Hindistan: Bataklıkta açan nilüfer

Hindistan: Bataklıkta açan nilüfer

Bu yazı, Hindistan’a gidip gitmemekle ilgili tereddütleri ve şu an bu satırlarda ipucu arayan senin için yazıldı sevgili gezgin ve meraklı arkadaşım… Evet, maksadım tam olarak karar vermene yardımcı olmak.

Zira hakikaten karar vermek zordur ve Hindistan, başka hiçbir yere benzemez. Adeta bir mekikle yeryüzünden başka bir gezegene fırlatılmışsın hissi uyandırır.

Toprağı, atmosferi, iklimi, kokusu, dokusu, insanı, tapınağı, çiçeği, yemeği, suyu, kedisi, köpeği bile başkadır.

Ve elbette herkesin çok merak ettiği şu temizlik mevzusu var.

Gelin, hepsini tek tek anlatmaya ve Hindistan ziyareti konusunda karar vermenize yardımcı olmaya çalışayım…

ZAMAN SEÇİMİ

Ben Hindistan’a şubat ayında gittim. İstanbul’da kar kıyamet yolları kapamış, herkesi dondurmuşken, Chennai’da havuza girip arkadaşlarımı çatırdatan güneşli fotoğraflar paylaştım.

Yani demem o ki, bir Hindistan ziyareti planlayacaksak eğer, bunun için uygun zamanlar kasım,
aralık, ocak, şubat ayları olabilir…

TEMİZLİK KONUSU

Bu başlık mühim. Çünki Hindistan gerçekten pis. Pis kelimesinin yetersiz kalığı bir hijyen yoksunluğundan söz ediyorum. Bir şeye benzet deseniz, benzetemem. Öyle böyle değil.

Hani hep duyarsınız ya, işte efendim uçaktan indik bi baktık aa Hindistan kokuyor! Evet, aynen öyle Hindistan kokuyor ama ne kokuyor?
Baharat kokuyor evvela. Böyle, kakule, tarçın, karabiber, safran, köri, kına, vs… Aklınıza gelen her tür baharatın karışımı karşılıyor sizi. Bunda bir sakınca var mı? Bence yok.

Adı üstünde: Incredible India… Biraz kokabilir. Çünkü burası gerçekten inanılmaz bir yer.

Hadi okumaya devam ediniz…

TURLA MI? MÜNFERİT Mİ?
İşte en önemli konu bu. Hindistan, kafanıza göre gidip gezeceğiniz bir yer değil. Çok zorlanırsınız. Ya bir tura dahil olacaksınız ya da Hindistan’da paket turlar satan bir şirketten hizmet satın alacaksınız.
Türkiye’den katılacağınız bir turda rehberiniz dilinizi konuşur, beklentilerinizi bilir, damak tadınız aynıdır, temizlik konusunda takıntılarınız benzer… Yani bence en iyi seçenek bu. İkinci seçenekte ise Hint firması size bir araç verir. Sakın ola ki ben sürerim diye hayal kurmayın.

Hindistan’da araç kullanmak hem vallahi hem billahi mümkün değil. Bir kere trafik ters, sürekli kornaya basıyorlar, katiyen kural tanımıyorlar, sürekli zikzaklara makaslara dalıyorlar, buyur geç yok, caddelerde inekler geziyor, olacak iş değil yani.

Ne dedik? Bir araç, bir şoför gelecek. Yetmedi bir de rehber veriyorlar. Rehberlerin İngilizceleri yeterli. Şoförler o kadar değil. Genellikle sizi, hanut yapmaya kalkıştıkları yerlere götürüp ucuz noktaları ıskalamanıza yol açabilirler. Fakat son derece nazik ve yardımsever olduklarını belirteyim, haksızlık olmasın.

Hindistan’daki tur şirketleri sizin için otel de ayarlar lakin bir Türk firması kadar beklentinizi bilemeyeceği için bu otel her zaman sizi mutlu edemeyebilir. Ya da en azından otellerin biri iyi ise diğeri kokulu, ekşi ve ağır havalı olabilir…

Bu tur hizmetleri ile Hindistan’ın kuzeyindeki Altın Üçgen denen Delhi, Agra, Jaipur rotasını tamamlayabilirsiniz. Üç şehrin arasındaki mesafenin epeyce olduğunu söyleyeyim. Fakat, Delhi’ye inen uçaktan Tac Mahal’in olduğu Agra’ya gitmek için başka seçeneğiniz yok ve sadece bu iki şehrin arası 2 buçuk saat sürüyor. Dolayısıyla, Türkiye’den beraber hareket edeceğiniz bir
tur, uzun mesafelerde yol arkadaşlarınızla daha çok şey paylaşmanıza izin verir…

HİNDİSTAN’DA İLK GÜN

Genellikle şoke edicidir ve Yeni Delhi’den başlar. Bir kere ilk olarak soğuk havadan, sıcak iklime inmiş olmak bünyeyi hafif sersemletir ama ılık ortamı kim sevmez? Buna kısa sürede adapte olacağınızı sanıyorum. Kirlilik konusunda yukarıda belirttiğim tüm sözlerimin arkasındayım ama buna değer.

Hattâ, o kısmı biraz daha açacak olursam, dünyanın en muhteşem yapılarından Tac Mahal’in bulunduğu Agra’da, yol kenarındaki üstü açık kanallardan bildiğiniz lağım sularının aktığını, o sulara inip kalkan kara sineklerin açıkta satılan ve elle yedikleri yemeklere pike yaptığını falan söyleyebilirim.

Fakat bunlar sizi ürkütmesin. Hindistan’a giderken aşı yaptırmaya, olağanüstü önlemler almaya gerek yok.

Sokaktan yemek yemeyin, açıktan su içmeyin ve rehberinizin yönlendirmelerine uyun. Ah bak ya, yazarken yine canım çekti. Tez vakitte Hindistan’a tekrar gidebileceğim bir plan yapmalıyım.
Evet!
Net!
Peki neden?

TAC MAHAL
Öyle bir yer ki burası, yazarken bile tüylerim diken diken oluyor, insana iyi ki şu hayata gelmişim, iyi ki var olmuşum, iyi ki buradayım, iyi ki, iyi ki, iyi ki dedirtiyor.

Zira, Şah Cihan’ın, 14. bebeği doğurmak üzereyken ölen çok sevdiği karısı Ercümend Mümtaz Mahal için yaptırdığı bu anıtsal mezarda daha bahçeye girer girmez kalakalıyorsunuz. Tac Mahal, Yamuna Nehri’nin kenarında.
Dolayısıyla, sabah saatlerinde gittiğinizde nehirden kalkan pus, Tac Mahal’i sarıyor, anlatılması güç bir büyülü dünyaya davet ediyor. Yapının mimarları bizden. Mimar Sinan’ın öğrencileri…

Duvarlarda, mermerlerin içine oyularak işlenmiş çiçekler ve altın tozları var. Gün batımında binanın cephesi ışıl ışıl parlıyor. Bu mermer işçiliği Hindistan’da çok meşhur. Kapıdaki satıcılardan bu şekilde işlenmiş çerçeveler ve değişik objeler alabilirsiniz. Yerel rehberin sizi uzaktaki atölyelere götürmesine izin vermeyin. Fiyatlar buradakinin 3-5 katı… Türk tur
firması ile giderseniz, daha ekonomik yerlere götürüleceğinizden emin olun.

Ayrıca şunu da belirteyim. Tac Mahal, dolunay gecelerinde de ziyarete açılıyor.

Eğer denk gelirseniz bunu yapmaya gayret edin. Ben sırf bu yüzden kalkar yine o kadar yolu çekerim… Tac Mahal buna değer… Boşu boşuna Dünya’nın 7 Harikası listesinde her zaman en tepede yer almıyor!

AGRA FORT
Tac Mahal insanı nasıl beyazı ile heyecanlandırıyorsa, Agra Fort da kırmızısı ile çarpıyor.

Duvarlarında maymunların cirit attığı bir kale saray bu. Kurulu olduğu tepeden Tac Mahal görülüyor. Görüntü büyüleyici. Zira, Tac Mahal yapıldığı tarihten bu yana etrafına başka bir şey inşa edilmemiş.

Oğlu Alemgir tarafından Agra Fort’a kapatılıp burada karısının mezarına baka baka ölümü bekleyen Şah Cihan neye baktıysa, siz de ona bakıyorsunuz. Müthiş bir hikâye değil mi?

KIZIL ŞEHİR JAİPUR
Pink City yazıyor haritalarda. Hakikaten pembe. Binalar, elektrik direkleri, duvarlar her şey kıpkızıl bir topraktan yapılmış.

Boyaları da bu renkte olunca şehir cayır cayır kırmızıya kesiyor.

Amber Fort burada. Enfes bir kale/saray burası da.

Aynalarla işlemeli müthiş tavanlarını görmelisiniz.

Ayrıca yamaçtan yukarı kurulu Amber Fort’a çıkmak için file binmelisiniz. Hindistan ziyaretinin en renkli karelerini emin olun burada kaydedeceksiniz.

File henüz binmişken, tur arkadaşlarınızdan şipşak, hızlıca fotoğrafınızı çekmesini isteyin. Zira fotoğrafçılar çok fena kazıklamaya çalışıyor ve dadanıyorlar. Sıkı pazarlık edin, 2 bin Rupi istedikleri bir şeyi 200 Rupi’ye alabilirsiniz.

HİNDİSTAN’DAN NE ALMALI?
E tabii ki kumaş. Jaipur’daki dükkânlar hem fiyatları hem de bol çeşitleri ile cazip. Rehberiniz size buraları gösterecektir. Kumaşın dışında hazır giysilerden alabilirsiniz. Enfes şalvarları var. Çok ucuz. Bizim para ile 8-10 liraya güzel giysiler almak mümkün. Ev tekstili için mükemmel
seçenekler var.

Ayrıca baharat çeşitlerinden alın. Hindistan’da çok güzel kokulu pudralar satılıyor. Bizim parayla 2 Liraya denk geliyor. Sabunları da çok güzel. Masaj yağları etkileyici. Ağır bir gripte kas ağrılarımdan bu yağ ile kurtulmuşluğum var. Alış veriş için yanınızda boşa yakın bir valiz götürün ya da oradan satın alın. Zira baştan çıkarıcı şeylerle
karşılaşacaksınız. Takılar, dekorasyon objeleri kışkırtıcı. Ahşap fillerden almayı sakın unutmayın.

YANİ?
Yanisi şu: Hindistan’a gitmek için çabucak karar verip harekete geçin.

Ben sadece dört kentini gördüm. Yeni Delhi, Agra, Jaipur ve güneydeki Chennai. Fakat doymadım.

Renkli tapınakları, siyah rengi hiç bilmeyen kadınları, Tac Mahal’i ve diğer yapıları, baharatı, yemekleri, ucuzluğu ve inanılmaz atmosferi
ile inanılmaz Hindistan’ı görmek için ne bekliyor olabiliriz ki?

Ah Incredible India! İyi ki varsın!

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2019 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account