Favignana ya da Sicilya’da bir Akdeniz güneşi

Favignana ya da Sicilya’da bir Akdeniz güneşi

Ana karadan koparılmış bir parçanın can çekişen yalnızlığına tanıklık edeceğiniz adadır Favignana. Her ada bir ayakta kalma, kendi başına var olma mücadelesidir. Karadan kendisini koparan ada, anne rahmiyle vedalaşan bir bebeğin ilk çığlığını atar her sabah. Ekmeğini sudan çıkaranların, sırtını sirokko rüzgarına veren ve cesurca denize açılanların adası Favignana, kuş bakışı Akdeniz’e bakanların gördüğü şekli şemaliyle bir kelebektir. “Bazen anlatılmaz yaşanır” denir ya Favignana da böyle bir ada. Gitmeden sözle anlatılacak gibi değil! Dilin sınırına sığmayan bir naiflik ve huzur ile kendi hayatını ama bizzat kendi hayatını yaşayanların adası.

Sizi şaşırtan bir ada mı? Değil elbet! Portofino gibi aşk şarkılarına, ödüllü filmlere, çok satan romanlara da konu olmamış. Amalfi kadar romantik, Cinque Terre kadar fotografik hiç değil! Belki de tüm duyguları siz ne kadar yaşamak isterseniz o kadar veriyor. Ton balığı avcılarının nasırlı elleriyle kadeh tokuşturup barlarda anılarını anlattıkları, cam önlerinde, kapı diplerinde oturan yaşlıların her defasında size dünde kalan gençlikleri gibi umutla bakmaları ve her şeyden önemlisi yaşayan Akdeniz ruhu ile tipik bir Sicilya adası. Sıradan ve bir o kadar ağır abi olmasına rağmen Favignana’nın her gidişinizde sizi yeniden çağıran ve yalnızlığınız(a) (çare) olacak bir tarafı var.  Ve Akdeniz’in parlayan güneşi orada; her an içinizi, hayallerinizi ve umutlarınızı ısıtan…

Kısaca tarihi

Favignana’da ne yenir ne içilir? Gezilecek yerler neler? Bir Favignana Gezi Rehberi öncesinde adanın tarihsel geçmişini merak edenlere şöyle jet hızlıyla bir şeyler anlatayım: Favignana, Sicilya’da Egadi (Aegadian) takım adalarına ait bir İtalyan adası. Antik Çağ’da keçi adası anlamına gelen Yunanca Aegusa olarak adlandırılmış. Kartaca Ordusu’nun yenilgisine kadar Akdeniz ticaret rotaları arasında durma noktası olarak adada bir karakol bulunurmuş. Ada Kartacalılar’dan sonra Romalıların hakimiyetine girmiş. Orta Çağ’ın başlarında Favignana Araplar tarafından ele geçirilmiş ve Sicilya’nın İslami fethi için bir üs olarak kullanılmış. Daha sonra adaya Normanlar sahip olmuşlar. 1081 yılında surlar inşa edilmiş. Sicilya’nın Aragon yöneticileri, Favignana ve diğer Aegadian Adalarını Ceneviz tüccarlarına kiralarken 15. yüzyılda ise tüm adalar Giovanni de Karissima’ya verilmiş. Görüldüğü gibi adaların hakimiyeti sürekli el değiştiriyor. İspanyollar adaları 1637’de Cenovalı Marquis Pallavicino’ya satmışlar. Onun zamanında adanın ekonomisi epey gelişmiş. Pallavicino ailesi 1874 yılında adayı daha sonra Favignana ile özdeşleşecek ve heykeli dikilecek olan Ignazio Florio’ya satmışlar.

Üç adanın en güzeli

Trapani ile Marsala arasında yer alan Favignana, Sicilya’nın batı kıyısına yaklaşık 7 kilometre uzaklıkta. Trapani’den yola çıkan feribot sırasıyla Sicilya’nın batısındaki Favignana, Marettimo ve Levanzo adalarına uğruyor. Bence en güzeli 2 bin 800 kişinin kayıtlı yaşadığı Favignana adası; diğerleri günübirlik gezilecek adalar. Üstelik Levanzo çok küçük bir ada ve o yüzden buraya karınca adası da diyorlar. Favignana adı ise Romalılar tarafından batıdan gelen sıcak rüzgarı göstermek için Latince Favonius’tan türetilmiş.

Yazlık evleri ve büyüleyici kıyı şekilleri

Aslında dedim ya Sicilya izleri bulacağınız küçük bir ada Favignana. Sicilya’nın batısında Trapani liman şehrine bağlı bir balıkçı adası. Trapani’den feribotlarla Favignana’ya neredeyse yarım saatte ulaşabiliyorsunuz. 33 kilometre sahil şeridi olan Favignana adasının gelişiminde Florio ailesinin büyük payı var. Ignazio Florio’nun Palermo’dan Favignana’ya gelmesi ve buraya yerleşmesi ile ticaret yatırımları artmış. Florio ailesinin şehrin ve limanın gelişimine katkıları olmuş. Balıkçılık ve taş ocaklarından elde edilen ürünler Akdeniz’deki yakın limanlara ihraç edilmiş. Aileye ait bir yapı bugün Liberty stiliyle restore edilerek belediyenin hizmetine sunulmuş.

Adanın küçük meydanında yer alan heykel Ignazio Florio’ya ait. Ayrıca adada mimarisi farklı pek çok yapı da karşınıza çıkıyor. Tek katlı yazlık taş evlerin merdivenle inilen ve sizi limon ağaçlarının karşıladığı güzelim bahçeler dikkatlerden kaçmıyor. Zengin kalker yatakları ile de bilinen adanın denize girilebilen bazı kıyı kesimlerinde ilginç kalkerik şekiller de görülmeye değer. Yine Favignana’da 2 kilise bulunuyor. Saint Catarina bahçesindeki çiçeklerle tam fotoğraflık. Tüm adayı bisiklet ve motorsikletle gezmek de ayrıca keyifli.

Adanın geleneksel Akdeniz mimarisi, beyaz sıvalı, mavi veya yeşil pencereler ile karakterize olan evleri yeniden iyileştirilmeye çalışılıyor.  Burada ev satın almak isterseniz metrekaresi 2 bin Euro’dan başlıyor. Ada, Akdeniz çam ormanlarından oluşan bu iklimin bitki örtüsü ile kaplı. Keçiboynuzu, sakız, rezene, deniz çiçekleri değişik endemik türler yer almakta. Ormanlık alan yok denecek kadar az olan adanın kuzeyden güneye doğru 314 metre yüksekliğinde Santa Caterina dağ sırtı geçmektedir. Yine 296 metre ile Punta della Campana ve 252 metre yüksekliği ile Punto Grosso diğer iki önemli tepe noktalarıdır. Favignana’nın güney tarafından üç küçük adacık var. Bunlar Preveto, Galera ve Galeotta’dır. Adanın doğu tarafından kullanılmayan ve tüf ocaklarında yeniden restore edilen hipogea adında pek çok bahçe bulunuyor.

Favignana ruhunda avcılık var!

Favignana’da 14. yüzyıldan 2 binli yıllara kadar ton balığı avcılığı yapılmış. Hatta avcılar suya merasimle inerlermiş. Denizden çıkan ton balıkları 17. Yüzyılda İspanyollar tarafından kontrol altına alınmış. Bazı tarihi yazılarda İspanyolların balıkçılık mesleğini sömürdüğü yazar. Adada Florio ailesine ait tarihi bina yıllarca ton balığı hali olarak kullanılmış. Bugün ise müze işlevi görüyor. Balık avcılığında kullanılan araç ve gereçler burada yer alıyor. Teknolojinin gelişmesiyle son geleneksel av 2007 yılında gerçekleştirilmiş. Ancak 1980’li yıllara kadar geleneksel anlamda avcılık devam etmiş. İtalya’da ton balığı avı Tonnare olarak bilinse de burada Mattanza adı veriliyormuş. Bir dip balığı olan orkinoslar üremek için yaz aylarında su yüzeyine çıktıklarında büyük ve güçlü ağlara kıstırılarak avlanıyormuş. Kendi içlerinde ağları sıralama matematiği bile yapmışlar. Favignana’daki ton balığı avcılığı UNESCO Kültür Mirası listesinde de yer bulmuş. Yoldasın’a bu konuda daha önce yazılan bir yazıyı da buraya bırakıyorum.

“Festivali kaçırmayın”

Ton balığı avcılığı ile ün yapan adada her yıl geleneksel olarak ekim ayında düzenlenen ve bolca deniz mahsulünün tüketildiği bir de festival var. “Festa Della Madonna Del Rosario” adındaki bu festivalde yaşayan ton balığı avcıları ile yerli halk ve turistleri bir araya geliyor. Belediyenin bando takımı limana giriş yaparken onları belediye başkanı ve adanın önde gelenleri karşılıyor.

Limanda toplanan yerli halk büyük tavalarda kalamar, ahtapot kızartıp, ton balıklarını ızgaralara atıyor. Turistler ve ada sakinleri sıraya girerek o akşamki yemeklerini ayaküstü limanda yiyor. Ardından harika bir müzik gösterisi başlıyor ve geç saatlere kadar devam ediyor. Ben de reis olarak bilinen ve ton balığı avcılarının lideri olarak gösterilen (Rais) Gioacchino ile tanışma fırsatı buldum.

Marettimo’yu görmeden dönmeyin!

Son yıllarda İtalyan turizmciler çeşitli konseptler geliştirerek ürün çeşitliliklerini artırmaya çalışıyorlar. Eski meslekler ve bu mesleklerin izlerini taşıyan coğrafyalara turist çekerek buradaki sezonu uzatmayı hedefliyorlar. Favignana’da sezon bu şekilde Kasım ayının sonuna kadar uzamış durumda. Zaten festivalin olduğu ekim ayında bile tüm sakinliğine karşın plajların dolu olduğunu görebilirsiniz. Vakti zamanı bu ada gezisine uygun olanlar için Favignana’nın hemen yanı başındaki Marettimo adası da günübirlik görülecek yerler arasında. Burada yaşayan yaşlı balıkçılar sizinle keyifle sohbet ediyor. Yaz mevsiminde ise biraz daha kalabalık. Üstelik Marettimo’da çok güzel bir denizcilik müzesi de var.

Gurmeler için seçenekler

Favignana’da İtalyan mutfağının en seçkin lezzetlerini bulabilirsiniz. En büyük zenginlikleri olan ton balığı, İtalyan makarna çeşitleri, risotto ve zeytinyağlı ekmek ile muhteşem gidiyor. Zaten Favignana’da hemen bütün restoranların menüsünde ton balığı ve deniz ürünlerini görmeniz mümkün. Sadece yazın yapılan meyveli sorbeleri ve klasik adaya özgü cannoli tatlısı ise tatmadan dönmeyin listenize eklemelisiniz.

Mekan tavsiyelerim

Favignana’da çok şirin mekanlar var. Kaldığım Hotel Aegusa’nın restoran kısmını tavsiye ederim. Bahçesi gerçekten çok tatlı. Yine yemek yiyip kahve ve başka bir şeyler içebileceğiniz mekanlar mevcut. Bunlar arasında benim vakit geçirdiğim bazıları şunlar: Bar Cono, La Lampara, Osteria, Monique, Bar Galataria Del Corso, Trattoria El Pescador, Trattoria Due Colonne, Gelateria Cafe…

Favignana Plajları

Cala Azzurra en çok bilinen ve tercih edilen sahil kesimidir. Burası daha çok kayalıklı plaj olarak adlandırılır. Kumlu deniz arayanların adresi ise Ravine plajidır. Derin yerde yüzmek isteyenler ise Bue Marino ve Cala Rossa’yı tercih edebilir. Cala Rossa’nın plajı 2015 yılında SkyScanner tarafından İtalya’nın en güzel plajı seçilmiş. Perciata mağarası ve küçük plajlar Calamoni ve Marasolo da farklı deneyim arayanların gideceği yerler arasında. Ben çakıl taşları arasında yüzerim diyorsanız Preveto kıyısını tercih edebilirsiniz.

Adaya giderken bunları yanınıza alın:

Gabriel Garcia Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık Romanı

Leonard Cohen’in son albümü You want it darker

Edip Cansever’in şiirleri

Salaş kıyafetler ve hasır şapka


Yazarın Sicilya ile ilgili diğer yazısını da okumuş muydunuz?

İtalya’nın tatil adası Sicilya mı? Muhteşem mirim…

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2018 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account