Rüyamda gördüm seni güzel saçlı Viyana…

Rüyamda gördüm seni güzel saçlı Viyana…

Bundan yıllar yıllar önce (Biz buna 5 sene diyelim) bir rüya gördüm. Genişçe ve biraz yokuşlu bir sokakta yürüyordum. Sokağın bitiminde tam karşıda yine hoş görünümlü binalar vardı. İstanbul değildi. Zaten Türkiye gibi de değildi. Severek ve sık sık gittiğim İtalya’ya benziyordu sanki. Fakat tam olarak oradaymış gibi de hissetmiyordum.

Sokağın bitimindeki binanın giriş katında yaşlı bir teyze oturmuş bizi seyrediyordu. Orada olmak güzel bir histi. Uyandığımda hissettiğim tam anlamıyla buydu. Evet anlattıklarım şimdilik burada dursun, biz devam edelim…

Rüyadan gerçeğe selam

Ne zamandır haritada gözüme takılan bir yer vardı. Avusturya’nın başkenti Viyana… Çok geçmeden planlar yapıldı ve Viyana’ya doğru yola koyulundu. Evet, ben de her blog yazarı gibi size Viyana’da ne yapılır; nereler gezilir; ne yenip ne içilir; Bunları anlatacağım. Fakat önce içimi bir dökmem lazım. Tarihi mekanlar ya da en iyi restoranlar listesini internete girdiğinizde istediğiniz kadar bulabilirsiniz. Lakin sıra hissiyata geldiğinde, hissettiğini okuyana geçirmek sözkonusu olduğunda durumun daha özel bir hal aldığını düşünüyorum. O yüzden şehir gezisine geçmeden önce son gün yaşadığım bir şeyden bahsetmek istiyorum.

Şehir, köy veya kasaba fark etmez. Gittiğim her yerde pazar gezmelerine bayılırım. Viyana gezi planımın içinde de Nascmarkt, yani tarihi Pazar gezisi vardı. İçerisinde restoranların bulunduğu, her türlü meyve-sebze ve baharatların satıldığı bir Pazar.

Nascmart’ta gezerken ileride uzanan sokağı gördüm ve birden o sokakta olmak geldi içimden (bir anlık zihnimden geçen bir düşünceydi) Bu güzel açık pazar gezisinden sonra rotamızda Vollpension adlı kafe vardı. Bu kafenin sloganı “Büyükanne elinden..”

Mutfakta çalışan teyzeler birbirinden lezzetli tatlı ve hamur işleri  yapıyorlar. Bizi götürmesi için telefonun aplikasyonuna ismini yazıp yürümeye başladık. Yolda rotayı takip ederken Vollpension’un, Nascmart’ta uzaktan görüp gitmek istediğim sokakta olduğunu anladım.

Ve en ilginç olanı ise bu sokak, benim rüyamda gördüğüm sokaktı…

Yazıya fantastik bir giriş yaptıktan sonra artık gerçek hayata ve gezi detaylarına dönelim mi; ne dersiniz?

Viyana’ya hoşgeldiniz!

Snitzel, Freud, Mozart, Hapsburglar, opera, sanat, kahve ve daha fazlası… Tüm bunların sahibi olan şehir.

Viyana’da yapmanız gereken ilk şey hiç bir araca binmeden önce şehri yürüyerek gezmek. Bunu yapmazsanız çok şey kaçırabilirsiniz.

Zarif kahve evleri, muhteşem klasik müzik konserleri, kolay ulaşımıyla büyülü Viyana, dünyanın en yaşanabilir şehirlerinden olmayı hak ediyor.

Viyana’yı ilk kez ziyaret edenlerin bilmesi gereken birkaç basit şey var. Öncelikle çok güvenli bir şehir. Dakik çalışan ve hemen hemen her yere ulaşabileceğiniz otobüs, tramvay ve metro ağı var. O sebeple nerede kalacağınızın çok da önemi yok. Merkezde otel bulacağım diye harap etmeyin kendinizi.

Viyana çok ucuz bir şehir değil. O yüzden kalacağınız gün sayısına göre, müze girişi ve ulaşım seçeneklerini içeren seyahat kartlarını tercih edebilirsiniz.

Çok miktarda restoran ve kafe seçeneği var. Snitzel, ApfelStrudel ve elbette Viyana kahvesi denemelisiniz. Detaylar tabii ki olacak.

Şehrin tüm binaları bakımlı ve düzenli. Fotoğraf çekmek, lezzet peşinde koşmak veya tarihi yerler görmek… Sonuç olarak her türlü gezgin için cazip bir şehir olduğunu söylemek doğru olacak. Başlayalım mı ne dersiniz?

DemelCafe iyi bir başlangıç olabilir

Şehrin hangi bölgesinde olursanız olun tek vasıtayla 1. bölgeye yani şehir merkezine gelebilirsiniz. Öğle ve akşam yemeği arasında yapılacak en güzel şey… Melanj ve ApfelStrudel eşleştirmesi. Bunun için koştur koştur gittiğim “DemelCafe” Habsburg döneminde Kraliçe Elisabeth, nam-ı diğer adıyla “Sisi” bu kafenin pasta ve kurabiyelerini çok severmiş. hergün özel sepet hazırlanıp yollanırmış. Zaten pastane de sarayın iki sokak aşağısında bulunuyor.

Schönbrunn Sarayı

Viyana’nın en çok ziyaret edilen turistik mekanı.  Maria Theresa’nın saltanatı döneminde hanedanın yazlık ikameti olmuş saray, Unesco Kültürel Miras listesinde. Sarayda 1.441 oda bulunuyor. Sarayı bir kaç saatte detaylıca gezmek mümkün değil. Sesli rehber almanızı tavsiye ederim.

Arka bahçeye çıktığınızda karşı tepede gördüğünüz Zafer Takı (Gloriette) Viyana’nın en eşsiz manzaralarından birini sunmakta. Ayrıca içerisinde bir de kafe bulunuyor. Bknz: CafeGloriette

Labirent parkta, yeşillikler içerisinde keyifli bir yürüyüş yapabilir, fotoğrafla da ilgileniyorsanız hoş kareler yakalayabilirsiniz.

Sarayda ayrıca; Park ve Bahçeler, Neptün Çeşmesi, Palmiye evi, Schönbrunn Ahırları, Hayvanat Bahçesi, Saray Şapeli ve Çocuk müzesi bulunuyor.

Uzun saatler geçirdiğiniz se ve restoran bulunuyor. Ayrıca oldukça fazla hediyelik eşya çeşidi var. Kitap ve müzikle ilgili de birçok ürün bulabilirsiniz.

‘CafeLandtmann’ aklım sende kaldı

Bütün gün müze gezdikten sonra güzel bir kahve ile yorgunluk atmam lazımdı. “Mont Blanc” adındaki içi vişneli, dışı kestaneli pastayı tatmak hayaliyle CafeLandtmann’a doğru yola koyulduk. Belediye Sarayı’nın hemen yanında yer alan kafe, karşıdan dış görünümüyle bile bize yeterince fikir vermişti aslında. Oldukça kaliteli bir kitlenin gitmeyi tercih ettiği mekan, pastalarıyla da ışıl ışıl görünüyordu gözüme. Mont Blanc yemek istediğimi söylediğimde sadece kışın olduğunu öğrendim. kısa bir hüsrandan sonra içeri girip kendi pastamı görerek seçmek istedim.

Ve bingoo… Mozart pasta doğru bir seçim oldu.

Avusturya Milli Kütüphanesi

Avusturya Ulusal Kütüphanesi Devlet Salonu, dünyanın en görkemli tarihi kütüphanelerinden. Salonda 200.000 den fazla değerli kitap bulunmakta.

Albertina

En büyük Habsburg konutu olan Albetina, şehrin göbeğinde yer almakta. Kalıcı ve geçici birçok serginin olduğu Albertina’daMonet, Picasso, Raffael ve Bruegel ile tanışma fırsatınız olabilir.

Figmuller’de akşam yemeği

Gitmeden önce yaptığım araştırmalarda Figmüller’desnitzel yemek için mutlaka rezervasyon yaptırmak gerektiği bilgisi vardı. İlk akşam bu sayede rahatça şnitzelimizi yerken eşlikçisi patates salatasının da keyfine vardık. Kabul ediyorum çok turistik bir yer. Fakat snitzelleri çok güzel.

İkinci akşam için rezervasyon yaptırmamış olsak da biraz bekleyerek Lugeck‘te akşam yemeği yiyebileceğimizi düşünmüştük. Hesapladığımız gibi olmayınca rotayı 3-5 sokak ötedeki GasthausPoschl‘eçevirdik. 1 saatten evvel yer olmayacağını söylediklerinde güzelim tabakların önünden geçerek CafeCentral‘e doğru yola koyulduk. Çok beklemeden masamızda yer aldık. Buranın yoğunluğu akşam yemeğinden ziyade gündüz tatlı ve kahvede sanırım.

Gulaş ve geleneksel Avusturya yemeği olan Tafelspitsz sipariş ettik. Gulaş için söyleyecek sözüm yok fakat Tafelspitz bana açıkçası umduğumu buldurmadı.

Dev Dönme Dolap

Avrupa’nın en eski dönme dolabı Prater Eğlence Parkı’nda. Vagon şeklindeki bölümlerinden Viyana’daki en güzel manzaraya kavuşabilirsiniz. Dönme dolaba bu kadar rağbetin asıl sebebi aslında Holllywood’muş. Birçok filmde arka planda kullanılan görkemli dönme dolap, sonraları şehre gelenler tarafından ziyaret edilmeye başlamış.

Aslında lunapark, üniversite öğrencilerinin keyifle vakit geçirdiği bir park içinde. Ben de büyük bir hevesle gittiğim dönme dolaba o gün yapılan bir festival yüzünden binemedim.

Neyse… Viyana’ya tekrar gelmek için bir sebebim daha oldu deyip geçelim.

Central Friedhof

Avrupanın en büyük ikinci mezarlığı. “Ee bize ne bundan” diyebilirsiniz; söyleyeceğim tabii ki…

Mozart, Bethoven, Strauss, Bach, Brahms gibi birçok meşhur burada uyuyor. Mezarlıkta neredeyse Viyana’da yaşayan canlı sayısından daha fazla insan gömülü. Sizce de çok ilginç değil mi? Bence çok enteresan.

Sanat Tarihi Müzesi

Çok zengin bir resim koleksiyonuna sahip olan bu müzede duvarlara bakmaktan boyun ağrısı yaşayabilirsiniz. Mısır ve Yakın Doğu dışında Yunan ve Antik Roma koleksiyonlarını da görebilirsiniz. Sergilenenler dışında müzenin kendi yapısı bile tek başına görülmeye değer. MuseumQuartier alanında ayrıca Doğa Tarihi Müzesi de ziyareti hak ediyor.

Belvedere Sarayı

Belvedere, UNESCO’nun miras alanı. İki bölümden oluşan sarayı birbirine bağlayan bahçeler bulunmakta. Sadece sarayın bahçelerini gezmek istiyorum deseniz, bu bile bir gününüzü alabilir. Üst Belvedere, GustavKlimt’in koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. Hani şehrin her yerinde hediyelik eşyalara desen olmuş “Öpücük” tablosu var ya, işte onun ressamı.

Ayrıca dönemsel birçok sergi de var. Artık hangisine denk gelirseniz.

Naschmarkt

Dünyanın dört bir yanından gelen egzotik yiyecekler ve baharatların yanında her çeşit meyve, sebze ve şarküteri ürünleri bu açık pazarda.

Alan içinde keyifle brunch yapabileceğiniz birkaç tane restoran var. İsim vermeye gerek görmedim. Zaten mutlu bir şekilde oturan insanları görünce nerede oturacağınıza hemen karar vereceksiniz.

Hafta sonu çevre şehirlerden gelenlerle daha da yoğun olabiliyor. Çeşit çeşit zeytinler, peynirler ve taze pişmiş ekmekler tezgahların önünden geçerken tatmanız için size uzatılacaktır.

Kahlenberg

Merzifonlu’nun çadırını kurduğu Kahlenberg Tepesi.

Sebebi ister Taş köprüden geçişi engellemeyen Kırım Hanı olsun. Ya da Osmanlı ordusunda bulunan Hıristiyan suvarilerin düşman saflarına geçmesi olsun… Her ne olursa olsun, tarih Viyana’nın Osmanlı geçmişine büyük bir zafer olarak yazılmasına izin vermemiş.  Neyse konuyu dağıtmayalım bu uzun ve detaylı bir mesele.

Kahlenberg’e şehir merkezinden toplu taşımayla rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Orman içinden kıvrılarak tepeye varan yol size kısa fakat keyifli bir seyahat sunacak.

Tepeye vardığınızda beklenen güzellik tam karşınızda. Tüm Viyana ve Tuna nehri…

Papa’nın kıyafetleri, bir camekanın içerisinde Kahlenberg Kilisesi’nde sergilenmekte. Tabii, meşhur kırmızı ayakkabıları da…

Grinzing

Viyana’ya dönmeden uğramanız gereken bir yer daha var. Bağlarıyla meşhur Grinzing. Eski bağ evleri ve bahçelerinin retorana dönüştürüldüğü bu şirin kasaba, otantik mekanlarıyla turistler için çok cazip. Grinzing’de bir restoranın bahçesinde yeşillikler içinde birkaç saatinizi geçirmeniz mümkün.

Gitmeden önce Tuna Nehri kenarı

Her Avrupa şehrinde klasiktir değil mi? Şehrin ortasından bir nehir geçer, üzerinde köprüler, kenarında kafe ve restoranlar. Sanki Tuna başka bir şey katmış Viyana’ya. Özellikle sabah saatlerinde başka bir ışığı var. Nehir kenarında şansımızı sabah kahvaltında denedik. Motto am Fluss kahvaltı için çok doğru bir seçim oldu. Nazik servis elemanları, lezzet ve kalite. Bunların hepsine güneşli bir havada nehir kenarında olmak da eklenince gerisinin hayali için burada satırları bir süreliğine size bırakıyorum.

Hadi gel bu güzel şehri birlikte uğurlayalım…

Her gezi sonrası dönüşümde bir kıymetlim daha oluyor. Onu da alıp diğerlerinin yanına koyuyorum. Zihnimde, ara ara bir fotoğraf albümünün sayfalarını çevirir gibi her seyahatimi gözden geçiriyorum.

Kimilerine göre uçucu, kimilerine göre tesiri bir yere kadar sürer. Bana göre ise üst üste koyup üzerine çıktığım tuğlalar gibi varıp da döndüğüm yerler.

Her yeni yükseltide başka ufuklar görüyorum.

Sevgiyle…

 

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2018 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account