Kutsal şehir Kudüs’te maneviyata yolculuk

Kutsal şehir Kudüs’te maneviyata yolculuk

Kültürler köprüsü Kudüs, tam anlamıyla bir açıkhava müzesi… Kudüs’ün tarihi insanlık tarihi aslında… Üç büyük dinin sembollerini içinde saklayan Kudüs, beşerin inanç dünyasını anlamak için bir anahtar, kültürler arasında ise bir köprü! Çünkü bu müzeye dünyanın dört bir yanından insanlar geliyor.

En fazla işgal edilmiş şehir

Kudüs, tarih boyunca iki defa yok edilmiş, 23 defa ise işgal edilmiş. Hayatın içinden pek çok rengi ve unutulmaz yaşanmışlıkları taşıyor. Burada olmanın beni ikna eden en önemli tarafı insanlık tarihinin neredeyse başladığı, tüm dinlerin ortak ve kutsal mekanlarının iç içe olması. Öyle bir şehir ki kendine özgü ağır bir havası ve enerjisi var. Kendinizi sanki yüzyıllar öncesine uzanan bir film şeridinin içinde kaybolmuş hissediyorsunuz.

Kıyametin kopacağı vadi!

İsrail’in en büyük şehri olarak kabul edilen Kudüs’e tepeden baktığımızda gördüğümüz vadinin ismi Kidron Vadisi… Bu vadinin önemi ise kıyametin burada kopacağına inanılması… Mesih’in gelip insanları dirilteceği inanışı yüzünden buradaki mezarlar dünyanın en pahalı mezarları olarak kabul ediliyor.  15. yüzyıldan kalma mezarlıkların  tarihi, milattan önce 6. yüzyıla kadar uzanıyor.

Tüm kutsal mekanlar iç içe…

Hristiyanlar, Müslümanlar ve Yahudiler tarafından kutsal olarak görülen Kudüs’te her şey o kadar iç içe geçmiş ki… Kubbet üs Sahra yani altın kubbenin durduğu yerin hemen yamacında gri kubbeli Kabir Kilisesi yer alıyor. Bu kilise, Hz. İsa’nın göğe yükseldiği yer olarak kabul ediliyor. Yahudiler’in kutsal mekanı Ağlama Duvarı da çok yakın…

İlk hedef Mescid-i Aksa

Kudüs’ün içine ilerlediğimizde öncelikli hedefimiz Mescidi Aksa oluyor. Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesi olarak kabul ediliyor. Aynı zamanda peygamber efendimizin Miraç olayının burada gerçekleştiğini biliniyor..

Müslüman mahallesinin içine girdiğimizde bizi çok büyük bir kaos karşılıyor. Bu kalabalıkta bir Cuma günü Kudüs’ü ziyaret etmenin de payı oldukça büyük… İnsan yığının içinden Kubbet _üs Sahra ve Mescid’i Aksa’ya doğru ilerken fark ediyorum ki kıyafetlerim bu mahalleye uygun değil.

Kadınlar beni hemen uyardı

Hemen bir dükkana kendimi atıp vücudumu tamamen örtecek bir tunik ile başörtüsü alıyorum. Elimde poşetlerle kutsal mekana doğru ilerlerken yoldan geçen bir kadın beni bu kıyafetleri giymem konusunda uyarıyor. Sokak ortasında tuniğimi giyip başörtümü taktıktan sonra yavaş yavaş kalabalığın içine doğru dalıyorum. Kutsal mekana geldiğimizde içimi tarifi mümkün olmayan bir huzur kaplıyor. Caminin avlusunda dualarını etmenin huzuruyla dinlenmeye çekilmiş Müslümanları görüyorum. Yavaş yavaş camiye doğru girerken bir kadın yanıma yaklaşıyor ve topladığım uzun saçlarımın arkadan göründüğü uyarısını yapıyor, hemen bir hamleyle düzeltikten sonra kutsal mekanın içine giriyorum.  Dualar dualar dualar…

İçimi kaplayan tarifi olmayan bir mutlulukla camiden çıkışımda Müslümanların ilk kıblesi olduğuna inanılan Mescid-i Aksa önünde hatıra fotoğrafı vermeyi ihmal etmiyorum.

Bu arada Mescid-i Aksa, 144 bin metrekarelik bir alandan oluşuyor. Yani illa namazınızı camide kılmak zorunda değilsiniz. Bu alan içinde kılınan namazların tümü, Mescid-i Aksa içinde kılınmış oluyor.

Hz. İsa’nın çile yolu: Via Dolorosa

Müslümanların ilk kıblesi Mescid’i Aksa’dan ayrılıp, Müslüman mahallesinin içinden Hristiyanlığın en önemli caddesi olarak sayılan Via Dolorosa’ya doğru yol alıyorum. Via Dolorosa Hz. İsa’nın çile yolu olarak biliniyor. Bu cadde üzerinde 14 istasyon var. Hristiyanlar bu noktaları tek tek dolaşıp, Hz. İsa’nın mezarına giderek hac görevini tamamlıyorlar. Özellikle, Paskalya öncesi yapılan bu yola her yıl binlerce kişi katılıyor.

Hristiyanlar için Kabir Kilisesi kutsal sayılıyor. İncil’e göre Hazreti İsa burada yaşamış ve çarmıha gerilmiş. Bu kilisede Hz. İsa’nın nasıl  göğe yükseldiğinin öyküsünü  dinliyorum. Kiliseyi gezip hac noktalarını tamamladıktan sonra Yahudi mahallesine doğru ilerliyorum. Bu arada hem Hristiyan hem de Yahudi mahallesindeki temizlik ve düzenin ne acıdır ki Müslüman mahallesinde olmadığını anlıyorum.

Ve ağlama duvarı…

Bu düşüncelerle yola devam ederken Yahudi mahallesine geçiyorum. Kutsal kitaplarına göre İsrail Kralı Davut ilk Kudüs şehrini Birleşik İsrail Devleti’nin başkenti olarak kabul etmiş. Yahudilerin en kutsal mekanlarından biri sayılan Ağlama Duvarı’nı  önemli yapan unsur, Yahudilerin kutsal tapınaklarından ayakta kalan tek yer olmasıymış.

Yani bu mekan Yahudiler’in Büyük Tapınağı’nın ayakta kalan tek kısmı. Batı duvarına ait olan bu bölüm, Batı Duvarı adıyla da anılıyor. Bu mekanın Hz. Süleyman’ın Kudüs’te yaptırdığı tapınak olduğuna inanılıyor. Bu tapınak iki kez yıkılmış. İlkini Babilliler, ikincisini ise Romalılar yıkmış.. Tapınağın yıkılması Yahudilerde travma yaratmış. Bu yüzden ağlama duvarı olarak anılıyormuş ağlama duvarı…

Evlenirken bile bu duvarı hatırlarlar

Yahudiler’de evlendikleri gün cam kırma ritüeli de buradan gelirmiş. O cam kırılması, aslında tapınağın yıkılmasını simgelermiş. En mutlu günlerinde bile bu önemli olayı hatırlamayı ihmal etmezlermiş.

Hatta damat o gün şöyle bir söz dermiş; “Ey Kudüs, seni unutursam sağ tarafımı unutayım.” Yani bir yarımı unutayım demek istiyor.

İnsanın kendi kendine sorgulamaya iten kutsal şehir Kudüs’ten ayrılırken, dünya tarihinde uğruna en fazla kan dökülen şehrin artık sadece barışa ve huzura ihtiyaca olduğunu düşünüyorum. Bu kent artık tüm insanları barış içinde kucaklamak istiyor.

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2019 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account