Japonya’da üç şehir: Osaka, Kyoto, Nara

Japonya’da üç şehir: Osaka, Kyoto, Nara

Japonya, Uzakdoğu rotasının en çok ziyaret edilen yerlerinden biri. Ülke önemli şehirleri içinde barındırıyor. Ben de size üç önemli şehrini kaleme aldım. İşte Osaka, Kyoto ve Nara:

Osaka

11 saatlik bir uçak yolculuğuyla İstanbul’dan aktarmasız olarak Japonya’nın Osaka şehrine vardık. Tabii ülkeye gitmeden önce çok farklı bir yer olduğunu duymuştum ve araştırmamı (çok ayrıntılı olmasa da) yaptım. Tabii internet büyük kolaylık olduğundan öncelikle havaalanında internet sorunsalını nasıl çözeceğimize dair bir yol ararken (uçakta tanıştığımız birine sorduğumuzda havaalanında GSM operatörlerinin taşınabilir modem sattığını ve istediğiniz GB’ta internet alabileceğimizi söylemişti) karşımıza bir stant çıktı. Japonya güzel yüzünü bize göstermişti adeta. Travel Japan App’ini telefonumuza yüklediler ve Japonya’nın genelinde 200.000 Hotspots noktasında ücretsiz internete bağlanabileceğimizi söylediler. Gerçekten de öyle oldu, tüm seyahatimiz boyunca Japonya sınırları içerisinde tren ve metro istasyonları, bazı alışveriş merkezleri ve restoranlarda bir bakıverdik ücretsiz olarak internete bağlanabilmişiz J Ayrıca biraz da Japon para biri olan Yen aldık tabii ama hesaplaması gerçekten zorladı bizi, 500 yen 5 kadar dolara falan denk geliyor.

Japonya’ya gelmeden önce kalacağımız tüm yerlerin rezervasyonlarını İnternet üzerinden yapmıştık. Maliyeti düşürmek adına Airbnb’den oda seçmeyi düşündük ama bunu sadece Osaka’da uygulayabildik, çünkü bu bir balayı seyahati olduğundan öncesindeki yoğun düğün ve dernek organizasyonlarından dolayı bu rezervasyonlara zaman ayıramamıştık, Booking.com’dan rezervasyon çok daha hızlı ve kolay oldu. Osaka’da kaldığımız odayı rahatlıkla bulduk, zira ev sahibi fotoğraflarla gayet iyi tarif etmişti. Aynı zamanda tren istasyonuna da oldukça yakındı (ülkedeki mükemmel tren ve metro hatlarından ayrıca bahsedeceğim J). İlk günün vermiş olduğu yorgunlukla o aksam dinlendik. Osaka’ya 2 gün ayırmıştık. 2. gün için ise gideceğimiz yerleri Osaka kalesi ve Dotonbori bölgesi olarak planladık.

Osaka kalesi

Osaka şehri 2. Dünya Savaşı’nda yerle bir ediliyor Amerika tarafından. Bu nedenle daha yeni bir şehir. Bunu upuzun gökdelenlerden anlayabiliyoruz. Fakat şehirdeki Osaka Kalesi çok eski bir kale. Benim ilk girişte ilgimi çekense duvarları oldu; bunları Macchu Picchu’daki duvarlara benzettim. Osaka kalesi 5 katlı, içerisi çok yalın. Girişi ücretli (iki kişi 12 dolar gibi bir ücrete gittik). En üst katından tüm şehri görebiliyorsunuz ve en üst katın dört bir tarafında o tarafta bulunan yerleri gösteren fotoğraflar yerleştirilmiş; yani merak ettiğiniz bir yerin neresi olduğunu fotoğraflara bakarak öğrenebiliyorsunuz.

Dotonbori bölgesi

Burası Osaka’nın eğlence mekanı ve çok çeşitli restoranların olduğu bir bölge. Japonya’da ilk suşimizi burada yedik. Benim gerçekten çok sevdiğim bir lezzet. Envai çeşit farklı balıktan yapıyorlar. İstanbul’da yediğimiz suşilerle alakası yok, bu nedenle herkesin sevebileceği bir lezzet değil maalesef (Japonya’da yemeğe dair ayrı bir yazı yazacağımJ).

Kyoto

Kyoto, Osaka’dan sonraki 2. durağımızdı. Kyoto’ya trenle geçtik, Arashiyama bölgesine yakın bir misafir evine yerleştik. Kyoto tapınaklar cenneti bir şehir ve bozulmamış bir şehir dolayısıyla hala geleneksel. Bu çok hoşumuza gitti. Kyoto’yla ilgili bilgilendirici kitapçığımızı da tren istasyonundan aldık. Tren istasyonlarında çalışan görevliler inanılmaz bilgili ve nazikler. Ülkedeki Tourist Information görevini onlar üstlenmiş gibi. Tourist Informationa gitmektense onlardan her turlu bilgiyi ve kaynağı alabiliyorsunuz. Hangi bileti almamız gerektiğini, hangi hatlardan gitmemiz gerektiğini, hepsini bıkıp usanmadan anlatıyorlar. Çoğunun da İngilizcesi çok yeterli değil ama yine ayrı bir bölümde bahsedeceğim üzere Japon yardımseverliğinin mükemmel örnekleri bu insanlar ve kendinizi inanılmaz güvende hissettiriyorlar. Ülke çok fazla turiste alışkın değil aslında; İngilizcelerinin çok iyi olmaması bundan kaynaklı gibi. Ülkedeki turistin büyük çoğunluğu yine JaponJ

İlk gün öğleden sonra yerleşebildiğimiz için yakın yerlerdeki tapınaklardan bir kaçını gezelim dedik. Bu şehirde 100 den fazla tapınak var, hepsini gezmek tabii ki mümkün değil bu nedenle ünlü olanları tercih ettik. İlk gün kaldığımız yere 2 istasyon ötedeki Arashiyama bölgesine gittik. Tapınaklar genelde 5-5 buçuk arası turiste kapanıyorlar, o nedenle 2 tapınağı görebildik (Hogonin, Tenryu-ji ) . Bunlardan en çok beğendiğimiz Tenryu-ji Tapınağı oldu. Bu bölgede çok sayıda kimono giymiş, saç ve makyaj yaptırmış kadınla karşılaştık. Bu kadınlardan bazıları turistik amaçlı giyiyor ve fotoğraf çektiriyordu, bazılarının yanlarında samuray kostümlü partnerleri de vardı. Burada bir çok küçük kimono kiralayan ve satan dükkanlar görebiliyorsunuz. Hatta eşime de bir kimono satın aldık ve o gün sürekli kimonoyla dolaştı. Trene metroya her türlü ulaşım aracına bindi, insanlar garipsemiyorlar bu durumu.

Burada yine turistik olarak görebileceğiniz başka bir şey ise insan faytonları. Kaslı, esmer tenli genç Japon erkeklerinin koşarak çektiği 2 kişilik arabalar bunlar. Bambu ormanına götürüyor ve belli zaman aralıklarında (ücrete göre değişiyor ) bölgeyi gezdiriyorlar. Ücreti pahalıydı (saati yaklaşık 50 dolar civarında). Bölge zaten çok da büyük olmadığından yürüyerek dolaşmayı tercih ettik. Tapınak gezilerimiz saat 5 buçuk gibi bitmek zorunda kaldığından yemek yemeye karar verdik. Burada da Japonya’nın her yerinde olduğu gibi restoranlar inanılmaz küçük. Japon Pancake’i ve noodle yedik, ikisi de gayet güzeldi. Restoranda masaların üzerinde entegre edilmiş ısıtıcı bir tezgah var, aşçı noodle önünüzde yapıyor, Pancake’i de önünüzdeki ısıtıcı tezgaha koyuyor, dolayısıyla hep sıcak yiyorsunuz. Yemek bölümünde ayrıntılara gireceğim.

Kyoto’daki ertesi günümüzde yine tapınak gezmeye devam ettik, bunlardan en önemlisi Fushimi İnari Tapınağı ve Altın Köşk Tapınağı (Kinkakuji Temple). Aksamında Gion bölgesine gittik. Gion lüks restoranları ve Geyşa Theatre’ la ünlü bir bölge. Burası geyşaların yaşadıkları bölge aynı zamanda. Buraya aksam gittik ve Geyşa dansını nerede izleyeceğimizi sorduk. Biz bu tarz gösterilerin restoranlarda olan şovlar olduğunu düşündüğümüzden mekan arayışına girdik. Bu esnada her köşe başında toplanmış insanlar olduğunu gördük. Meğer bekledikleri geyşa kostümlü kadınlarmış ve bu insanlar kadınların fotoğraflarını çekmek için paparazzi gibi köse baslarını tutmuşlar. Geyşa kostümlü kadınlar tabii kimseyle iletişime geçmiyorlar sokakta.

Gion’da Gion Corner adıyla bilinen Geyşa Theatre olduğunu fark ettik en sonunda. Burası bir gösteri merkezi. Meğer geyşa şovları burada aksam saatlerinde yapılıyormuş, biz maalesef yetişemedik ama aksam 6 ve 7’de 1 er saatlik iki gösteri oluyormuş her gün burada. Gion bölgesi aynı zamanda çok fazla kulübün olduğu bir yer. Biz baya dolandık ama söyle 2 bira içebileceğimiz bir bar göremedik burada. Yüksek binaların her katında ayrı bir kulüp var gibi ama kulüplerin konseptini anlayamadığımızdan giremedik. Sadece bir kız stant açmıştı, ona sorduk konsepte dair, o da maalesef barın erkeklere açık olduğunu nazikçe belirtti. Anlayacağınız bu bölgede fazlaca Ladies Club var. Biz de ne yapalım, Irish Pub’da bulduk kendimizi.

Kyoto’da son günümüzde yine Arashiyama bölgesine gittik. Buradaki maymun parkı ve bambu ormanını ilk gün görememiştik. Maymun parkı yaklaşık yarım saat tırmandığımız bir tepedeydi. Burada maymunlar etrafınızda dolaşıyorlar ve muhteşem Kyoto manzarasını seyrediyorsunuz.

Nara

Japonya’da 3. durağımız Nara için sadece bir gün ayırdık. Kyoto’ya oldukça yakın bir bölge Nara, şehir merkezinde bir Guesthouse’da geleneksel model bir Japon odasında yer yataklarında yattık. Nara’daki Nara Parkı görülmeye değer. İçerisinde bir sürü geyik görüyorsunuz. Geyikleri besleyebiliyorsunuz aynı zamanda, bunun için tatlı pancakeler satıyorlar tezgahta, hayvanlar insana Çok alışkınlar bu nedenle rahat rahat fotoğrafınızı da çektirebiliyorsunuz. Geyikler önemli ve kutsal figürler ve tanrılardan haber getirdiklerine inanılıyor.

Nara’daki en önemli tapınak Büyük Buda ve gerçekten harikulade bir yapı. Çok rahat yürüyerek parkın içerisinden ilerleyerek gidebiliyorsunuz. İçerisinde çok büyük bir Buda heykeli var. Bu şehir için bir günün yeterli olduğunu düşünüyoruz. Son durağımız olan Tokyoya geçmeden önce ulaşımdan bahsedeyim istiyorum.


Yazarın diğer yazılarına da bir göz at!

Osaka’da ilginç bir yer: Itsukuşima Tapınağı

Japonya’da yaşam: Ulaşım, yemek ve gece hayatı

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2020 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account