılışı da okunuşu da zor bir ismi taşısa da, gezmesi son derece kolay ve zevkli bir şehir. İstanbul’dan sadece 2 saatlik bir uçuşun ardından şehre vardığımda yaşadığım kesinlikle ilk görüşte aşk oldu. Zihnimde Brezilyalı ünlü yazar Paulo Coelho’nun “Veronika Ölmek İstiyor” romanı canlanırken, ‘Veronika’nın ölmek istediği bu şehirde ben sonsuza kadar yaşamak isterim’ diye düşünüyordum.

Save ve Ljubljana nehirleri üzerinde kurulu, Alpler ile çevrili kent, yemyeşil doğası, kültürel ve sanatsal etkinlikleri, sakin ve huzurlu atmosferi, kibar ve keyifli insanları ile kesinlikle keşfedilmeyi hak ediyor. Ljubljana isminin Slovence “sevgili” kelimesinden türediği iddiası şehre çok yakışsa da, Latince “Aluviana” adı verilen nehirden geldiği olasılığı da konuşuluyor.

Avrupa’nın yeşil başkenti

2016 yılında Avrupa’nın Yeşil Başkenti unvanını alan; Avusturya, Alman, Akdeniz ve Balkan esintilerine sahip bu şehrin merkezinde yürürken mimarisine hayran kaldım. Ünlü mimarları Jose Plecnik tarafından tasarlanan birçok yapıyla şehrin güzelliğine güzellik katılmış.

Buradaki birçok tarihi eser arasından ilk durağım şehre hakim bir tepe üzerinde kurulu olan Ljubljana Kalesi oldu. Tarihi 11. yüzyıla kadar dayandığı düşünülen kaleye çıkan dik yokuşu tırmanmak istemeyenler için füniküler var. Burada yıl boyunca çeşitli sanatsal etkinlikler düzenleniyormuş. 1278’de Habsburg Hanedanlığının ele geçirdiği kalenin bizim için en ilginç tarafı ise 15.yüzyıla gelindiğinde Osmanlı saldırılarına karşı korunmak amacıyla neredeyse tamamen yenilenmesi… Hatta kalenin açılır-kapanır köprüsü bu dönemde inşa edilmiş. Kale 17. yüzyıldan sonraysa hapishane olarak kullanılmış.

Ejderhalar birçok yerde karşımızda!

Ljubljana Nehri’nin üzerindeki birçok köprüden Ejderha Köprüsü ve Üçlü Köprü şehrin simgeleri arasında yer alıyor. Üçlü Köprü Jose Plecnik imzası taşıyan en önemli yapı olarak gösteriliyor. 20.yüzyılın başlarında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde yapılan Ejderha Köprüsü ise üzerindeki yeşil ejderhaları ile ünlü. Kentin başka yerlerinde de karşıma çıkan, hediyelik eşyalarda bolca kullanılan, gücü vurgulayan ejderhalar Ljubljana ile özdeşleşmiş durumda.

St.Nikolaja Katedrali freskleri, yeşil kubbesi, ikiz kuleleri ile mutlaka görülmeli. 18.yüzyıl başlarında gotik tarzda yapılan sonraki yıllarda ise Barok stille yenilenen, yıllar içinde ülkenin önde gelen sanatçılarının dokunuşlarıyla etkileyici bir yapıya dönüşen kilise ücretsiz olarak gezilebiliyor.

Buluşma noktası Preseren Meydanı…

Ülkenin gurur duyduğu şair Preseren’in heykelinin bulunduğu Preseren Meydanı şehrin buluşma noktası… Slovenya milli marşı da onun şiirinden bestelenmiş. Şiirlerini ithaf ettiği, ümitsiz aşkı Julija’nın kabartma resmi şairin heykelinin tam karşısına yapılmış. Böylece sonsuza kadar birbirlerine bakmaları amaçlanmış. Ölüm yıldönümü olan 8 Şubat kültürel tatil ilan edilmiş ve her yıl anma etkinlikleri yapılıyormuş.

Pembe rengiyle Fransız Kilisesi meydanının en çok dikkat çeken yapıları arasında bulunuyor. Halk Meydanı ve Belediye Binası, bisiklet kiralama, mini golf sahasından yararlanma imkanları sunan şehrin en büyük parkı olan Tivoli Parkı, Modern Sanatlar Müzesi, Ulusal Müze, Şehir Parkı, Hayvanat Bahçesi şehrin gezilebilecek ilginç yerlerinden bazıları…

Her saat dinamik bir şehir

Eski ve yeni şehir diye iki bölgeye ayrılan Ljubljana gündüzü ve gecesiyle dinamik bir çehre sunuyor. Nehir kıyısında yoğunlaşan kafe, restoranlar ve barlarında özellikle iş çıkış saatlerinden sonra yer bulmak çok güç. Birçok ünlü restoranına ise günler öncesinden rezervasyon yapılması gerekiyor. Tozd, içkinin yanında tapas tadabileceğiniz, DJ performansları olan keyifli bir mekan. Çorba çeşitleri, deniz ürünleri, Akdeniz yemekleri ve ördek eti ile ünlü olan Julija restoranı hararetle öneririm. ‘Don’t make a miSTEAK, have a perfect STEAK’ (Hata yapmayın, mükemmel ete sahip olun) sloganıyla müşterilerini karşılayan Sorbara lokantasında yediğim etlerin lezzeti anlatılmaz, yaşanır…

Siz de, hata yapmayın hak ettiği kadar tanınmayan ancak bir gidenin birçok defa gitmek isteyeceği bu şipşirin şehri mutlaka görün!

 

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2017 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account