Japonya’da yaşam: Ulaşım, yemek ve gece hayatı

Japonya’da yaşam: Ulaşım, yemek ve gece hayatı

Japonya, Doğu Asya’nın güzel bir ülkesi. Genellikle burası için karışık bir ülke diyorlar. Ben de Japonya turu yapmayı planlayanlar için rehber olabilecek bir yazı kaleme aldım. Bu yazımda sizler için Japonya’da ulaşım, yemek ve gece hayat hakkında ayrıntılı bilgiler vereceğim. Bakalım Japonya’da yaşam nasılmış?

Japonya’da ulaşım çok kolay!

Japonya’da ulaşım oldukça rahat.  Biraz abartıyorum gibi gelecek ama neredeyse her köşebaşında bir tren istasyonu var. Tabii bu rahatlığın da bir bedeli var. Ulaşım (aslında her şey kadar) oldukça pahalı. Biz giderken çok fazla ayrıntıları araştıramadık, bu nedenle maalesef ulaşıma normalden fazla para harcadık. Özellikle ilk günler her transfer için ayrı bilet aldığımızdan bize pahalıya geldi. Ülkede en çok kullanılan ulaşım yolları tren ve metro. Otobüs de var ama biz pek kullanmadık (sadece Kyoto’da 2 günlük subway-otobüs bileti uyguna geldiğinden (yaklaşık 20 Dolar kişi bası, 2000 Yen) almıştık bu nedenle otobüs kullandık ama otobüs gerçekten çok uzun sürüyor).

10 günlük Japonya gezimizde kişi başı yaklaşık 500 Euro harcadık ulaşıma; Kyoto-Tokyo arası hızlı trenler 17000 yendi (yani yaklaşık 170 dolar) örnek vermek gerekirse; yaklaşık 3 saat sürüyor. Fakat Naradaki motelde tanıştığımız Portekizli iki kadınla olan sohbetimizde JR pass aldığımızda daha ekonomik olabileceğini öğrendik. JR pass cogu trende, metro ve otobüste gecen bir kart. Fakat bunu Japonya’ya gelmeden önce almak gerekiyormuş İnternet üzerinden ve 1 haftalık 2 haftalık ve 1 aylık opsiyonları var; ayrıntıları için www.japanrailpass.net/en/about_jrp.html linkini araştırmanızı öneriyorum.

Biraz da ulaşıma dair kamusal alanlardan bahsetmek de fayda var. Öncelikle Japonlar gerçekten Çok saygılılar; metroya ya da trene binerken kapının sağında ve solunda muntazam sıralar kuruluyor (sıranın kurulacağı çizgiler bile belli); önce inenler bekleniyor ve binerken de kimse kimseyi itmiyor. Trenlerde ve metroda sessizlik hakim; insanlar ya kitap okuyor, ya telefonda oyun oynuyor ya da uyuyorlar. 4. bir olasılık yok. Ben biraz sesli konuştum, tepkilerini merak ettiğimden, kafasını çevirip bakan çok az insan oldu, onlar da anlık bakıyorlar. Kimse kimseyi incelemiyor anlayacağınız. Bu alanlarda bir şey yiyip içmek de ayıpmış ayrıca. Kimse telefonla konuşmuyor, özellikle uyarı koymuşlar.

Yani insanlar kamusal alanda tamamen sıfır temas halindeler. Hem sevdik, hem ürktük diyebilirim ama en çok da sevdik. Kadınlara özel kompartman bile var bazı trenlerde; sanırım belli saatlerde (mesai saatleri olabilir) kadınlara tahsis ediliyor; bu da kadın erkek arasında muhafazakar bir çizgi olduğunu gösteriyor. Tren ve metro saat 12 civarında bitiyor; dolayısıyla çok geç vakte kalmamak lazım; çünkü taksi gerçekten pahalı bir ulaşım aracı; sadece bir aksam 5 dakikayla kaçırdık treni, 8 km’ye 40 dolar vermek zorunda kaldık. Öyle ki geç vakte kalanlar bazen taksi yerine kapsül otellerde uyumayı tercih ediyormuş çok daha uyguna geldiğini söylediler. Bu arada basta da söylediğim gibi tren istasyonlarında ücretsiz internet var; telefon otomatik bağlanıyor ama zaten hatlar çok düzenli ve çalışan personel de fazlasıyla eğitimli olduğundan ulaşım keyfe dönüşüyor.

Çok fazla sayıda ve sık tren var; bu nedenle bir koşuşturma da yok hiçbir yerde. Bu arada Japonya nüfus acısından kalabalık bir ülke ve yüzölçümü olarak çok buyuk olmadığından yeraltında muazzam bir yasam var; çok unlu markalar lüks restoranlar görebilirsiniz yeraltında; dolayısıyla aşağıda da görsel bir şölen var. Yer üstünde ise (büyük şehirlerde özellikle) 8 şeritli yollar var; araba trafiği mi o da ne? Trenlerde yukarıdan geçiyor zaten; yani demem o ki bu ülkede ulaşım bir şahane be kardeşim!

Merak edenler için metroda tren istasyonlarındaki makinelerden bileti nasıl aldığımızın videosunu bile çektik; korkmayın ama makinelerde en azından İngilizce var; ama zaten inanılmaz yardımcı çalışanlar var.

Japonya’da ne yenir?

Tokyo’ya geçmeden biraz da yemekten bahsetmek istiyorum. Japonya tam bir balık cenneti, tabii bizdeki gibi ızgara falan yapmıyorlar. Suşi formatında sunuyorlar önünüze. Ben çok buyuk zevkle yedim tabii ama eşim zorlandı, malum kendisi İstanbul usulü suşiye alışkın. Japonya’da her şeyi bulabiliyorsunuz tabii suşi dışında; çok güzel dana eti ve tavuk ta var, hatta bazı yerlerde ızgara şiş var inanılmaz güzeldi. Burada masa üstü ızgaralar çok meşhur; etinin siparişini veriyorsun, masanın ortasındaki ızgarayı yakıyorlar, üstte inanılmaz bir havalandırma sistemi var; mekanlar çok küçük olmasına ve enteresandır ki içeride sigara içilebilmesine rağmen ne bir yemek kokusu ne de sigara kokusu siniyor üzerinize.

Etinizi dilediğiniz kadar pişirip yiyebiliyorsunuz. Genelde beyaz lahana salatası tüketiliyor; susam, susam yağı ve soya sosu kullanılıyor. Ama Japon mutfağında tuz kesinlikle kullanılmıyor, ekmek de yok; tatlıyı da genelde dondurma olarak tüketiyorlar. Pancake (okonomiyaki) ve noodle larda tercih ettikleri iki baharat var; bunlar deniz yosunu (aosako), beni shoga (zencefil kırmızı) ve katsuo flake (kurutulmuş balık derisi benzeri bir baharat). Sushi dışında özellikle “gyoza” adı verilen, mantı benzeri buharda pişen yiyecekler de çok popüler.

Bir de takoyakileri var, Japon fast foodu. İçinde ahtapot olan küçük yuvarlak yiyecekler bunlar. Yapılışı çok enteresan, muhakkak da tadına bakmanızı öneririz ama dikkat edin, gerçekten çok sıcak oluyorlar. Japon yemekleri gerçekten oldukça sağlıklı; Japonların nasıl bu kadar uzun yasadıklarını tahmin etmek zor değil artık. Bu arada biralarını çok beğendik (Asahi ve Kirin markaları özellikle). Sakeyi içtim ama birayı Japonya’da tek geçerim.

Japonya’da herhangi bir restorana girdiğinizde ilk olarak size hemen sıcak buharda bekletilmiş; katlanmış bir bez getiriyorlar ellerinizi silmeniz için. Tüm ülkede hijyene inanılmaz dikkat ediliyor. Daha sonra küçük porselen tabaklar ve tahta çubuklar veriliyor. Kesinlikle metal kullanmıyorlar. Biz günde ortalama 50 dolar civarı harcadık yemeğe ; ama eğer alkol de alacaksanız biraz da sık restoranda yiyeyim derseniz yemek için günlük en az 100-150 dolar arasında bir rakamı gözden çıkarmanız gerekiyor iki kişi.

Bu arada otellerde genelde kahvaltı verilmiyor; biz bunu bilmiyorduk ama kahvaltılık bir şey bulamayabiliriz diye yanımızda biraz peynir zeytin lavaş ve kurabiye götürdük; iyi ki de götürmüşüz herkese de şiddetle tavsiye ediyoruz; yoksa sabahları gerçekten pek bir şey bulamayabilirsiniz. Gümrükte beyan etmeniz gerekiyor ama bavullarımızı açıp bakmadılar şansımıza. Japon yemeklerinin yanı sıra pek çok Asya mutfağı da var; merak etmeyin aç kalmayacağınızı garanti ederim.

Japonlar çok güzel yüzlü insanlar!

En son olarak Japonlardan bahsedelim biraz da. Öncelikle basından beri söylediğim gibi inanılmaz yardımseverler. Bir Japon’a yol sorduğunuzda onu kendine görev ediniyor; tarif etmeyi bırakın sizi alıyor, mekan ya da metro durağı yakınsa eğer önüne kadar götürüyor, içeri girdiğinizden emin oluyor; öyle ayrılıyor yanınızdan. Sizinle gelemeyecekse de hemen telefonundan Google map’e giriyor, durak durak hat hat en ince ayrıntısına kadar size bilgi veriyor. Sormaktan da asla çekinmeyin; o adres sorduğunuz suratsız amcanın yüzü aydınlanıveriyor size adresi anlatırken, mutlu oluyor.

Bu arada Japonların yarısından fazlası cerrahi maskeyle dolaşıyor. Kimi alerjisi olduğundan, kimi daha hijyenik hissettiğinden, kimi kadınlar da makyajsız çıktıkları için takıyorlarmış. Kamusal alanda iletişimleri yok denecek kadar az; kadınlı erkekli sohbet ortamları göremiyorsunuz yanı sokakta çok fazla. Hatta biz en çok nasıl evlendiklerini merak ettik; sokakta el ele tutuşmuş sevgili bile görmedik o derece yani.

Dikkatimizi en cok ceken ozellikle Japon kızlarının içe basan bacakları oldu; bunun nedenine dair farklı hipotezler var ama en doğrusu hala net değil. 60 yaş üzerinde olup hayatın içerisinde olan (örneğin kozmetik mağazasında çalışan oldukça yaşlı kadınlar gördük) pek çok insanlar karşılaşıyorsunuz sokakta. Oldukça sağlıklılar.

Japonlar hijyene inanılmaz önem veren bir millet. En köşe başı lokantada bile pırıl pırıl bir lavaboyla karşılaşıyorsunuz; tabii buraya özgü tam otomatik bidetler (tuvalet kapakları) de inanılmaz hoşumuza gitti. Kaldığımız tüm yerler efsane temizdi; sokaklarda çöp kovası yok mesela; çok nadir rastlıyorsunuz; çünkü sokakta yeme içme alışkanlığı yok; bu da yere çöp atma olasılığını ortadan kaldırıyor; zaten kurallara çok saygılı bir millet olduğundan asla etrafa zarar vermiyorlar. Sokakta sigara içmek yasak; sadece metro ve tren istasyonlarına yakın alanlar yapmışlar, oralarda içilebiliyor ama restoranlarda serbest; havalandırma sistemleri daha önceden de bahsettiğim gibi çok başarılı olduğundan duman asla rahatsız etmiyor.

Sokaklarda dilenci veya evsizle karşılaşmadık hiç; insanların refah düzeyi oldukça yerinde gibi görünüyor. Suç oranı çok düşük, bu durum da özellikle bir turist olarak çok rahat hissetmenizi sağlıyor. Japonlar karşısındakine güveniyor; insani ilişkiler güven temelinde kuruluyor; örneğin metroda bize yol tarif eden gençle biraz sohbet ettik; bira içmeye davet ettik , davetimizi rahatlıkla kabul etti. Kadınlar için de rahat görünüyor sokaklar; akşam geç saatlerde bile kadınlar tek başlarına evlerine dönebiliyorlar.

Japonya’da gece hayatı

Japonya’da orta yaşlı nüfus genelde aksamları restoranlarda sosyalleşiyor. Fakat çok fazla kadınlı erkekli grup görmedik; biraz muhafazakar bir çizgi var gibi kadınla erkek arasında bariz sınırlar var. Gençlerde durum biraz daha rahat sokaklarda karışık gruplar vardı ama genelde kızlar ve erkekler ayrı takılıyor gibi. Hafta içi gece hayatı pek aktif değil gibi ama tabii bu yüksek katlı clublerde nasıl bir ortam olduğunu göremedik. Japonlar gerçi “work hard, .. hard” mottosunu benimsemişler denir ama gençleri genel olarak eğlence anlayışı karaoke barlar gibi görünüyor. Çok fazla karaoke bar var etrafta.

Yüzölçümü olarak mekan dar geldiğinden tüm barlar kat kat binalarda. Kapıdaki güvenlikler de biraz yakuzavari göründüklerinden içeri girmeye çekiniyor insan; neyle karşılaşacağımızı bilemiyoruz tabii. Zira sabah bu kadar sessiz sakin saygılı bir halk var sokakta ama gece bambaşka insanlara dönüşebilme ihtimalleri yüksek. Güney Amerika gezimde trende tanıştığım Japon arkadaşla Tokyoda buluştuk; sokakta kucakladım kızı ama kamusal alanda bir erkek tarafından kucaklanmak onu gerçekten utandırdı. Natsuki bizi anime koleksiyonu olan ufak bir bara götürdü Shinjuku bölgesinde. Esimle ben kostümlerimizi giydik, yemeğimize öyle devam ettik. Anime dünyası derya deniz, arkada fonda sürekli çizgi film dönüyordu ve biz çocukluğumuzdaki tsubasa günlerimize dönüş yaptık Asahi eşliğinde.

Bir de “pachinko” adında bir eğlenceleri var; aslında bunlar kumar makineleri. İçeride sizi inanılmaz bir gürültü karşılıyor; kamusal alanda bu kadar sessizlik seven bir halkın bu ortamı nasıl sevdiğine anlam veremedik. Bunlardan cok sayıda var her yerde. Biz de oynayalım dedik tabii; ama ne mantığını anlayabildik ne zevk alabildik; 15 dakika içinde 2000 yen bırakıp 2 seker alıp çıktık dışarı.

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2018 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account