Endülüs’ün vahşi güzeli: Ronda

Endülüs’ün vahşi güzeli: Ronda

İspanyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Ronda, Endülüs İslam egemenliğinin son bulması sonucu Mağribilerin yarımadadan çekilirken İspanyollara en son teslim ettikleri kaleye sahipti. Her iki monoteist dinden kalan izlere günümüzde kasabayı gezerken rastlayabilirsiniz.

Bu din ve tarih karışımının sentezi haricinde burayı Ronda yapan diğer özelliklere gelince,şüphesiz bunların başında sahip olduğu vahşi doğa ve bulunduğu lokasyon, daha sonra uçurum kenarında veya uçuruma bakan evleri, daracık sokakları, asırlık köprüleri, uçurumları yarıp vadi diplerine inen tekrar geri çıkılması neredeyse imkansız olan en az 350 basamaklı merdivenleri ve son olarak İspanya’nın en eski arenası gelir.

Birde bunlara Ronda’nın İspanya iç savaşı esnasında son derece aktif rol alması ve Hemingway’in ünlü Romanı “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” adlı eserine konu olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bu arada bu konu hakkında ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum, zira; İspanya İç Savaşı’nda buraya görevli gelip, 3 gün kalıp savaşı gözlemleyen o zamanki gazeteci Ernest Hemingway bu köprüden her saat başı bir direnişçi atılırken çalınan çandan çok etkilenerek “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” kitabını burada yazmaya başlar.

Eğer bu romanı okuduysanız ve bir gün yolunuz buraya düşerse merkezde bulunan Plaza de Espana meydanında bir köşeye çekilip; ürkütücü bile olsa İspanya iç savaşının en dramatik ve korkunç anlarının yaşandığı bu yerde Faşistlere karşı savaşanlardan Antonio Cortes’in  elleri arkadan bağlanmış faşistleri bu meydanda toplayıp, biraz ilerideki köprüden aşağıdaki Tajo Nehri’ne atarken “Yoldaşlar fazla kurşun ziyan etmemek ve daha çok faşist öldürmek için onları buradan aşağı atmalıyız” diye bağırdığı sahneyi tekrar gözünüzün önünde bir kez daha canlandırmanızı tavsiye ederim.

Kanyon tarafından ikiye bölünen ve inanılmaz uçurumlarla dolu ,yamaçları kaktüslerle dolu ve Tajo nehrinin irili ufaklı şelalemsi şekilde sularının uçurumun dibindeki uçsuz bucaksız toprakları sularak aktığı bu hem korkunç ve ürkütücü bir o kadarda etkileyici olan Ronda 19.yüzyılın önde gelen şair, romancı, ressam, gezgin vs. gibi önde gelen şahsiyetlerine bu vahşi, ürkütücü, korkunç ve etkileyici özelliğiyle ilham kaynağı olmuştur.

Bir rehber olarak,her gelişimde Ronda’yı gezerken ayrı bir haz duyduğum için,ister turla,ister kendi başına İspanya’ya giden herkese burayı mutlaka görmelerini şiddetle tavsiye ediyorum.Oldukça rafine bir mutfağı olan Ronda’yı gezmek isteyenlere birkaç öğüt;

Kasabayı tanımak için ilk önce Plaza De Toros’dan başlayın zira burası 1785’te yapılan İspanya’nın en eski Boğa Güreşi Arenası olup,bir çok ünlü matadorun yetiştiği yerdir. Aynı zamanda “Ronda Tarzı Boğa Güreşi” burada doğmuş olup, 6.000.kadar boğanın katili ünlü matador Pedro Romero’nunda tarih sayfalarında yer aldığı yerdir.

Daha sonra Puente Nuevo, yani 1793 tarihinde yapılan “Yeni Köprü” diye adlandırılan ve iki yakayı birbirine bağlayan aynı zamanda İspanya İç Savaşı esnasında faşistlerin elleri arkadan bağlı olarak aşağıdaki uçuruma atıldığı köprüye gelin.Bu arada aşağıya baktığınızda 11.asırda inşa edilen ve artık kullanılmayan Puente Viejo, yani “Eski Köprü”yü göreceksiniz.

Puente Nuevo’dan geçtiğinizde artık Eski Şehirde’siniz,Burayı gezerken karşılaşacağınız ve hala mihrabı yerinde olan eski bir 13.asır Endülüs Camisi bugün Santa Maria La Mayor isimli bir katedral olarak karşınıza çıkacaktır.Daha sonra çok yakın bir yerde içinde hala Engizisyonun karanlık ve kirli izlerini taşıyan Convento de Santo Domingo bulunmakta olup gene aynı yerde 14.asırdan kalma bir Cami Minaresiyle karşılaşacaksınız.(Minarete San Sebastian)

Gene aynı yerde bulunan Ronda’nın en muhteşem sivil mimari örneği olan Palacio de Mondragon, yani Belediye Binası ve hemen yakında 18.asırda  zamanın Fas Kralı Abul Hasan’ın oğlu Abbel Malik’e ait Casa Del Rey Moro isimli muhteşem bir binayla karşılaşacaksınız. Eğer aşağıya inmek isterseniz bu binanın yanından toplam 365 basamaklı bir merdivenle aşağıda bulunan el Tajo kanyonuna kadar inebilirsiniz. Ama işin en zor kısmının geriye dönmek için tekrar 365 basamak çıkmak olduğunu hatırlatmadan geçemeyeceğim. Son olarak gene aynı yerde 13.14.asırdan kalma Arap Hamamlarını görebilirsiniz. Sevgili dostlarım bütün bu yazdığım yerleri rahatça ve yorulmadan yürüyerek gezebilirsiniz en fazla 2 saatinizi alır. Birde bunlara ilaveten Kasabanın Calle la Bola diye adlandırılan en büyük alış veriş caddesine’de uğramadan geçmeyin derim.

Eğer gittiğinizde yağmur yağıyor ve fırtına var ise korkmayın oldukça şanslı sayılırsınız, zira Endülüs’ün incisi Ronda bir başka güzellikte görünecektir gözünüze. Eğer burada konaklama gibi bir niyetiniz var ise özellikle terası ve açık alanda kahvaltı alanı uçurum kenarında olan yerleri seçin bu tercihin size tarifi inanılmaz güzellikte anlar yaşatacağını unutmayın.

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2018 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account