Gürkan Erol kaleme aldı! Mantar, orman ve 1001 şey…

Gürkan Erol kaleme aldı! Mantar, orman ve 1001 şey…

Yazı: Gürkan Erol

Vegan arkadaşınızla pizzacıya geldiniz. Pizzalar oldukça büyük olduğundan paylaşmaya karar verdiniz. Mantarlı pizza sipariş etmeyi önermek geçiyor aklınızdan. Sorun olmaz, mı? Yazının sonuna tekrar değinmek üzere sizi önce ormana davet ediyorum. Dünya yüzeyinin ne kadarının suyla kaplı olduğunu ilkokuldan hatırlarız %71’i. Kara sadece %29’la nadir bir yüzey çeşidi. Ormanlar da %31’le kara yüzeyinin en önemli yüzey çeşitlerinden ve hayvan, bitki ve böcek türlerinin %80’inin yaşadığı yer. Coğrafyamızda orman denince akla ilk tüplü ve mangallı ailece geçirilen pazar günleri gelir veya spor alanı olarak akla gelir sıkça kentlerde. Kırsal bölgelerde ise daha çok ağaç deposu olarak görülür. Ormanlar kültürümüzde çokça karanlık, ıssız ve gizemli olarak tanımlanır. Bu gizem ormanlarda sıkça rastladığımız mantarlardan kaynaklandığını bilmiyorum fakat mantarların çoğumuz için gizemli canlılar olduğu şüphesiz. Gizemi aralamak üzere mantar avcılığı hobimden yola çıkarak çok yönlü olarak haz veren bu uğraşı sizlere biraz tanıtmaya başlamadan önce hobinin İngilizce hobby horse kelimesinden türediğini (tahta at) ve sizi eğlendiren ama bir yere vardırmayan atı tanımlar denir. Hobi de yapmaktan keyif alınan ve gelir getirmeyen uğraş olarak tanımlanır, ancak bu uğraş kişiliğimizi de yansıtması düşünülüyor.

Çocukluğu önemli oranda doğada geçirme imkanına sahip olmuş biri için ormanın sessizliği, sürekliliği ve uyumu benim de bazı yönlerimle uyuşuyor. O dönemlerde mantarlara rastlar, 1-2 çeşidi dışında tanımıyor ve “mantarlar zehirlidir uzak durun” telkinleriyle uzak durmuşumdur hep. Yine yüzlerce farklı renk ve biçimlerde denk gelinen bu yaratıklar hep doğanın sıra dışı unsurları olarak beynimde yer etmiştir hep. Yıllar sonra duyum aldığım mantar keşif turlarına katılmamla bu dünyaya adım atıp, 5-6 yıldır en önemli tahta atıma binmiş oldum. Mantar avcılığıma söz ettiğim kişilerde genelde “çok anlamsız” diye tepki vermelerine de alıştım, biraz ayrıntı öğrenenlerin merak etmelerini de. Bu hobinin bu paylaşımında yedi farklı temel neden bazında ilerlerken, tutkumun nedeni biraz aydınlatmış olmayı umuyorum, biraz da mantar dünyasından söz ederken.

1-Spor yapmak

Kaçımız düzenli spor yapabiliyor, ruh ve beden sağlığı üzerindeki olumlu etkisi çok net bildiğimiz halde? Azımız dersek abartmış olmayız. Spor yapmak çelik gibi irade ister, üstelik spor salonlarında bant üzerinde durduğunuz yerde tepinmek de eğlence yoksunu bir uğraş. Mantar ararken 2-3 saatte, hiç anlamadan, doğanın içinde 10.000 adımı aşmış olursunuz. Ayrıca iniş çıkışlı değişen tempoda bir sonraki dönüşte neyle karşılaşacağınızı bilmeden ve sıkılmadan yürüyerek. Bu sefer yaşam koçunuz ormanın ta kendisi.

2-Odaklanırken her şeyi unutmak

Ortalama günde 60.000 uyaran ile başa çıkmaya çalışan beynimiz sürekli tetikte. Çocukken, okulda ve sonraki iş hayatında da hep “düşün” telkinleri yapılır, bunun her zaman doğru bir yaklaşım olmadığını yeni fark edebildim, çünkü bilinçaltı bilinçten bazı uzmanlara göre milyon kat daha hızlı, ancak tabii isabeti konusunda ise ilgili konudaki tecrübeniz orantısında başarılı. Ayrıca düşünürken çoğunlukla ya geçmişi irdeleriz veya geleceği planlarız, hâlbuki geçmiş de gelecekte yoktur, sadece yaşanılan an vardır. Anı yaşamak için düşünmeme çalışmak en iyisi ama nasıl? Bunun için nefes teknikleri yapabilirsiniz, nefesinize odaklanırken düşünmek imkânsızdır ya da bir sonraki düşüncenin ne olacağını düşünmek de sizi düşüncelerden uzak tutar, ancak spor yapmak gibi azımız bunları gündelik hayatımızda gerçekleştirebiliyoruz ne yazık ki. Düşünmeden geçirilen anların son derece yaratıcı sonuçlar doğurabildiği görülmüş diğer yandan (brainstorming toplantılarının genelde çok verimli sonuç doğuramamalı bundan). Mantar ararken ise tek düşünce bir sonraki mantara ne zaman nerede rastlarım sorusu, belki de o an düşünmediğiniz bir sorunun cevabını da bulabilirsiniz. Bu da zihnin berrak halde ormanın temiz havasında adeta süzülmesini sağlar.

3-Avcı içgüdüsü beslemek

İnsan on binlerce yıllar avcı & toplayıcı olarak mutlu mesut yaşadı. Aslında daha çok toplayıcı olarak av dilin gelişmesi ile birlikte sonradan önem kazanan bir gıda temin yöntemi olarak gelişti. Günümüzde avcılık güdüsünü seri sonu satışlarda indirimli kıyafeti yakalayarak yaşamaya çalışır kimi, kimi de süpermarkette en uygun ve duruma göre en lezzetli peyniri bularak. Peki, bu güdünün orijinal setine dönmeye ne dersiniz? Doğanın içinde, nerede karşılaşacağınızı bilmeden, sürprizleri seven lezzet doruklarını sunan mantarlar avlarken, zamanı da kendinizi de unutursunuz.

4-Sabırlı olmayı öğrenmek

Hayatta her istediğimiz umduğumuz gibi gitmiyor. Bu duygunun minyatürünü mantar ararken yaşarsınız. Bazen tüm hava şartları (sıcaklık, nem oranı, son yağmurdan geçen gün sayısı vs) uygunken yine de kayda değer mantara rastlamazsınız. Her an onlarla karşılaşma ihtimali sizi diri tutar ve pes etmezsiniz. Bazen ancak uzun ve zahmetli yürüyüş sonrası bir şeyler bulur, sabrınızı bazen de tamamen boşa çıkar. Bazen de hiç ummadığınız yer ve zamanda tam önünüzde görürsünüz ve sadece şaşırırsınız mutlulukla. Unutmayalım arayan bulamaz bazen, ama bulan hep arayandır.

5-Heyecan yaşamak

Trafikte yaşadığımız heyecanları katmazsak modern şehir insanın evden işe, işten eve monotonluğun gün ve gün ancak özel zamanlarda farklı hissedebildiği anlara indirgenmiş bir hayatı yaşar. Balıkçının lüferi çektiği, takımı galibiyet golü atması gibi aradığınızı bulduğunuz anlar gibidir. Yabancı bir forumda birinin bir kez sezar mantarı toplasam başka bir şey istemem diye yazmıştı, çünkü Avrupa’da bazı bölgelerinde çok nadir bulunur, hatta Almanya’da toplanması dahi bu nedenle yasak. İstanbul’da civarlarında doğru koşullarda çokça bulmak mümkün, bu açıdan şanslı İstanbullular.

6-Zihinsel ve bedensel sağlık banyosu yapmak

Sahilde yapılan yürüyüşle ormanda yapılan arasında ne fark var? Birinde iyotlu hava diğerinde bol oksijen soluruz diye biliriz. Ötesi var. Güney Kore ve Japon bilim insanlarının farklı araştırmalarda ağaçların salgıladıkları maddelerin insan üzerinde olumlu etkileri olduğu araştırmalarla ortaya konmuş. Kesin sebep bulunamasa da muhtemelen kendilerini zararlılardan korumak için ağaçların salgıladıkları maddelerin (fitonzitler) teneffüs edilmesi üstünde duruluyor. Üstelik 1 hafta kadar etkisi sürdüğü belirlenmiş. Ormanda geçirilen zaman sonrası iyi hissetmeniz ve moralin yüksek olması tesadüf değil anlaşılan.

7-Afiyetle yemek

Bugüne kadar sadece kültür mantarı tattıysanız, ormandan topladığınız leziz mantarlar lezzetini kıyaslamak için konserve balık-taze tutulmuş lüfer zıtlığı ile benzetebiliriz belki. Mantar sevmeyenler için de fikirlerini değiştirecekleri sağlam argümanlarla sizi bekler mantarlar. Roma imparatoru Sezar’ın mantarı çok sevdiği imparator veya sezar mantarı (amanita caesarea) adının da bundan konulduğu düşünülüyor. Siz bugüne kadar etin yanında biraz sebze ve mantar sote yaparım diye düşünenlerdenseniz, mantarın yanına biraz et veya sebze yaparken bulabilirsiniz artık kendinizi. Çorba, omlet, sote, ızgara veya tencere yemeği olarak çok farklı menülerde tadabilirsiniz onları. Kişisel favorim sezar mantarlı karides güveç, yapan mekan görmedim o nedenle ancak evde kendim yaparak tadabiliyorum. Toplanan mantarlar hava alan sepette toplanmalı, mümkün olduğunda taze tüketilmelidir, nasıl olta ile tutulan balık günlerce bekletilmiyorsa, mantar toplandıysa o akşam yemeği mantarlı olur. Fazla toplananlar ise türüne göre, kurutma veya diğer yöntemlerle bir süre saklanabilir.

Bu hobiye başlamak isteyenler mutlaka eğitimini almalı, sonbaharda mantar saha gezileri düzenleniyor, internetten kolayca bulabilirler. Asla ve asla kitaba veya internette görsellere bakarak mantar toplanmamalı. Sayısız insan bu kurallara uymadığı için maalesef hayatlarını kaybediyor veya uzun süre canları için mücadele veriyor. Eğitim aldıktan sonra tanımla kolay, eşinizi, komşunuz tanır gibi tanırsınız artık mantar çeşitlerin önemli olanlarını. Bilmedikleriniz veya emin olmadıklarını da asla toplamazsınız.

Girişteki konuma gelince, veganlığı et yemez olarak tanımlarsanız, mantarlı pizza sipariş edebilirsiniz çünkü mantarlar hayvan değil. Veganlığı sadece bitkisel beslenme olarak olarak görürseniz sipariş etmemeniz gerekir zira mantarlar bitki değildir. Hayvanlar ve bitkiler âlemlerin yanında mantarlar üçüncü âlem olarak kabul edilir. Genetik açıdan aslında hayvanlara daha yakınlar. Bitki gibi fotosentez yapmazlar, hayvanlarda olmayan hücre duvarları vardır. Dünyanın en büyük canlısının da bir mantar olduğunu da ilave ederek, bu âleme adım atarak yedi faydadan fayda görmenizi umarım.

 

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2018 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account