Kuzey Afrika’da Fas’ın beyaz, egzotik şehri Tanca

Kuzey Afrika’da Fas’ın beyaz, egzotik şehri Tanca

Müslümanlar’ın, Yahudiler’in ve Hristiyanlar’ın birbirlerinin işine karışmadan bir arada yaşadığı kısaca her sosyal ve etnik grubun kendi kimliğini koruduğu açık bir şehir olan Tanca’da İspanyolca ortak lisandır.

Kuzey Afrika sahilinde bulunan Fas şehiri Tanca, Cebelitarık Boğazı’nın öteki tarafında, bir tepenin yanında, eski şehire (Medine) çok yakın bir yerde konumlanmıştır. Yakın mesafede olduğundan yorulmadan rahatça hareket edip etraftaki yerleri görebilirsiniz.

Burayı tanımak için gezinizin başlangıç noktası olarak 9 Nisan Meydanı’ndan (Büyük Çarşı Meydanı) başlamanızı tavsiye ediyorum. Bir zamanlar büyük bir çarşı olan bu yer, halkın buluşma noktası olan şehrin en büyük meydanlarından biri olup, ismini V. Muhammed’in Fas’ın Fransızlar’dan ayrılıp bağımsızlık savunması yaptığı konuşmasınının tarihinden almıştır.

TARİHİNDEN BAZI KESİTLER

Şehir, Anadolu’da birçok yerleşim yeri kuran Fenikeliler tarafından M.Ö.1600’lerde Tingis ismi ile tam Cebelitarık Boğazı içinde kurulmuş olup, ismini mitolojiye göre Herkül’e aşık ve Avrupa’yı Afrika’dan ayırmak için Cebelitarık Boğazı’nı açan tanrıçadan almıştır.

Tanca, Ceuta ve Melilla (Son ikisi İspanya’nın halen Kuzey Afrika toprağındaki iki şehridir.) ile birlikte çok uzun süre Endülüs Halifesi III. Abdurrahman idaresi altında kalmış sonra “Beyaz Şehir” takma adıyla 1026 yılında Müslüman Malaga Krallığı’na geçmiştir; İspanya’da Endülüs Egemenliği 1471’de sona erdikten sonra 1661’e kadar İspanyol ve Portekiz egemenliğinde kalıp, daha sonra Birleşik Krallık egemenliği altına girmiştir.

1700’lerde İngilizler limanı kurduktan sonra, yerel halka getirdikleri Yeşil Çay kullanımını öğrettiler, zamanla buna nane karıştırılarak Fas’ın milli içeceği olan  “Naneli Çay” doğdu.

Limanın yapılma amacı burayı ticari bir şehir haline getirmekti. Bunu gerçekten başardılar, daha sonra buraya gelen Portekizliler bu limanı surlarla çevirirken, gelen her millet halen ayakta kalmakta olan birçok anıt, bina vb. eserleri şehire kazandırdılar.

1786 yılında Fas’ın Diplomatik Başkenti olan Tanca’da ilk önce İspanya Konsolosluğu, daha sonra ABD’nin yurt dışında ilk delegasyon merkezi açıldı. 1821’de Sultan İsmail’in ABD ile yakınlaşması ile oldukça rahatsız olan Fransızlar 3 yıl sonra ABD Elçiliğini bombaladılar.

Avrupa’da artan politik tansiyon, birçok siyasal gerilimler ve milliyetçilikler, totaliterliğin oldukça yerleşmesi, milliyetçilikle kaplı askeri tırmanışları kışkırtacak ve sonunda Afrika, Avrupa güçlerinin büyük kolonisi olacaktı. İngiltere, Fransa, Almanya, Belçika gibi ülkeler topraklarını paylaşıp yeni ülkeler yaratacaklardı. Sonunda Tanca’nın konumu, şehri Fas için önemli bir ticari merkez ve Avrupa diplomasisinin kalbi yapar. 1905’te II. Kaiser Wilhelmin Fas bağımsızlığının sürekliliği yanında yer alması uluslararası bir krizin doğmasına yol açtı.

20. yüzyılda, Avrupalı ve Batılı güçlerin tüm gözleri buraya çevrildi, artık hiçbiri Fas’ın siyasi ve ticari kontrolü altında olmaya istekli değillerdi. 1923’de Belçika, İspanya, ABD, Fransa, Hollanda, Portekiz, İngiltere ve SSCB karşı kıyıdaki İspanyol şehri Algeciras’taki konferansta Tanca’nın “Uluslararası Bölge / Şehir” olması konusunda uzlaştılar. 1940’ta Paris’in Naziler tarafından işgal edilmesini diğer ülkeler kabul etmezken sadece İspanya razı oldu, Akabinde Franco’nun askerleri Tanca’yı işgal etti. 1945’te Almanlar Paris’i terk edince Franco Tanca’dan çekilme kararı aldı ve giderken  Tanca’yı “Açık Şehir” olarak ilan etti.    

                                   

BİR ZAMANLAR HERKES İÇİN BİR SIĞINAKTI

İlk başta 1930’lardan itibaren bir vergi cenneti olması, 60’lara kadar süren 30 yıl boyunca şehir, yazar, entelektüeller, artistler, çılgın seks partileriyle eksantrik milyonerler, casuslar, dolandırıcılar, spekülatörler, hilebazlarlar, kanun kaçakları, gangasterler, politikacılar, kendi kimliklerini saklayanlar ve mondan hayat düşkünleri için adeta mutlak özgürlüğün çölde sığınılacak bir vahası haline geldi.

O yıllar Tanca’yı sunduğu ucuz, rahat, basit ve olabildiğince limitlerin ötesinde dilediğince özgür yaşanabilir hayat şartlarının sınırsız uyuşturucu, ucuz alkol, fuhuş ve dileyenin istediği gibi özgür bir seks hayatı yaşayabilmesiyle birlikte harmanlanıp bir cazibe merkezi haline getiriyordu. Bundan dolayı Tanca bu şekilde yaşam tarzını seçen tanınmış ve her biri değişik sosyal statüden olan batılı şahsiyetler tarafından adeta işgal edildi.

Tanca’nın bu özel statüsü, Fas 1956 yılında bağımsızlığını ilan ettiğinde, Fransa’nın işgal ettiği topraklardan çekilmesiyle başlayıp Fas’ı ilhak süresinin 1960’da bitmesiyle sonlanır.

GÜNÜMÜZDE TANCA

Tanca tarihsel açıdan 8. asırda başlayan Arap-Müslüman devrinden itibaren İspanya’ya bağlıydı. Bundan dolayı bolca İspanyol izlerine rastlanır. Konum itibariyle bir ticari liman, Afrika’ya bir giriş kapısı, çeşitli kabileler tarafından temsil edilen Kuzey Africa kültürü ile Avrupa kültürlerinin bağlantısıydı. İşte bütün bu nedenlerden  ötürü bu şehirde bolca İspanyol izlerine rastlarsınız. Mesela konuşma lisanlarından biri halen İspanyolca’dır.

İspanya Tanca’yı Fas‘ın bağımsızlığını ilan etmesi üzerine terkeder. Şehir artık Franco’cu rejimi ilgilendirmemektedir, zamanla ne geriye dönmek ne de şehir hakkında bir şey duymak isterler, İspanya sanki kendi mevcudiyetini tarihe karışsın gibi bir tutum izledi.

İngiltere ve Fransa mevcudiyetlerini biraz daha koruyabilseler de, egemen Kral II. Hasan batılıların izlerini silmeye çalışıp hepsini buradan kovup Fas’ın güneyinden şehir kültürüne tamamen uzak insanları buraya getirdi. Artık sıra şehrin büyüyüp gelişmesindedir.

Günümüzde Tanca’nın 40 ile 60’lı yıllar arası o meşhur eski cazibesi ve atmosferini hala bulacağınız yerler halen mevcut olup, insanları buraya çekmeye devam etmektedir.

Bir zamanlar “Günahkarlar Şehri” diye bilinen Tanca, (hesapta) Fas’ta yasak olmasına rağmen dünyanın en önde gelen Gay Club’ları ve LGBT’ler için olan otelleriyle ünlüdür. Bu açıdan Tanca şehri, halkı Müslüman olan bir ülkenin, bu konuda birçok batılı şehirden daha ileridir.

Tanca, günümüzde Rabat’tan sonra ülkenin en gelişmiş ikinci yeri olma özelliğini 1999’da Kral VI. Muhammed’in çok büyük paralar harcayarak geleceğe dönük bir şehir yaratmak amacıyla büyük yatırımlar hamlesine borçludur.

1 milyonluk nüfusuyla Tanca, isimleri Medina ve Kasbah’sı ile Yeni Şehir diye 2 ayrı  bölgeden oluşmaktadır. Bu ayrımın farkına yer Eski Liman kıyısındaki tarihi bölgede varırsınız.

Tanca bütün renkleriyle sokakta yaşar, bunun başlıca nedeni hem hayat tarzının böyle olması hem de halkın bütün gün ayakta  (özellikle Medina’da) olmasıdır.

TANCA’DA GEZERKEN NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ?

Euro ve dolar ile ödeyebilmenize rağmen, mutlaka yanınıza biraz lokal para olan Fas Dirhem’i alın derim.

Taksicilere asla güvenmeyin, turist gördüler mi normal fiyatın çoğu zaman 4/ 5 mislisini istiyorlar; uyanık olun mutlaka pazarlık yapın ısrar ederlerse yürümeye devam edin göreceksiniz verdiğiniz ücreti kabul edeceklerdir.

Bazen, Tanca’da bindiğiniz taksinin şöförü içinde müşteri varken yolda başka bir yolcuyu da alabileceğini hatırlatmakta fayda var. Yani bir nevi dolmuş gibi çalışırlar. Böyle bir durumla karşılaşmamak için ücreti asla binişte ödemeyin, eğer yolcu almaya kalkışırsa itiraz edip polis çağıracağınız söyleyin mutlaka faydasını göreceksiniz.

Yolda yürürken eğer müzik çalarak gelen erkek ve kadınlardan oluşan bir gurupla karşılaşırsanız aman ha (izin isteseniz de vermezler) çaktırmadan da olsa asla fotoğraf çekmeye kalkmayın. Hele bir de yanılıp bir hanımın fotoğrafını çekmeye kalkar veya çektiyseniz  şaka yapmıyorum yandınız, başınız belaya girer, bunu asla unutmayın. Bu konunun gideceğiniz her Arap ülkesi için geçerli olduğunu daima hatırlayın.

Çocuk veya bir başka kimseye asla para vermeyin; bundan mutlaka kaçınmalısınız, çarşı girişlerinde daima  benim “Örümcek ler”  diye isimlendirdiğim aynen bizde Kapalıçarşı girişinde, Sultanahmet Meydanı ve Ayasofya önünde turistleri alıp beraber çalıştıkları dükkanlara götürüp kazıklamak için bekleyen yapıştılar mı bırakmayan tiplerden uzak durun, çok rahatsız ederlerse “Noo” diye yüksek sesle bağırın yoksa kurtulmazsınız.

Müslüman da olsanız unutmayın turistsiniz çok güzel ve eski camilere ısrar etmeyin asla giremezsiniz  onları ancak dışarıdan görebilirsiniz. Yanınıza gitmeden önce mutlaka bolca kolonyalı mendil alın derim, zira tur esnasında bazı restoran, cafe vb. hijyen standartının çok düşük olduğu yerlerde epey işinize yaracaktır.

Seyahati ucuza getiriyim düşüncesiyle standartı asla düşük otelleri seçmeyin. Merkezi iyi otellerde fiyatlar pahalı değil buralarda konaklamaya bakın asla pişman olmazsınız.

Ne Tanca’da ne de Fas’ta asla araba kiralayıp gezmeye kalkmayın derim; sebebi hem çok tehlikeli hem de bir sürü problemle karşılaşırınız. Lütfen bunu kulak ardı etmeyin.Tanca şehrini (etraf hariç) doya doya gezmek için 3 gün yeter, eğer CHEFCHAOUEN turu yapacaksanız 2 gün daha ekleyin, CEBELİTARIK için İngiltere vizeniz varsa, günü birlik veya konaklamalı ya tekrar Tanca’ya dönüp ya da İspanya üzerinden Türkiye’ye gelebilirsiniz.

Eğer Kasbah’a yalnız başınıza giderseniz çok dikkatli olmanız gerekir, özellikle surların olduğu kısım ve Medina’ya inen labirent gibi dar yollar daima turistler için riskli yerler olup, soyulma riski vardır. Bunun bilincinde olmanızda fayda var derim. Eğer illa Kasbah’a gidecekseniz ya içinde buranın bulunduğu lokal rehber eşliğinde bir tur alın, ya da taksi ile gidin ve dönün. Ben bir rehber olarak buraya yalnız başınıza ve özellikle  gece asla gitmeyin derim. Caz Müziğinden hoşlananlar unutmayın derim 19 / 22 Eylül arası Tanjazz Festivali var.

TANCA’DA GEZİLEBİLECEK YERLER

1 – MEDİNA (ESKİ ŞEHİR) KISMI

*** Arapça kökenli bu kelime, Bazı Kuzey Afrika ülkelerinde mevcut şehrin Eski Kısmı anlamına gelmekte olup, her şehrin bir Medina’sı bulunur.

Medina son 150 yılda birçok kez Avrupa kültürünün etkisi altında kalıp defalarca yenilenmiş de olsa, eski sokakları ve mekanları ile hala kendine özgü orijinal çekiciliğini muhafaza etmektedir. Bu kısımda başta Avrupalı diplomatlar, batı dünyasının tanınmış isimleri ve Araplar’ın önde gelen şahsiyetleri için yapılmış olan malikaneler, saraylar, oteller, camiler, kiliseler, vakıf binaları  gibi birçok yapı bulunmaktadır.

*** Özel bir tavsiye, Tanca’da birçok manzaralı teras var, bunların içerisinde en güzel manzarası olan efsanevi CAFE HAFA’ya gidip naneli çay içmeden asla dönmeyin.

MEDİNA’DA GEZİLECEK BELLİ BAŞLI YERLERİ

9 NİSAN MEYDANI (BÜYÜK ÇARŞI) VE ETRAFINDA BULUNANLAR

Şehrin ana alanlarından ve halkın buluştuğu bir yer olup, burada karşılaşacağınız önemli eserlerden bazılarını aşağıda yazıyorum…

BAB AL FAHS KAPISI: 9 Nisan Meydanı karşısındadır ve Medina’nın ana girişi olup, Medina’yı gezmek için gelenlerin mutlaka buradan başlama lazım.

SİDİ BU ABİD CAMİ: Asla içeri giremeyeceğiniz bu yerin 1917’de yapılan minaresi seramiktir.

MENDUB SARAYI (FORBES MÜZESİ) VE BAHÇELERİ:  Özellikle bahçeyi gezin, burada 800 yıllık bir Banyan Ağacı ile karşılaşacaksınız. Bu ağaç Hindistan ve Orta Afrika gibi sıcak yerlerde yetişen bir nevi Hint İncir Ağacı’dır, meyvesi yenmez. Bizde mevcut olmayan bu ağaç literatürde “Bilgelik Ağacı”,  “Ölümsüzlük Ağacı” ve “Kimsenin Kesemediği Ağaç” gibi adlarla da tanınır. Selfie yapın, fotoğrafını çekmeden asla dönmeyi derim.

CERVANTEZ TİYATROSU: 1931’de yapılmış olup, sayısız kültürel etkinliklere sahne olmuş, bir zamanlar başta Afrika olmak üzere Tanca’nın da en büyük gösteri merkezidir.

ALCAZAR SİNEMASI: 1923’de ALCAZAR TİYATROSU ismiyle inşa edilmiş bir sinemaydı.

KOLONİ DEVRİ YAPILARI: Bunlar genellikle İtalya, Kasbah, Salaheddin Al Ayoubi ve Tetuan Caddeleri üzerinde yer almaktadırlar.

BAB AL BAHR KAPISI: Tancalı ve turistlerin en çok ziyaret ettiği Cebelitarık’ın çok güzel bir görüntüsünün izlenebildiği şehirde mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir.

KÜÇÜK ÇARŞI  (UFAK MAHMUT PAŞA)

Bir zamanlar günlük hayatın sembolü ve merkezi olan bu yer tamamen labirent şeklinde olup, Bab Al Fahs Kapısından içeri girince başlayan SİAGHİNE sokağının bittiği yerdedir. Bu sokak üzerinde göze çarpan önemli eserlerden bazıları sırasıyla, 19. asırda Tanca Sultanı Mendub’un Büyükelçisi’nin konutu DAR NİABA, Koloni Dönemi öncesi Rönesans stilinde yapılan SHiAGUİN BİNASI, İtalyan Rejisör Bernardo Bertolucci’nin “Koruyucu Gökyüzü ” filmine 1990’da konu olan OTEL FUENTES ve yakınında XVII. yüzyılda Riffi Paşa tarafından yapılan sadece dışını ve minaresini görebileceğiniz BÜYÜK CAMİ olacaktır.

*** Burayı gezerken eğer canınız bir yerde oturup çay, kahve vb. içip, bir şeyler atıştırmak isterse sizlere iki yer önereceğim; birincisi Cafe Tingis, diğeri ise Cafe Central’dir.

AL KASBAH (KASABA)

***Al Kasbah kelimesi Türkçemiz’deki kasaba anlamına denk gelmekte olup, bu Arapça kökenli kelime Kuzey Afrika ülkelerinde aynen bizdeki anlamda kullanılır.

Medina’nın üst kısmında Kale’nin bulunduğu yer, sokaklar, dükkanlar, depolar ve el işi atölyeleriyle doludur. Halkın bir kısmının burada yaşadığı yere İtalya Caddesi üzerinden dik bir yokuşu yürüyerek ancak 1 saatte varırsınız. Tepe’de bir uçtan diğer uca yürüdüğünüzde aşağıda Liman bölgesi görülür.

Avrupalılar’ın kovulmasından sonra iktidarın güç merkezi olan Kasbah’da Sultan Mulay İsmail Dar El Makhzen, Dar Chorfa Sarayları ve 1996’ya kadar kullanılan bir hapishane yaptırdı. Bir rehber olarak gece asla gitmenizi tavsiye etmem. Gündüz isterseniz bir arabayla çıkabilirsiniz.

Kasbha’a çok yakın bir yerde Orta Çağ’ın en büyük Gezgini olan 3 kıtayı gezmiş, Andolu’yu tanımış 22 yaşında Hacca gitmiş İbn Battuta’nın (yanında Marco Polo’nun esamesi okunmaz) ve ünlü Sosyolog Devlet Adamı ve Tarihçi olan İbn Haldun’un mezarları bulunmaktadır.

2 – YENİ ŞEHİR KISMI

Şehrin batısına doğru giderseniz, 18 Aralık 1923’de imzalanan Algeiras Anlaşması Tanca’ya  “Uluslararası Bölge/Şehir” Statüsü kazandırması sonucu insanlık tarihinde ilk defa bir şehrin yönetimi birçok ülke tarafından idare edilmeye başlayıp 20 Ekim 1956 yılına kadar sürdü. Böylece Yeni Şehir’in kurulmasının temelleri atılmaya başlandı.

Yapılan binaların çoğu, turistik kullanım harici veya kötü muhafaza edildiklerinden dolayı ziyaret edilememektedir. Bu dönemden ayakta kalıp göze çarpanlardan bazıları;

Libertad Caddesi eski MİNZA SARAYI günümüzde veranda ve bahçesiyle lüks bir oteldir.

Libertad Caddesi MENHEBİ EVİ ise bir zamanların eski CEBELİTARIK OTELİ oldu.

CAFE PARİS zamanın entelektüellerinin müdavimi olduğu bir yer.

Pasteur Bulvarı  Ekspresyonist stilde yapılan Goicoechea ve Rembrant binaları..

Pasteur Bulvarı DAR EL SALAF Uluslararası Yönetimin 1937’ye kadar idare binası..

Fransa Meydanı Cervantes Enstitüsü günümüzde büyük bir kütüphanedir.

ROXY SİNEMALARI  1930’da açılan efsanevi sinema…

FAS MERKEZ BANKASI  muhteşem mimarisi olan bir bina.

Prens Moulay Abdellah Caddesi,  GOYA SİNEMASI maalesef bugün terkedilmiş haldedir.

TANCA MERKEZE YAKIN GÖRECEĞİNİZ YERLER

1 – YARIM GÜNLÜK CABO ESPARTEL (ESPARTEL BURNU) ve  HERKÜL MAĞARALARI TURU                                                    

*** Tanca’dan sadece 15 km. ileride bulunan Cebelitarık Boğazı’nın Afrika’da başladığı, Avrupa’nın Afrika’dan görüldüğü, Akdeniz ile Atlas Okyanusu sularının buluştuğu, İspanya ile arasında sadece 12 km.olan bu muhteşem manzaralı burnu görmeden asla geri dönmeyin derim.

*** Sizlere bu turu yapmak için tavsiyem Tanca’da ya bir taksiciyle anlaşın, ya da lokal bir acentadan almanız olacaktır.

2 – TAM GÜN GİDİŞ DÖNÜŞ CEBELİTARIK TURU

*** Eğer İngiltere vizeniz varsa Tanca, Cebelitarık arası feribot ile sadece 1 saat sürmekte olup, ister günü birlik, ister konaklamalı isterseniz Tanca’dan başlayan seyahatinize Cebelitarık ve İspanya’yı ekleyip, oradan Türkiye’ye dönebilirsiniz. Burada gezeceğiniz yerlere  dair gerekli bilgileri Cebelitarık yazımda bahsetmiştim ondan faydalanabilirsiniz.

TANCA’DAN UZAKTA GÖREBİLECEĞİNİZ YERLER

ŞAFŞAVAN – MAVİ ŞEHİR (CHEFCHAOUEN) TURU                                                               

*** Bu tur mutlaka en az 1’den fazla 2 gece konaklamalı olmak üzere yapılmalıdır. Tavsiyem gitmeden bu turu Türkiye’deki acentanızdan almanızdır.

*** Aralık 2018’de Fransız Devlet Başkanı Macronun da katıldığı Tanca – Rabat – Marakeş hızlı tren hattı sadece Rabat’a kadar sembolik açılmış olup, Rabat – Marakeş arası yapılmış bir hızlı tren hattı halen mevcut değil, buna ilaveten Tanca – Rabat arası ne zaman işletmeye açılacağı halen belirsiz olup Marakeş’e gitmek isteyenlerin dikkatini çekerim.

TANCA’DA ALIŞVERİŞ

Alış-veriş konusunda belirtmeden geçemeyeceğim birkaç konu var, bunların başında bazı esnaf turistlerin fiyat sorup almadıkları zaman çok agresif oluyorlar buna aldırıp karşılık vermeyin, satılan malların içinde bir çok taklit olduğunu bilin, saatlerin fiyatları pahalı ve özellikle Küçük Çarşı’nın her zaman çok kalabalık bir labirent yer olduğunu hatırlatırım

YEMEK ÖNERİLERİM 

Tanca’da ne yeni ne içilir diyenlere bazı önerilerim var. Tanca mutfağını ve gastronomik ürünlerini gitmeden önce lütfen bir yere not edin.   

EKMEK: Fas gastronomisinde ekmek temeldir ve tüm öğünlerde bulunur. Tipik olanı yassı ekmek (harbout) aynen bizdeki içine her şeyi koyabileceğiniz pideyi andırır. Burada her köşe başında bulunur ve içine istediğiniz her şeyi doldurursunuz. Şehirin her yerinde satılır.

ZEYTİN: Hayatınızda hiç görmediğiniz ve ilk defa göreceğiniz değişik hazırlanış biçimleriyle sirke ve tuza yatırılmış, limon içinde turşusu yapılmış sarmısaklı siyah ve buruşuk etli zeytinler, “Chermoula” soslu kırma yeşil zeytinler, siyahından turuncusuna, yeşilinden mor rengine kadar muazzam bir çeşitliliğe sahip daima her zaman her yerde çok ucuz fiyatlara satın alıp yiyebileceğiniz gibi gelirken yanınızda mutlaka biraz getirin derim. Medina’nın her yerinde bulursunuz.

MESALLA: Rezene, rendelenmiş şekerli havuç, portakal çiçeği ve salatalık ile kokulandırılmış zeytin çeşitleridir.

***  Tanca’da bu kadar bol çeşitli zeytinlerle karşılaştıktan sonra, dünyanın en büyük zeytin üreticilerinden biri olan Türkiyemiz’de niye bizde böyle şeyler yok diye hayıflanacaksınız.   

KUSKUS: Genelde havuç, kabak ve bal kabağı parçalarının tavuk eti veya kuzu etiyle beraber birlikte pişirilmesi ile yapılan Fas’ın en çok tanınan yemeklerinden biridir.

Esasında Fas geleneklerine göre Kuskus cuma günü yapılan ve öğlen namazından sonra yenen bir yemektir. Tanca’da Kuzey Afrika’nın  diğer şehrlerine nazaran, ne çok acılı ne de baharatlı servis yapılır.

Gastronomi kültürünün gelişmesiyle, klasik Kuskus artık deniz mahsüllüsünden tutunda vejetaryan tipine kadar her çeşit malzeme ile yapılmaktadır.

*** Rehber tavsiyesi: Özellikle yaz aylarında seyahat ediyorsanız çırpılmış süt ve tereyağı ile yapılıp soğuk servis edilen Cuscús Saykout’u mutlaka deneyin derim.

TAJÍN (TAHİN): Birçok kez, biz Tükler’de diğer turistler gibi Tajin’i yemekle karıştırıyoruz. Esasında Tajin burada aynen kullandığımız güveç kapları içinde sebzeli, tavuklu, balıklı, kuzu etinden yapılmış kıymaya erik ilave edilmiş veya tavuk etine salamura limon ve zeytin ilave edilmiş gibi neredeye her çeşidi yapılan bir yemek tipidir.

*** Rehber tavsiyesi: İçinde tarçın veya safran ile terbiye edilmiş bakliyat, badem ve erik bulunan KUZU ETLİ TAİN ve limon, zeytin ve çok acılı baharatlı domates sosu ilave edilerek yapılan TAVUK ETLİ TAJİN’i veya bunlardan birin denemeden gelmeyin.

BISSARA (BAYSARA): Bir kuru bezelye veya fasulye püresi olup, zeytinyağı ve kimyon eklenip yapılır. Tipik süngerimsi bir ekmekle servis edilir. Kahvaltıda ve diğer yemeklerle beraber de yenen Fas mutfağının en mütevazi ve ucuz yemeğidir. Turistik restorantlarda ucuz diye pek satmazlar. Bunu ancak halkın yemek yediği yerlerde bulursunuz.

HARIRA (JARİRA): Karabiber, kişniş ve zencefil ile terbiye edilmiş, kuzu veya dana etine erişte, nohut, sebze ve domatesin katılmasıyla yapılan Fas’ın bu en önde gelen doyurucu çorbası Ramazan ayı boyunca iftar açarken yenen ilk yemektir.

KEFTA (KÖFTE): Kıymanın çam fıstığı, soğan, sarımsak, maydanoz, baharatlı kırmızı biber, kimyon ve zeytinyağı ile terbiye edilmesiyle yapılır.

MECHUİ veya MESHWİ (KUZU ÇEVİRME): İnsanların en çok sevdiği, çok yavaş çevrilerek kızartılan kuzu etinin, kuskus, badem ve erik ile birlikte servis edildiği  Fas yemeğidir. Genelde bayramlarda veya misafirliğe gelenler için yapılır.

DJAJA MAHAMARA (TAVUK GÜVEÇ): İçinde, üzüm, irmik ve badem olan çok lezzetli bir güveç.

CALIENTE (KALİYENTE): İsmi İspanyolca da olsa, bu yemek tamamen Fas’a ait özgün bir yemek olup, sadece sokak lokantalarında bulabilirsiniz. Sıcak anlamına gelen ismini fırında pişirilen nohutun tamamen sıcakken kağıt üzerinde servis yapılmasından almıştır.

MECHOUİA: Domates, pişmiş biber, sarımsak, zeytinyağı ve limon suyu kullanılarak yapılan tipik Fas salatasıdır.

BALIK VE DENİZ ÜRÜNLERİ: Akdeniz kıyısı üzerinde, Atlantik Okyanusuna çok yakın olduğu için envai çeşit balık ve deniz ürünü bulunmakta olup Türkiye’ye nazaran fiyatlar çok ucuzdur.

*** Rehber tavsiyesi: Buraya ne zaman gelsem açıkta satılan çöp şiş, envai çeşit kebap vb. ve özellikle ızgara sardalyadan hijyen şartları açısından ne şekilde muhafaza edildiğinden dolayı daima şüphe duyduğum için yazımda bahsetmedim. Karar size ait.

TATLI ÖNERİLERİM

KTEFA: Birçok insan için Fas tatlılarının kralı olup, milföy hamuru gibi açılan incecik rulolar fırına verildikten sonra, portakal çiçekleri, bademler ve süt ile aromatize edilir ve meyve eklenir. Tipik bir Fas yemeğinden sonra yenir.

KAAB EL GHZAL (CEYLAN BOYNUZLARI):  Sadece Tanca’da değil, Fas’ın tamamında bilinen bu tatlı, yarım ay şeklinde incecik puf böreği içine badem ezmesi koyup portakal çiçeği suyu ve tarçın ile aromatize edilmiş olup, yeşil çay içerken sunulur. Aynı zamanda bir misafirperverlik sembolü olup terbiye gereği reddedilmemelidir.

AMLOU: Argan yağı (badem familyasından güney Fas’ta bulunan bir ağaç ) ve badem bazlı tatlı krema. Nutella veya tatlı Fas sütü. Bunu dükkandan alırken dikkat edin zira bazıları badem yerine tadı daha farklı olan Cacahuete’ten (yer fıstığından) yapılanı satıyorlar.

PASTİLA: İçinde tavuk eti, soğan, maydanoz, tuz, baharat, badem ve şeker karışım olan bir puf böreğinin üstünün pudra şekeri  ve tarçınla örtüldüğü çok baskın bir tadı olan ve fiyata göre değişen oldukça enteresan bir tatlı çeşididir.    

CHEBAKİA:  Öğütülmüş susam ve bademden yapılan bu tipik Fas galetası, kalıba konup soğutulduktan sonra, portakal çiçeği suyu tadındaki sıcak bala daldırılır. Naneli çayla yenir. 

***Bunları yiyebileceğiniz yerler başta  9 Nisan Medina (Medina) , Büyük ve Küçük Çarşı, Yeni Şehir, Eski Liman Bölgesi diye adlandırdığım yerlerdir.

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2019 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account