Malezya’da kedilerin şehri Kuching’ten merhaba!

Malezya’da kedilerin şehri Kuching’ten merhaba!

Güneydoğu Asya’nın şahanelerinden Malezya, şaşırtan, gizemli bir ülke. Adımınızı her atışınızda farklı bir deneyim sizi karşılıyor. Gezginler için ideal. Doğa severler içinse paha biçilmez zenginlikte. Bu hafta Sarawak Eyaleti’nde yer alan Kuching ve yakın çevresini keşfediyoruz. Burası tam bir kedi cenneti.

 Gizemli Malezya’nın, gizemli eyaleti Sarawak

Sarawak Eyaleti, Malezya’yı oluşturan ya da meydana getiren diyelim, 14 federe devletten birisi. Sarawak, Borneo Adası’nın kuzeybatısında. Eyaletin başkenti Kuching şehri. Kelime anlamı ‘kedi’. Zaten kentin birçok noktasında rengarenk kedi heykellerini görebilmek olası.  Kuching Havaalanına inerken dikkatinizi yılan gibi kıvrıla kıvrıla ilerleyen bir nehir çekiyor. Bu nehrin adı Rejang. Endonezya sınırındaki dağlardan Güney Çin Denizi’ne kadar 563 km yol kat eden ülkenin en uzun nehri bu. Rejang ve kolları sizi yağmur ormanı kabilelerine ulaştıracak önemli bir bağlantı da sağlamakta. Kuching’te bol alternatifli bir seyahat ya da gezi bizleri beklemekte zira Bako National Park’ta yapılan nehir gezileri ve yürüyüşü arasında Kuching’den yalnızca 40 dakika uzaklıkta bulunan Santubon ve Damai’deki plajlarda güzel zaman geçirebilirsiniz. Doğu Sarawak’taki Niah ya da Mulu mağaraları da şahane bir olasılıktır.

Sağım, solum, önüm, arkam kedi

Kedilerin şehri olarak biliniyor. Sarawak’ın başkenti olmasının yanısıra Malezya’nın da dördüncü büyük şehri. Şehir Doğu Malezya’da Borneo Adası’nın kuzeybatısına düşüyor. Neredeyse her yerde kedileri ve bol bol kedi heykellerini görebiliyorsunuz.. Burası Doğu Malezya’nın diğer büyük şehirleri olan Miri, Kota Kinabalu ve Sandakan’dan farklı olarak II. Dünya Savaşının yıkımından kurtulmuş ve sömürge dönemi çekiciliğini korumaya devam etmiş. Aslında eski dünyanın cazibesini koruyan, son derece romantik bir geçmişi var diyebilirim. Kuching, kıvrım kıvrım akan Sarawak Nehri üzerine kurulu. Dolayısıyla her şey nehrin akışına göre dizayn edilmiş. Nehir kenarlarında ve yakınlarında kalabalık sokaklar, yerel el sanatları satan süslü tapınaklar, pazarlar, tarihi binalar ve geleneksel Çin dükkanları ve evler dikkatimi çekiyor. Elbetteki her bir köşede kedi figürü. Kentin önemli bir bölümü, Çinli ve Hintli tüccarların bulunduğu güney kesiminde. Burada oteller, tarihi binalar, sömürge dönemi yapıları da bulunmakta. Yani geçmişin kalıcı izlerinin görüldüğü yer aslında bu güney tarafı. Beyaz Racalar’ın yaptırdığı konutlar ve kale de kuzey kıyısında yer alıyor.

 Süslü kubbeler ve görkemli yapılar burada

Kuching’te dikkat çekici biçimde çok fazla süslü ve kubbeli yapılar dikkat çekiyor. Sanırım Malezya’nın başka hiçbir şehrinde bu kadar zarif ve görkemli yapıyı bir arada bulamazsınız. Kent silüetinde minareli ve kubbeli, süslü tapınak çatıları, kilise kuleleri ve modern ve sömürge dönemi karışımı binalar fazlaca görülmekte. Kuching’in 1839’da, raca unvanını alarak Sarawak hükümdarı olan Sir James Brooke tarafından kurulduğu düşünülürse bu yapıların geçmişinin nereden geldiğini de daha iyi anlarız. Şehrin yeşili bir hayli fazla. Tropikal iklimin etkisiyle yağan yağmurlar son derece etkili elbette bu yeşil oluşumunda. Santubong ve Matang dağları da varlığıyla sürekli olarak kendisini hissettirmekte. Kuching’te sömürge döneminden kalan yapıların bir hayli fazla olduğunu belirtmiştim malum. İşte bunlar arasında 1930’ların neo-klasik tasarımı ve sütunlarıyla öne çıkan “Pejabat Pas Besar” yani “Merkez Postanesi” ve Adalet Sarayı özellikle dikkat çekmekte. 1858’de  Charles Brooke tarafından, bir Alman Lutherci misyonunun eski binasından dönüştürülmüş Adliye de diyebileceğimiz Adalet Sarayı. Bu bina 1973 ‘e kadar Eyalet Meclisi’ne de ev sahipliği yaptı. Binada bir de saat kulesi bulunmakta. Bu kule de 1883 ‘te eklenmiş. Her saat başı çalarak zamanı hatırlatan çan Kuching’te en çok bakılan saatlerin başında gelir elbette. Binanın hemen önünde “Charles Brooke Memorial” Anıtı gözünüzden kaçmasın. Zaten kaçması imkansız. Altı metre boyundaki bu heykel ikinci beyaz raca anısına 1924’te buraya yerleştirilmiş.

Saraylar, tapınaklar…

Square Tower önem arz etmekte. Bu yapı hayli ilginç ve çok da akılda kalıcı açıkçası. Zira beyaz bir küp benzeri bir eser. 1879 yılında Victoria döneminde inşa edilmiş. Nehrin karşı kıyısında aynı yıl da “Fort Margherita” dikilmiş. Öyküsü de hayli dikkat çekici zira burası başlangıçta bir hapishane olarak kullanılmış ve bu yüzden de içinde zindanları bulunmakta. Hapishanenin ardından kale haline getirilmiş sonraların da dans salonu olarak kullanılmış. Kule son derece küçük. Malayca saray anlamına gelen Astana binası karşısında ki Sarawak nehri üzerine kurulu Waterfront’un batı ucundadır desem tam lokasyonunu vermiş olurum.  Tua Pek Kong Temple, Abdul Rahman Caddesi’nde bulunuyor. “Siew San Teng Temple” olarak da bilinmekte. En önemli özelliği şehrin en eski yapısı olması. Budistler’in düzenlediği bazı festivallerde bu tapınak, merkez olarak kullanıldığından bir hayli hareketli oluyor. Günümüzde de ibadete açık olduğundan dolayı rahatça gezme imkanımız var.

Devasa kedi heykeli dikkat çekiyor

Kuching şehrinin isminin kelime anlamı, Malay dilinde “kedi” demek malumunuz. Bu yüzden şehir “kedi şehri” olarak bilinir. Kedi heykelinin en hasını görmek istiyorsanız, şehir merkezindeki Jalan Tunku Abdul Rahman ve Jalan Abell Caddeleri üzerindeki kedi heykelini görmelisiniz. Heykel, Ağustos 1988’deki “Hari Bandaraya” yani “Şehir Günü Kutlamaları” için yapılmış. Bu özel kedi heykeli, her festival sezonu için ayarlanmış olan farklı temalar için giydirilmekte. Mesela “Ben Hari Raya Festivali” sırasında, kedi heykeline geleneksel Malay giysileri giydiriliyor. Öte yandan, Petra Jaja’daki, Kuzey City Hall’ün zemin katında da bir kedi müzesi varlığını sürdürmekte. Mekan, Bukit Siol tepesi üzerinde. Müzeyi görmenizi öneririm zira kedilerle ilgili gerçek görüntüler ve eserler, ilk olarak 1987 yılında Kuala Lumpur şehrinde açılmış ve daha sonra ise bütün görüntüler Kuching şehrindeki bu müzeye aktarılmış. Buradaki Mısırlı mumyalanmış bir kedi dikkatinizi çekecektir.

Malay, Çinli ve Hintli bir arada

Jalan İndia, şehrin tam da merkezidir diyebilirim. Sokak aslında “India Street” olarak da biliniyor. 1992 ‘de açılmış. O zamanlar Çinliler tarafından çalıştırılan Hint dükkanları: günümüzde de sokakta faaliyetlerini sürdürmekte. Zaten kentin en işlek caddesi hangisi diye sorduğunuzda buranın adını vereceklerdir. Kuching’e dair ne varsa burada bulmanız mümkün. Baharatından giyime kadar son derece çeşitli ürün barındıran renkli bir cadde burası.  Kentin bu bölgesinde 1850 yılı yapımı Sarawak Eyaleti’nin en eski Hint camisi “Masjid India” da bulunmakta. 1968’de yılında inşa edilen “Kuching Mosque” camisi ise biraz daha batıda ve pazar yerinin yanında yer alıyor. Bu arada şehrin büyük pazarı olan “Pasar Besar” da nehir kıyısındaki Jalan Gambier Caddesi üzerine konumlanmış durumda. Bu pazar da son derece renkli. Mesela kümes hayvanları ya da taze balıkları burada bulabilmeniz mümkün. Çinli işletmeleri, kafe ve restaurantları ya da el sanatları dükkanlarını arıyorsanız Jalan Padung Caddesi’ne gitmenizi öneririm. Özellikle kauçuk sanayinin altın döneminin yaşandığı 1920-1930’lu yıllar arasında inşa edilmiş bir cadde burası. Şehirdeki modern binalar arasındaki bu geleneksel Çin ve Hint mağazaları Asya’nın tüm özgünlüğünü sunması açısından hayli önemli. Bir taraftan da Jalan Palm Caddesi’ndeki “Pazar Mingy” de dikkat çekici renkliliktedir. Hatta daha da renklidir. Öyle ki cumartesi günleri geç saatte açılıp ve pazar günü sabahına kadar süren bir coşkuyla canlılığını devam ettirir. Taze sebze ve meyveleri, el işi ürünleri, ormandan tutulan kertenkeleleri, yarasaları, maymun ve kaplumbağaları da burada görebilir ve hatta satın alabilirsiniz.

Astana, Malayca’da ‘Saray’ demek

Astana daha öncede belirttiğim gibi Malayca’da “Saray” anlamına gelmekte. 1870 yılında Raca Charles Brooke tarafından inşa ettirilmiş ve Brooke Ailesi’nin konutu olarak da kullanılmış. Astana ve Fort Margherita’yı ziyaret etmek için feribot ile Sarawak Nehri’ni geçmek gerekmekte. Bu yapı hayli ilginç çünkü tek bir çatının örttüğü üç bungalovdan oluşmakta. Tuğla sütunlarla desteklenen konutta, bir kütüphane ve Brooke Ailesi’nin eşyalarından oluşan bir de koleksiyon bulunmakta. Zemin kat, bir zamanlar Beyaz Racalar’ın ev sahipliği yaptığı bahçe partilerinin mekanıymış. Aynı zamanda II. Dünya savaşında Japon savaş esirlerinin gözaltı merkezi olarak da kullanılmış bu yapı. Günümüzde ise Kuching Yang Di-Pertua Negeri’sinin yani valinin resmi konutu olmuş. Fort Margherita ise Astana’nın sağından tepeye doğru çıkan yol, Muzium Polis’in bulunduğu Fort Margherita’ya ulaştırıyor sizi. Charles Brooke, beyaz kuleli gösterişli kaleyi bir Ortaçağ İngiliz kalesi tarzında inşa ettirmiş ve yapıya karısı Margaret’in adını vermiş. Kale, Sarawak nehrini korumak için 1879 yılında inşa ettirilmiş. Nehirden şehre doğru uzanan mükemmel bir manzaranın gözler önüne serildiği kale, 1971 yılında bir polis müzesine dönüştürülmüş ancak 2004’te kapatılmış. Nehirde tekne gezisi yapmak gerek ve şart bana kalırsa. Hatta olmazsa olmazlardan. Küçük ve rengarenk bir tambang ile nehir boyunca yapılan bir seyahat, Güneydoğu Asya’daki en büyük nehir yolculuklarından biri olacaktır, buna emin olun. Bu arada nehrin güney tarafından bulunan “Round Tower” diğer bir sömürge dönemi binası olarak göze çarpıyor. Jalan Tun Abang Haji Openg üzerinde yer alan yapı, 1880’lerde inşa edildiğinde dispanser olarak hizmet vermesi düşünülmüştür.

Sarawak Müzesi’ni görmeden sakın gelmeyin

Sarawak Museum da ender görülen özelliklerdeki müzelerden. Zira Güneydoğu Asya’nın en iyi halk sanatları ile bitki örtüsü ve hayvan toplulukları koleksiyonlarından birini barındırmakta. Müze, yoldan geçen bir tüp geçitle bağlanan eski ve yeni kanatlar arasında bölünmüş. 1891’de Normandiya kent evi tarzında inşa edilen ilk kanat, Sarawak’ın zengin tarihine ve çeşitli kültürlerine ayrılmış. 1983 yılında tamamlanan yeni kanat ise Niah mağaralarındaki ilk insan yerleşimcilerinin rekonstrüksiyonu gibi arkeolojik sergiyle ilgi çekiyor. Zemin katta: yaban hayatı örnekleriyle Sarawak faunasına adanmış bir galeri bulunuyor. Batı kanadında ise Sarawak petrol endüstrisinin tarihi hakkında bilgiler verilmekte. Birinci katta ise çeşitli etnografik eserler, geleneksel longhouses, müzik aletleri, balık ve hayvan tuzakları, el sanatları, tekneler ve diğer nesneler sergilenmekte. Müzenin arazisinde “Aquarium” ve “Botanic Gardens”in yanı sıra, II. Dünya Savaşında hayatını kaybedenlerin, Komünist Olağanüstü Durum’un ve Endonezya ile yapılan savaşın anısına dikilen “Heroes Memorial” bulunmakta.

İslam Müzesi öğretici, farklı bir müze

“Muzium İslam” (İslam Müzesi) Sarawak Müzesi’nin yeni kanadının hemen yanıbaşında.  1992 yılında açılan müze, aslında bir Malay Üniversitesi ama günümüzde İslam Kültür ve din unsurlarını içeren yedi galeriden ibarettir. Bu galeriler: Sarawak İslam Tarihi, İslam Mimarisi, Bilim-Teknoloji-Ekonomi-Eğitim ve Edebiyat, Müzik, Kostüm ve Kişisel Süsler, Silahlar, Dekoratif Sanatlar ve Kuran-ı Kerim koleksiyonundan oluşmakta. Bir totem direği, reislerin boynuz gaga tüylü başlıkları ve kafatası avı kurbanlarının kafatasları ile tamamlanan, yeniden inşa edilmiş bir “İban Uzunevi”, Long Nawang’daki uzunevlerden birindeki örneğe dayanılarak yeniden yapılan “Kenyah Yaşam Ağacı duvar resmi”, hastalıklara karşı nazarlık işlevi gören ve hayvanları tuzağa düşürmekte kullanılan “Melanau bezbebekleri, Kelabit “ kabilesinin boncukları ve Alfred Russel Wallace’in kapsamlı böcek koleksiyonundan örnekler eski kanadın dikkat çekici sergileri arasındadır. Yeni kanatta ise Hindu ve Budacı heykellerine, Çin-Tayland-Japonya ve Avrupa ürünü seramik ve pirinç eşyaları ile kuşlara ve yarasalara ev sahipliği yapan, etkileyici “Niah Caves” in bir replikasına rastlayabilirsiniz.

Orangutanlar candır

Sarawak’taki iki büyük merkez, orangutanların bakımıyla ilgileniyor. Semenggoh Orangutan Sanctuary’de ormanda yaralanan veya öksüz bulunan vahşi hayvanlar bakılıyor. 1975 yılında kurulmuş. Merkezde farklı türlerden ve tehlikede bin memeli, kuş ve sürüngen bakımı yapılmıştır. Ancak, merkezi ünlü yapan orangutanların rehabilitasyon programı olmuş. Burada birçok orangutan başarıyla orman rezervi içine doğal hayatlarına salınmış. Bunun sonucunda da Semenggoh’un rolü değişmiş ve günümüzde orangutan biyoloji ve davranış çalışmaları yanı sıra birçok yabani orangutan burada rehabilitasyon programına tabii tutulmuş. Burada olgun ve bebek yarı vahşi orangutanları görebilirsiniz. Matang Wildlife Centre’da da orangutanlara bakılmakta. Genç orangutanlara vahşi hayatta nasıl kalabilecekleri öğretiliyor. Fakat orangutanlardan farklı olarak sambar geyik, timsah, güneş ayıları, misk kedisi ve kediler, kartallar, leylekler ve üç büyük kuşhane de bulunur.

Sarawak Kültür Köyü

Efsanevi Santubong Dağı yanındaki 7 hektarlık alana yayılmış. Mutlaka görünüz. Sarawak kültür ve mirasını muhafaza etmekte. Kuching’e 35 km uzaklıkta. Sarawak yöresinin önemli ırksal gruplarının mirasını tasvir eden, yaşayan bir müze. Köy, 14 dönümlük tropikal bitki örtüsü içinde, farklı etnik gurupların kendi yaşam tarzlarını canlandırmasıyla gündeme gelmekte. Ziyaretinizde yerlilerin kültürel performanslarına şahit olabilir, şarkılar dinleyebilir ve dans gösterileri izleyebilirsiniz.

 

 

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2019 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account