Bükreş’te Kont Drakula’nın izleri…

Bükreş’te Kont Drakula’nın izleri…

Yeni yıla dünyanın farklı bir şehrinde, o şehrin insanları ve turistlerle birlikte girmek ayrı bir keyif. Daha önceleri Venedik, Paris, Selanik, Atina gibi şehirlerde yeni yılı büyük bir coşkuyla karşılamıştım. Bu defa ise rotam Romanya’nın başkenti ve en kalabalık şehri Bükreş oldu.

İsminin “zevk, mutluluk” anlamlarındaki bucur kelimesinden geldiği rivayet edilen Bükreş’i çok sevdim. Şehri dolaşırken “Paris’i andırıyor” diye düşünüyordum ki, rehberimiz Bükreş’in şehir planlaması ve mimarisinde Paris’ten örnek alındığını, hatta tarih boyunca Fransız mimarlarla çalışıldığını aktardı. Zaten bu şehir “Doğu Avrupa’nın Paris’i” nitelendirmesiyle de biliniyor.

Eski Şehir bölgesi her biri birbirinden güzel yapıları, canlı atmosferi, kafeleri, barları, restoranları ile mutlaka görülmeli. Kentin bu bölümünün Kont Drakula’ya esin kaynağı olan Prens Vlad tarafından kurulduğu aktarılıyor. Osmanlı tarihinde Kazıklı Voyvoda olarak bilinen 3.Vlad’ın Kont Drakula eserlerine konu olmuş ve vampir efsanesinin doğduğu gizemli sarayı ise Bran şehrinde yer alıyor. Kont Drakula eseri buralarda turistik bir öğe olarak bolca kullanılıyor. Bükreş, eserden esinlenilen hediyelik eşya satan mağazalarla dolu… Şehirdeki Dracula adlı lokantayı giden arkadaşlar çok övdü.

Tanıdık lezzetler

Damak tadı olarak bizimkine çok benzeyen yemekleri burada bulmak mümkün… İşkembe çorbasından börek çeşitlerine, turşudan sucuğa alışık olduğumuz lezzetler burada. Bükreş’teki restoranlar büyük porsiyonları, uygun sayılabilecek fiyatları ile de çok cazip. Ben özellikle et çeşitlerini çok lezzetli, soslarını mükemmel buldum. Eski şehirdeki Türklerin işlettiği dönerciler önlerinde upuzun uzayan kuyrukların hakkını veriyor.

Bükreş Parlamentosu dünyanın en büyük ve en ihtişamlı parlamento binalarından biri olarak biliniyor. O zamanki Romanya Devlet Başkanı Nikolay Çavuşesku tarafından 1980’lerde yatırılan bina için 700 civarında mimarın görev aldığı, 365 bin metrekarelik alanda 84 metre yükseklikteki yapının içinde 3500 ton kristal, 480 avize bulunduğu aktarılıyor. Başlarda halkın desteği ile iktidara gelen ancak sonraları diktatöre dönüşen Çavuşesku hazin bir sonla, idam edilerek bu dünyaya veda etti.

Calea Victorieri-Zafer Bulvarı şehrin en işlek caddelerinden biri. Caddede bulunan Ulusal Tarih Müzesi 1894 yılında inşa edilmiş ve neo klasik mimarisiyle dikkat çekiyor. Bir anda kendinizi Paris’te sanmanıza neden olabilecek Zafer Takı, 1877-1878 Osmanlı Rus savaşında Rusların galip olması ve ardından Romenlerin Osmanlı’dan kopmaları için destek vermelerini simgeleyen bir yapı. İlk olarak o yıllarda tahtadan inşa edilen yapı, 1936’da bugünkü halini almış. 1900’lerde yaptırılan, Fransız mimar Paul Gottereau imzasını taşıyan CEC Ekonomi Bankası’nın Yönetim Binası kentte Fransız rüzgarları estiren yapılardan bir diğeri. Macca Villacross Pasajı ise bizim Çiçek Pasajı’nı andıran, Türk kahvesi ve nargile içilen kahvehaneleri, otantik hediyelik eşya mağazaları, çeşitli restoranları ile mutlaka görülmeli. Yapım yılı 1891 olan pasajın bir kapısı Zafer Bulvarı, diğer kapısı ise eski şehir bölümüne açılıyor.

Bir kitap tutkunu olarak Bükreş’te en çok ilgimi çeken, girdikten sonra çıkmak istemediğim yer Cartureşti Kitapçısı oldu. Beyaz renkteki, ferah dekorasyonlu kitap evinde şirin bir de kafe bulunuyor.

En büyük aşkımla yeni yıl coşkusu

Sanatseverlerin uğrak noktası Odeon Tiyatrosu’nda bir gösteri izlemek de muhteşem olur. Ama asıl buranın hemen önündeki Atatürk büstünü görmek paha biçilemez. Ulu Önder Atatürk’ün tüm dünyada saygı gören bir lider olduğunun kanıtlarından biri olan büstüne ulaştığımızda tüm grup gözyaşları içindeydi. Sonrasında alkışlar koptu ve fotoğraf çekilmek için herkes sıraya girdi. Böylece “En büyük aşkımla” yeni yıla Bükreş’te girmiş oldum. Gerçi sosyal medya hesaplarımdaki paylaşımlarımda bu ifadeyi kullanınca ablamın “Bize söyleyeceğin bir şey yok mu?” telefonuna mazur kalıp, epeyce laf anlatmak zorunda kaldım ama olsun…

1700’lerde inşa edilmiş Stavropoleos Manastırı, Devrim Meydanı, Herastrau Parkı, Rumen Ateneum Konser Salonu, Ulusal Sanat Müzesi, Doğa Tarihi Müzesi şehrin görülebilecek diğer yerleri arasında…

Yılbaşı gecesi şehrin birçok meydanında düzenlenen kutlamalardan birine katıldık. Harika bir konser izledik. Saatler 12’yi vurmak üzereyken sunucu elindeki şampanya şişesini kalabalığa doğru gösterdi ve herkes kendi şampanya şişesini kaldırdı. Ben arkadaşlarıma “Bizim şampanyamız yok, çoğunluğa katılamayacağız” derken yanımızdaki Rumenlerden şampanya ikramı geldi. Kadehler mutlu bir yıl için kalkarken başlayan Havai Fişek kutlaması da görülmeye değerdi…

 

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2019 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account