Bu defa Schengen’in kendisine gidin!

Bu defa Schengen’in kendisine gidin!

Aylin Saraçoğlu – Bu defa Schengen almaya değil, Schengen’in kendisine gittim. Lüksemburg’da küçük bir şarapçılık kasabası olan Schengen; Almanya, Fransa ve Lüksemburg sınırlarının birleştiği bölgede, Moselle nehrinin kıyısında yer alıyor.

10.63 kilometrekarelik bir alana sahip bu kasabada yaklaşık 3 bin kişi yaşıyor. Schengen Anlaşması’ndan önce kimsenin tanımadığı kasabanın kaderi 14 Haziran 1985 yılında imzalar atıldıktan sonra değişmiş ve dünyaca ünlenerek, turistlerin gözde gidilecek yerlerinden biri olmuş.

Schengen-nehir-kenarındayım

Schengen Anlaşması, katılan ülke vatandaşlarına serbest dolaşım hakkı veriyor. Bu hak aslında sadece bir tatil yapma kolaylığı değil. Demokratik bir yapılanma için önemli bir adım, bir birlik projesinin parçası, bir özgürlük projesi olarak tasarlanmış.

Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg arasında imzalanan, 10 yıl sonra bu ülkelerde serbest dolaşımı başlatan anlaşmaya bugün 26 Avrupa ülkesi katılmış durumda.
Otobüsümüz Schengen Anlaşması’na adını veren bu kasabaya yaklaşırken, rehberimiz “şimdi Fransa’ya girdik”, “şimdi Almanya’dayız” diye anonslar yapıyor. Yol kenarındaki tabelalarda da bunu görüyoruz.

Bir ayağım Fransa bir ayağım Almanya’da

Frnalmanyaasfalt

En ilginci de asfaltın koyu tonlu olan yanının Fransa, açık tonlu olan yanının Almanya olduğu yer. Fransa’nın Apach köyü yakınındaki bu yerde, iki ayağımız iki ayrı ülkede pozlar verip, fotoğraflar çektiriyoruz. Fransızlar kendi taraflarına Eyfel Kulesi’nin minyatür bir benzerini de yapmışlar. Tabelalarda Schengen bölgesinde olduğumuz özellikle vurgulanıyor.

Schengen köyüne girerken, eteklerine kadar üzüm tevekleriyle dolu tepelerin görüntüsü karşısında adeta büyüleniyorum. Biraz daha gittiğimizde karşıma nehir ve onu çevreleyen yemyeşil çimenler, ağaçlar çıkıyor.
Gitgide daha da beton yığınına dönüştürülen İstanbul’da yeşile ne kadar da hasret kalmışım… Nasıl da kendimi özlemle çimenlere atıyorum. Oturuyorum, yatıyorum, arkadaşlarıma pozlar verip fotoğraflar çektiriyorum…
Biraz uzakta yapım tarihi 1390 yılına uzanan Schengen Kalesi bütün heybetiyle gözüküyor. 19. yüzyılda yeniden inşa edilen kale, günümüzde otel ve konferans salonu olarak kullanılıyor.

Özgürlüğü simgeleyen tarihi yerler

Avrupa-müzesi-tabela

Kasabanın merkezinde bizi Schengen Anlaşması anısına üç sütunlu özel bir demirden yapılmış ve üzerinde ülkeleri temsil eden yıldızların yer aldığı Schengen Anlaşması Anıtı karşılıyor. Hemen yanında da sınırların kalktığını, özgürlüğü simgelemek için Berlin Duvarı’ndan iki orijinal parça yer alıyor.
Birkaç adım ilerleyince, buranın diğer önemli bir yeri olan Avrupa Müzesi’ne varıyoruz. Müzenin önünde çok cici bir kafe var. Hava günlük, güneşlik… Şarap kadehleri doldurulmuş, peynir tabakları hazırlanmış, yiyip-içip sohbetler ediliyor. İnsanlar öylesine sakinler ki, konuşmalar neredeyse fısıltıyla yapılıyor, yanlarından geçerken bile zor duyuluyor.

Avrupa-Müzesi

Üzerinde “Avrupa Müzesi” yazan Avrupa Birliği’nin resmi rengi olan mavi renkteki yolluktan yürüyerek müzeye giriş yapıyoruz.

13 Haziran 2010 tarihinde yani anlaşmanın imzalanmasının 25’nci yılında açılan müzede, anlaşma ile ilgili olarak tarihi fotoğraflar, video ve ses görüntüleri bulunuyor. Schengen bölgesine girmiş olan ülkelerin ulusal pasaportları da bu müzede sergilenerek tarih sahnesindeki yerini alıyor.

Meşhur şarabını free shop mağazalarından alın!

Buraya gelip de meşhur şarabından almamak olmaz. Rehberimiz hemen yandaki Remich köyündeki free shop mağazalarından çok uygun fiyatlara alış veriş yapabileceğimizi söylediğinden oraya geçiyoruz.
3 bin 500 kişinin yaşadığı Remich kasabasının bronz heykelleri görülmeye değer. Kasabanın her yerine serpiştirilmiş, Lüksemburglu heykeltıraş Wilofy tarafından yapılmış bu heykellerin geneline verilen isim “Şarlatanlar”.

Remich-çamaşırcı-kadınlar

Heykellerden “Çamaşırcı Kadınlar” temalı olanında kasabanın çocukları neşeyle oynuyor güneşli havada suyla serinlemenin tadını çıkartıyordu. Yanda sıralanan kafelerde de büyükler tıpkı Schengen’de olduğu gibi şarap-peynir keyfi yapıyordu. Dizi dizi sıralanan bohem tarzdaki kıyafetlerin satıldığı butikler de çok hoş. Bu tarzı seviyorsanız görmeden geçmeyin.

1 dakikada 3 farklı ülkeye geçebilirsiniz

Hemen arkadaki Masel nehri üzerindeki Remich köprüsünün ortasında durduğunuzda bir ayağınız Almanya, diğer ayağınız Lüksemburg’da yer alıyor. Bu köprüde 1 dakika içinde 3 farklı ülkeye, Almanya, Fransa ve Lüksemburg’a geçmek mümkün.

Yürüyüşümüzü sürdürerek, yan yana sıralanmış free shop mağazalarına varıyoruz. Burada en kaliteli şarapları 4-6.3 Euro fiyatlarına almak mümkün. “Pekiyi ama nasıl taşıyacağım?” diye düşünürken, arkadaşlarımdan pratik taşıma önerileri geliyor. İçkiyi bavulda taşımanın en iyi yolu onu jean pantolon paçasının içine koyup, sarıp sarmalamakmış. Kenarlarını ve üstünü tişört, sweatshirt gibi pamuklu kumaşlarla da kapattıktan sonra hiçbirşey olmazmış. Dedikleri işe yarıyor. Tecrübeyle kanıtlanmıştır.

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2018 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account