Bled’in muhteşem doğasına hoş geldiniz!

Bled’in muhteşem doğasına hoş geldiniz!

Ljubljana şehrine gideceğimi söylediğimde birçok arkadaşım “orası neresiydi?” diye önce bir durakladı. “Slovenya’nın başkenti ve en kalabalık şehri” gibi tanımlamalarım pek işe yaramayınca, hemen pratik bir cevap buldum: “Hani ortasında kiliseli küçük bir adası olan gölün bulunduğu yer. Alp Dağları’nın ortasındaki bu muhteşem doğanın fotoğrafları sürekli sosyal medyada dolaşır.” Herkesin “Tamam, tamam fotoğrafını görmüştüm, şimdi hatırladım” dediği yer eşsiz güzellikteki Bled Gölü idi.

“Bled Kalesi’ni Çinli bir grupla gezdim”

Şehir merkezine 60 km kadar uzaklıkta olan göle giderken yol boyunca doğal güzellikler bize eşlik etti. Bol ağaçlıklı yemyeşil alanlardaki tek tük ahşap evler çok şirindi. İlk durağımız görkemli Bled Kalesi oldu. Gölden 130 metre yukarıda yer alan kale 1011 yılında yapılmış. Sonrasında çeşitli dönemlerde ihtiyaca göre ilaveler gerçekleştirilmiş. Etrafı panaromik olarak görebileceğiniz kaleden etkilenmemek imkansız.

Burada tarihi eserlerin sergilendiği küçük bir müze, Orta Çağ’dan günümüze ulaştığı söylenen bir şaraphane ve çeşitli hatıra eşyaların satıldığı bölümler yer alıyor. Kaleyi gezerken Çinli bir grupla sohbet ettim. Çince bilmemi sevinç çığlıklarıyla karşıladılar. İçlerinden biri benim de yaz kursuna katıldığım Nanjing Normal Üniversitesi mezunu çıkınca sohbetimiz iyice ilerledi. Onlar da benim gibi buraları ne kadar çok beğendiklerinden bahsettiler.

Sonrasında çevresi 8 km olan gölün kenarındaki yürüyüş yolunda bir gezintiye çıktım. Buranın en güzel otellerinden Villa Bled zamanında Yugoslavya tarihinin en etkili kişilerinden biri olan devlet adamı, asker Joseph Broz Tito’nun yazlık konutuymuş. Hotel Toplice ise buranın şöhretli otellerinden bir diğeri. Gölde yüzenler, kenarında güneşlenenler, restoran ve kafelerinde vakit geçirenler buranın keyfini doyasıya çıkartıyordu.

Yeni evlilerin uğrak yeri

Sıra fotoğraflarını görüp büyülendiğim gölün ortasındaki adaya geçmeme geldi. Buraya “pletma” adı verilen kürek kullanılan, teknelerle gidilebiliyor. Gölün kirlenmemesi için motorlu teknelere izin verilmiyormuş. Adadaki St. Martin Kilisesi özellikle yeni evlilerin uğrak yeri… Çünkü erkeğin eşini merdivenlerden kucağında taşıyarak çıkarttığında çiftin evliliklerinin çok sağlam olacağına inanılıyormuş. Kilisede evlenebilmek için de 99 basamağı bu şekilde çıkmak gerekiyormuş. Kilise, 2.Henry’nin emri ile 1004 yılında bitirilerek Bled papazına hediye edilmiş. Görünümün güzelliği ile adeta ruhum beslenmişti. Şimdi sıra midemi doyurmaya gelmişti.

Yine “pletma” ile karaya dönüp, önerilenlerden olan Babjizob restorana oturdum. Yediğim soslu tavuk son derece lezzetliydi. Eğer buranın ünlü tatlısı Kremsnita (Milföy hamurlu kremalı pasta) tatmak isterseniz gölün kenarındaki Vila Preseren tavsiye ediliyor.

Bled Gölü’nü daha çok turistlerin, yanı başındaki Bohinj Gölü’nü ise yerel halkın tercih ettiğini duyunca Bohinj Gölü’nü görmek istedim. Gölde yüzen, kanoya binen Slovenler güzel bir gün geçirmenin keyfini yaşıyordu. Bohinj Gölü’nün çevresindeki yürüyüşümden sonra şirin kafelerinden birine oturduğumda ne kadar da dinlendiğimi, huzur dolduğumu en derinden hissediyordum.

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2017 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account