Hem kozmopolit hem şaşırtıcı! İşte size Beyrut…

Hem kozmopolit hem şaşırtıcı! İşte size Beyrut…

Lübnan’ın başkenti Beyrut, Orta Doğu’nun en şaşırtıcı şehirlerinden biri. Özellikle son dönemlerde gezginlerin ilgisini çekmeyi başarmış. Burada doğu ile batının birlikte çok iyi bir şekilde yaşandığına tanık olacaksınız. Hatta bu anlamda Lübnan’ın rakipsiz olduğunu bile söyleyebilirim. Yaşantısı, çok çeşitli kültürü, damak tadımıza uygun mutfağı, hareketli gece hayatı ve daha onlarca sebep Beyrut’u çok cazip hale getiriyor.

Lübnan kültür açısından çok zengin

Sizlere Beyrut’tan önce biraz Lübnan kültüründen bahsetmek istiyorum. Lübnan, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Fransız egemenliği altında kalsa da 1944 yılından sonra bağımsızlığını kazanmış bir ülke. Lübnan’da çok karışık bir kültüre tanık olabilirsiniz. Hristiyanı vardır. Müslümanı vardır hatta ateisti de… Osmanlı’nın neredeyse bütün mezheplerini burada görebilirsiniz. Hristiyanların da kendi içlerinde farklı mezhepleri bulunuyor. İşte Lübnan böyle çeşitli bir yapıya sahip.

15 yıl süren Kardeşler Savaşı

Lübnan halkı bağımsızlıklarına oldukça düşkün. Dinsel açıdan baktığınızda her din kendisi için savaşır. 1975 yılından itibaren “Kardeşler Savaşı” ülkeye büyük zararlar verdi. Bu savaşların acısını çok çektiler. Bu savaşın asıl nedeni de mezhep kaynaklıdır. Ancak dışarıya karşı Lübnan dediğinizde hepsi bir ve tek millet oluyor. Müslüman, Katolik, Ortodoks birlikte hareket ederler.

Parlamentoda 64 koltuk Hristiyanların, 64 koltuk Müslümanların…

Lübnan Kardeşler Savaşı’ndan sonra büyük bir tahribat yaşadı. Ancak şu an toparlanmış görünüyor. Ülkede demokratik bir yönetim şekli hakim. Parlamentoda 128 koltuk var. Bunlardan 64’ü Müslümanlara, 64’ü de Hristiyanlara ait. Ancak Cumhurbaşkanı Hristiyan, Başbakan ise Müslüman olmak zorundadır.

Denizci bir toplum

Lübnan’ın nüfusu 6,5 milyondur. Ülkenin toprakları tarıma pek elverişli olmadığı için insanlar tarih boyunca denizciliğe yönelmiş. Deniz ticaretini yapmışlar. Yelkenciliği kullanan ilk toplum olarak biliniyorlar. Lübnan’da sanayicilik yoktur. Geçim kaynağı hizmettir. Ülke hizmet satar. Çin’den ürün alır, Türkiye’ye satar. Türkiye’den ürün alır, gidip Cezayir’e satar. Bunun gibi örnekleri artırabiliriz. Banka sektörü gelişmiştir. Bu ülkede 85 banka şirketi vardır. Türkiye’den bile bu rakam daha fazladır. Lüks arabalar görürsünüz. Ama halk öyle zengin değil. 1 Dolar 1500 Lübnan Lirası civarındadır.

Beyrut’ta gezilecek yerler…

Lübnan hakkında bilgileri paylaştıktan sonra artık sizlere Beyrut’u anlatabilirim. Beyrut farklı kültürlere ev sahipliği yapan kozmopolit bir şehir. Ülkenin neredeyse yarısı yani 3 milyondan fazla kişi Beyrut’ta yaşıyor. Şimdi gezilecek yerlerden bahsedelim…

Güvercin Kayalıkları…

Beyrut gezimizde ilk durağımız şehrin simgelerinden olan güvercin kayalıkları… Etkileyici bir görünüme sahip olan bu kayalıklar Eskiden posta güvercinlere ev sahipliği yaparmış. yetişirmiş. Posta amacıyla kullanılan güvercinler burada barınırmış.

Beyrut’un kordonu…

İlk bakışta kendinizi İzmir’deki kordon sahilinde gibi hissedebilirsiniz. Beyrut’ta Korniş (Corniche Al Manara) adındaki bu yer, Lübnan halkının ve turistlerin vazgeçilmez yerlerinden biri. Sabah akşam fark etmeksizin insanlar sürekli bu yolda yürüyüşlerini yapıyor. Ayrıca gece gündüz çok güvenli de bir yer. Bir kadın tek başına çok rahat bir şekilde yürüyebiliyor. Hiçkimse tarafından rahatsız edilmiyorsunuz.

Roma döneminden kalma hamamlar

Roma hamamları diye tabir ettiğimiz bir bölge. Burada gördüğümüz kalıntılar Roma döneminden günümüze kadar çok iyi bir şekilde korunarak gelmiş. Roma hamamlarının en büyük özelliklerinden biri üç kısımdan oluşmasıdır. Bunlar, soğuk, ılık ve sıcak bölümlerdir. Roma döneminde hamamlarda yer altı ısıtma sistemi kullanılıyordu. Bu sistemin aynısını Efes Antik Kenti’nde de görebilirsiniz.

Osmanlı’dan kalma binalar

Roma hamamlarının olduğu bu bölgede dikkatimi 2 tane bina çekiyor. Bu binalar Osmanlı döneminden kalmadır. Bu binalardan biri günümüzde Başbakanlık binası olarak kullanılıyor. Osmanlı döneminde hastane olarak kullanılan diğer bina ise İmar ve İskan Bakanlığı’na ait.

İzmir’deki gibi bir saat kulesi…

Şehrin hareketli noktalarından biri olan Nejmeh Meydanı’nda bir saat kulesi ile karşılaşıyorsunuz. Lübnanlılar bu kuleyi genelde İzmir’deki saat kulesine benzetiyor. Bu kule Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yıldönümü nedeniyle yapılmış. Saat kulesi iç savaş esnasında yıkıldı. Saati çıkarıp koruma altına alındı. Burası restore edildikten sonra saat tekrar yerine konuldu.

Beyrut’un sembol camisi

El Ömer Cami, Beyrut’un sembol haline gelmiş yerlerinden biridir. Buranın geçmişine gittiğinizde ilginç bir hikaye ile karşılaşıyorsunuz. Orijinal hali Aziz John Haçlı Katedrali olan bu yapı, 1291 yılındaki Memlük işgaline kadar pagan tapınağı olarak hizmet verdi. Bu tarihten sonra El Tabva Camii ismini alan yapıya, daha sonra halife Hz. Ömer’in ismi verilmiş. Caminin iç kısmındaki duvarlarda Memlük ve Osmanlı yazıtlarını görebilirsiniz.

Beyrut’ta bir Ermeni mahallesi

Beyrut’ta görmenizi tavsiye edeceğim yerlerden bir tanesi de Bourj Hammoud Mahallesi… Bu mahallenin en önemli özelliği 1915 yılında Türkiye’den gelen Ermeni vatandaşlarının yaşadıkları yer.

Jeita Mağarası

Beyrut’a 30 dakikalık mesafede bulunan Jeita Mağarası da seyahatimizde unutamadığım yerlerden biri…. Burada alt ve üst olmak üzere iki mağara mevcut. Bir tanesi 1836 yılında keşfedilmiş. Üst mağara diye tabir edilen yer de 1958 yılında bulunmuş. Mağara, Thomson adında bir Amerikalı bir kişi tarafından keşfedilmiş. Thomson bölgede avlanırken ses yansımasından dolayı bir boşluk olduğu kanısına varıyor. Daha sonra da mağarayı keşfe çıkıyor. Mağara, “Kardeşler Savaşı” olarak adlandırılan Lübnan iç savaşında askerler tarafından sığınak olarak kullanılmış. Bu arada mağarada öyle rahatlıkla fotoğraf çekemiyorsunuz. Flaş kullanmanız zaten mümkün değil. Buna dikkat etmenizi öneririm. Çünkü görevliler bu konuda uyarılarda bulunuyor. Alt mağarayı teknelerle gezebilirsiniz.

Harissa Tepesi’nden muhteşem manzara

Beyrut’ta 20-25 dakika mesafede komşu olan sayfiye şehri Jounie’ye gitmenizi tavsiye ederim. Hatta eğer hava müsaitse teleferikle yaklaşık 750 metre yüksekte yer alan Harissa Tepesi’ne çıkabilirsiniz. Burada muhteşem bir manzara sizi bekliyor. Sahil kenti olan Jounie’yi bu noktadan seyretmek çok ayrı bir keyif.

Tabii buraya çıkmamızın nedeni sadece güzel bir manzara değil. Tepede 1908 yılında küçük bir kilise üzerine monte edilen 15 ton ağırlığındaki Meryem Ana heykeli bizi bekliyor. Bu yapı, Rio de Janeiro’dakinden sonra gelen en büyük heykel olması açısından bir hayli önemli.

Alfabenin doğduğu topraklar…

Beyrut’a gittiğinizde yaklaşık 1 buçuk saat uzaklıktaki antik kent Byblos’u da görmenizi öneririm. Şehrin tarihçesi tam olarak bilinmese de 7000 bin yıl öncesine dayandığı bilim adamları tarafından tahmin edilmektedir. Byblos, Fenikelilere ev sahipliği yapmış. Fenikelilerin dünya kültürüne yaptıkları en büyük hizmet harf yazısını icat edip kullanmalarıdır. Mısırla ticari ilişki içindeydiler. Mısırdan papirüs ithal ediyorlardı. Mısırlılardan aldıkları şekil yazısını harf yazısına çevirmişler. Daha sonra da Yunanlılar tarafından bu alınıyor. Bu sebeple de şehre Yunanca da Papirüs anlamına gelen Byblos adını da yine Yunanlılar vermiştir. Bu yazı Romalılar tarafından geliştirilerek günümüzde kullanmış olduğumuz Latin alfabesinin temelini de Fenikeliler atmış oluyor. Burada Byblos Kalesi’ni, John-Marc Katedralini, Aziz Maron Annaya Manastırını ve tarihi bir çarşı olan Old Suk’u gezebilirsiniz.

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2018 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account