Küba’nın masal şehri: Trinidad

Küba’nın masal şehri: Trinidad

Küba gezimde en çok sevdiğim şehirlerin başında Trinidad yer aldı. Bol müzikli, bol danslı, çok keyifli Küba’da eğlencenin tavan yaptığı bir nokta burası…

Vardığımızda çoğu tek katlı, canlı renklerde boyalı şipşirin evler karşıladı bizi. Küba’nın genelinde olduğu gibi burada da ev pansiyonculuğu çok yaygın… “Casa Particular” adı verilen bu evlerde kalıp, yerel halkla iç içe olmaktan dolayı ben çok mutlu oldum. Sıcak, samimi, yardımsever, birazcık da gürültücü ev sahiplerinin İngilizce bilmeseler bile işaret diliyle her şeyi anlatabilmeleri ise görülmeye değerdi. Sabah hazırladıkları kahvaltıların lezzetini ise unutamam. Tabi bunda tüm kahvaltılıkların organik olmasının katkısı çok büyüktü. Buradaki ev sahibimiz de pek çok Kübalı gibi Türk olduğumuzu öğrendiği anda Fatmagül’ün Suçu Ne, Muhteşem Yüzyıl, Aşk-ı Memnu, Karadayı, Gümüş diyerek dizilerimizi saymaya başladı. Dizilerimizi çok beğendiğini, oyuncularımızın, şehirlerimizin güzelliğine hayran kaldığını anlatmaya başladı.

Unesco tarafından 1988 yılından beri Dünya Mirası listesine alınan şehir, tarihte şeker kamışına dayanan büyük gelir kaynağı nedeniyle Küba’nın en zengin ailelerinin yaşadığı yermiş. Tabi ki devrimden sonra bu yapı değişmiş.

Merdivenlerde müzik ve dans

 Akşam saatlerinde gittiğimiz merdivenler bölgesinin mutlaka görülmesi gerekiyor. Casa de la Musica adındaki bu yerde merdivenlere veya etraftaki kafelere oturup, pistte çalan müzisyenleri dinleyebilir, dans edenleri seyredebilir, daha da iyisi müziğin kıvrak ritmine uyup siz de onların arasına katılabilirsiniz. Küba’nın genelinde olduğu gibi rom veya mohito buranın favori tercihlerinden… “Yok ben oturayım” deseniz bile sizi dansa kaldırabilirler, hazırlıklı olun. Anlatılanlara göre ret etmek ayıp karşılanıyormuş. Burada profesyonel dans hocaları da hünerlerini gösteriyor, turistlerin daha iyi dans edebilmeleri için yardımcı oluyorlar.

Ertesi sabah önce Plaza Mayor adlı merkezin yakınlarındaki Arnavut kaldırımlı ara sokaklarda kurulan pazara gittik. Kolyeler, küpeler, yüzükler, Che baskılı tişörtler, çantalar, biblolar, yerel ressamların resimleri gibi çeşitli hediyelik eşyaların satıldığı pazarda değiş-tokuş imkanı da var. Bunun için Türkiye’den yanınızda artık kullanmadığınız veya size olmayan çeşitli şeylerinizi getirebilirsiniz. Özellikle giyim eşyalarına yoğun bir talep var.

Şipşirin bir okul

Sonrasında bir ilkokulu ziyaret ettik. Öğrencileri ve öğretmenleri rengarenk giyinmiş, maviye boyalı, küçük sınıfları, minik bir avlusu olan şipşirin bir okuldu burası. Çoğu arkadaşımız yanlarında hediye etmek için kalem, kağıt, defter gibi okul malzemelerini getirmişler. Genellikle Küba’da bu tür malzemelerin bulunmasının çok zor olduğu önyargısıyla hareket etmişler. Ancak uzun yıllardır Küba’da yaşayan rehberimiz İbrahim bunun doğru olmadığını, Küba’da eğitim ve sağlığa çok büyük önem verildiği için her şeyin devlet tarafından eksiksiz karşılandığını belirtti.

Buradaki kilise, kilisenin yanındaki kule ev, birkaç müze haline getirilmiş eski zengin evi de görülebilecekler arasında… Meydanın yakınlarındaki Palacio Cantero adlı zengin evi görkemli mobilyalarıyla dikkat çekiyor. Daha önce hiç mağarada eğlendiniz mi? Buradaki mağara diskosu olan Discoteca Cueva de Ayala eğlenmek için farklı bir seçenek. Floridita adlı Küba’nın başka şehirlerinde de şubeleri olan bar da canlı müziği, samimi ortamı ile güzel bir seçenek. Bu ülkedeki neredeyse bütün bar ve restoranlar gibi Floridita tabelasında “Hemingway’ın favorisi” ibaresi bulunuyor.

Tropik sahilde plaj keyfi

Yerel halk sokaklarda yakınlardaki Ancon plajına gitmek üzere bikinileriyle dolaşıyorlar. 10 dakika kadar uzaklıktaki bu plaj tropik güzellikleriyle çok cazip. Sahildeki birkaç otelden birine girip, denizin, kumun, güneşin keyfini çıkarttık. Plajdaki büfelerde atıştırmalık yiyecekler ve içecek servisi de yapılıyor. Giriş için ücret alınmadı. Sadece şezlong ve yediklerimiz-içtiklerimiz için makul ücretler verdik. Ancon Plajı’nda geçirdiğimiz saatler yoğun Küba gezimizde dingin atmosferi ile bize kısa bir mola verdirtti. Çünkü Küba demek az uyku, bol eğlence demek… Çok güzel bir tropik sahilde Karayip Denizi’nin tadını çıkarttık.

Trinidad şehrinden ayrılırken 15 km kadar uzaklıktaki İznaga Kulesi’ne uğradık. Burası zamanında zengin mülk sahibinin kölelerini gözlemek için yaptırdığı 184 basamaklı bir kontrol kulesi. Anlatılanlara göre izlenen kölelerin hızlı çalışmadıkları gibi gerekçelerle buradan ateş edilip acımasızca katledildikleri bile oluyormuş. Kulenin etrafında otantik aksesuarlar satanlar arasındaki bir yaşlı teyzeyi mutlu etmek adına elinde ne kadar aksesuar varsa satın aldım. Yüzündeki gülümseme ve teşekkürleri beni çok sevindirdi. Birçok arkadaşıma hediye ettiğim bu aksesuarların şans getirdiğine inanıyorum. Ne demişler inan, olsun!

 

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2017 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account