İspanya turundaki bir sonraki durağımız: Toledo ve Segovia

İspanya turundaki bir sonraki durağımız: Toledo ve Segovia

Yaptığım büyük İspanya turundaki ilk durağım başkent Madrid şehriydi. Bun duraktan sonraki güzergahımın içinde Toledo ve Segovia bulunuyor. Bu yazımdan sonra Burgos, Bilbao ve San Sebastian yazılarımı da sizlerle paylaşacağım. Gelin şimdi Toledo ve Segovia’yı yakından tanıyalım.

Toledo

Madrid’in hareketli halleri sizi yorduysa o zaman size arabayla yaklaşık 1 saat kadar süren Toledo’ya bir uğramanızı öneririz. Biz gezimizin ilk durağı olarak Toledo’yu seçtik. Yahudi döneminde kurulmuş ve adı Romalılar zamanında Toletum olan bir şehir. Şehir Sefaratlar tarafından kurulmuş, daha sonra Romalılar fethetmiş ve sonrasında da Vizigotların başkentliğini yapıyor. 711’de Tarık Bin Ziyad’ın Avrupa’ya gelmesiyle Müslümanların hakimiyeti altına giriyor. 1085 yılında Toledo Castilla’nın başkenti oluyor. Madrid başkent olana kadar (1560) uzun süre başkent olarak kalmış. Bu nedenle 3 farklı dine sahne olmuş bir şehir Toledo. Toledo’da biraz İtalyan havası var, biraz Arap’tır, biraz Castilla’dır biraz da Yahudi bir şehir.

Tabii ki ilk durak İspanyol gotik katedrallerinin en iyi örneği olarak kabul edilen Toledo Katedrali; arabanızı katedrale tırmandığınızda göreceğiniz kapalı otoparka bırakabiliyorsunuz; zira ara sokaklarda yer bulmak çok zor, biz bulamadık maalesef. Bu katedralin El Greco, Francisco Goya, Anthony Van Dyck ve Luis de Morales gibi ünlü ressamların tablolarının bulunduğu zengin bir müzesi var. Toledo aynı zamanda çeliğiyle ünlü bir şehir. Meraklılarına duyurulur. Toledo’da  günümüzde askeri müze olarak kullanılan bir Alcazar var; Toledo şehrinin tarihi alanı 1986 yılında UNESCO Dünya Miras listesi’ne girmiş. Bu nedenle,  Toledo’da panoramik bir tur yaptığınızda gerçekten çok güzel kareler yakalayabilirsiniz.

Burada acıkırsanız önerebileceğimiz tatlı mı tatlı bir restoran var, Plaza de Zocodover’e oldukça yakın ara sokaklardan birinde; Restorante Taberna el Gallo. Gayet uygun fiyata muhteşem bir menü yedik. Sahipleri de oldukça cana yakın. 11 Euro’ya çok güzel bir menü yiyebildik. Şiddetle öneririz.

Segovia

Aynı gün içerisinde 2. durağımız Segovia. Arabayla yaklaşık saatte Segovia’ya vardık. Roma döneminde kalma çok önemli su kemerleri karşıladı bizi. Sansımız varmış ki girişte geleneksel kıyafetler içerisinde 7’den yetmişe farklı yaşlarda kadınla karşılaştık. Geleneksel kıyafet görünce dayanamıyoruz tabii hemen çektirdik fotoları. Kemerleri geçtikten sonra sağ tarafta turist information Office vardı, hemen girip sorduk. O gün (25 Eylül) Virgen de la Fuencisla festivaliymiş.  Bu dini bir festival. Biz sadece kadınları geleneksel kıyafetler içerisinde gördük ama festivale hem erkek hem de kadın katılımı oldukça fazlaydı.

Biz Segovia sokaklarında katedrale doğru yol alırken birden bando sesleri gelmeye başladı ve trompetlerin arkasından 100’lerce insanın ellerinde meyveler ve sebzelerle katedrale doğru yürüdüğüne tanık olduk. Her yastan insan vardı güruhta özellikle beyaz, pişirilmiş domuzları taşıyan ve kostümleri içindeki aşçılar görülmeye değerdi. Katedrale girdik bizde tabii ki, insanların hepsi papazların önünde sıraya geçtiler ve papazlar konuşma yaparken bir yandan da sırayla ellerindeki yiyecekleri takdim ettiler. Bu festivale önem büyük gibiydi çünkü oldukça yaşlı kadınlar inanılmaz özenli giyinmişler ve saçlarını dahi yaptırarak kiliseye gelmişlerdi. Sonuna kadar kalmadık çünkü aksam olmadan Alcazar’ı görmek istediğimizden katedralden çıktık. Alcazar’ın girişi 5.5 Euro’ydu ama öğrenci ve 65 yas ustu indirimi burada geçiyor bilginize. Bundan faydalanıp 3.5 Euro’ya da gezebilirsiniz ve şato saat 7 gibi kapanıyor, çok geç kalmayın derim. Disneyland’daki Uyuyan güzel’in şatosu da bu kaleden ilham alınarak yapılmış.

Şatoya ilk girdiğinizde şövalye kostümlerini göreceksiniz, çocuklar için olan şövalye kostümleri dahi var, bu da eğitimlerine çok erken yaşta başladıklarını gösteriyor. İçeride duvarlardaki heykellerde sarıklı krallar da göze çarpıyor, bunlar Arap etkileri olduğunun göstergesi. Aynı zamanda kralın yaptığı görüşmelerde kum saati kullanması, tuvaletlerinin sadece yerdeki bir boşluktan ibaret olması gibi esprili ayrıntılar var. Aynı zamanda yatak odalarına girdiğinizde yataklarının oldukça küçük olduğunu görüyorsunuz. Çünkü o dönemlerde refludan dolayı oturur şekilde uyuyorlarmış kral ve kraliçe. Şato oldukça yüksek. Yükseklik korkusu olanlar için pek ideal değil. Fakat şehrin her yerine hakim bir yapı, olası bir saldırının nereden geldiğinin çok kolay görüldüğü bir yer olsa gerek.

Şatodan çıktığımızda artık akşam olmuştu biz de meydanda çok eski ve güzel bir restoran olan Meson de Candido’daki yerimizi aldık. Tavsiye üzerine mantar ve kuzu tandırımızın siparişini verdik. Neredeyse bir kuzuyu 4’ümüze de eşit bir şekilde paylaştırmışlardı, oldukça büyüktü porsiyonlar. Yine güzel bir şarap içtik hemen surların dibinde açık havadaki masamızda. Yaklaşık kişi bası 35-40 Euro verdik, kendimizi şımarttık bu sefer. Restoranın hemen yanındaki köşede de muhteşem bir dondurmacı var, onu da şiddetle öneririz, biz kuru üzümlü ve çikolatalısını tattık, muhteşemdi. Ve akşam arabamıza binip Madrid’deki otelimize döndük. Araba kiraladığımız için aynı gün içerisinde hem Toledo’yu hem de Segovia’yı görebilmiş olduk.

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2020 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account