Almanya’nın moda ve fuar kenti Düsseldorf

Almanya’nın moda ve fuar kenti Düsseldorf

Çocukken her yaz tatilinde Almanya’dan yatılı misafirlerimiz gelirdi. Gelenler aracılığıyla öğrendiğim bu ülkeyi çok faklı tasarlardım zihnimde. İlk kutu kolayı zamanının tabiriyle “Almancılar” sayesinde görmüştüm. İlk “konvers” ayakkabımı amcam getirmişti ve o yazın en havalı çocuğu bendim mahallede. Almanca 10’a kadar saymayı kuzenlerimden öğrenmiştim ve  her yıl, daha çok şey öğrenmek için yaz başını iple çekerdim. Akran akraba çocuklarıyla mektup arkadaşı olur ve koca bir kışı karşılıklı yazışarak geçirirdik.

Tatile gelenlerin izin süreleri genellikle 4 hafta olurdu. Tatil boyunca kuzenlerime merak ettiğim her şeyi soracaktım elbet tetris oyunu sırasının bana gelmesini beklerken…

O ‘çocuk’ zamanların Almanya’sından bugüne acaba neler değişti? ‘Almancılar’dan öğrenilerek ‘tasarlanan’ ile var olan arasındaki farkı görmek için Düsseldorf… iyi bir seçim gibi. Almanya’nın kültür, sanat ve endüstri şehri. (Gerçi hangi şehri böyle nitelenemez ki?)

Çocukluktan sonraki dönemde  (gençlik de diyebiliriz )  en sevdiğim filmler, 2. Dünya savaşı sırasında geçen ve tabii içinde aşk olan filmlerdi. O kadar acı ve zorluğun içinde yaşanılan her şey çok kuvvetli ve gerçek olmalıydı.

Ülke, 2. Dünya savaşının sonunda (malum) büyük bir yıkıma uğramıştır. Hala tartışılan savaşın zorunlu sonuçlarından biri de daha ‘barışçıl” alanlara yönelinmesi olmuştur. Bugünlerdeki savaşlar da o büyük ‘harb’in giderek alevlenen serpintileri imiş bir görüşe göre.

Almanya dünya edebiyatına birçok önemli isim de hediye etmiştir, kültür – sanat – felsefe alanındaki belirleyici büyük etkilerinin yanısıra. “Trümmerliteratur” (Enkaz Edebiyatı) savaş sonrası edebiyattır. Bir çeşit ‘neler olup bittiğini’ gerçekçi olarak kavramaya çalışan bir edebiyat olarak nitelenebilir. Almanya ‘kavramayı’, ‘anlamayı’ hep sevmiştir.

III. Reich’la hesaplaşma sürüyor zihinlerde ve hayatın içinde.  Daha da sürecek gibi… Neyse..

Alman kültürünün öncesi neye dayanır diye sorguladığımızda, Almanların kendileri için özenle seçip, neredeyse ‘adanma’ seviyesinde benimsedikleri ‘köken’ Antik Yunan’dır. Antik Yunan’ın Almanya’yı nasıl ve ne kadar etkilediğini anlamak için bkz. günümüz Yunanistanı ile AB ilişkileri.

Antik Yunan’ın görkemli düşünsel birikimi, Antik Roma’nın emperyal ve günümüzü/ yarınımızı belirlemeye devam eden mirasının Almanya’ya düşen kısmı, Alman ruhu ile birleşince ne olur deseydi biri; (ki diyen çok olmuştur) Savaş Almanyası olurdu bir cevabı, Savaş Sonrası Almanya, Bölünmüş Almanya, Birleşmiş Almanya, Merkel Almanyası, Enver ve Talat Paşa’nın Almanyası, bizim Almancılarımızın Almanyası, Tunç Okan’ın “Otobüs” filminin Almanyası, “40 m² Almanya” diğer cevaplardan sadece birkaçı.

Şehrin Yüzü

Düsseldorf’ta uzun uzun modern şirket binalarının siluetlerinin arasında göze çarpan Barok dönemi yapıları, abartıyı ve ihtişamı, geçmişi ve mimariyi hatırlatmakta. Eski ve yeni bir arada.

‘Sanat ve Endüstri Şehri’ tanımlamasının tam karşılığı Düsseldorf’tur belki de. 2. Dünya Savaşı’nda büyük hasar gören şehir savaş öncesi dokusuna kısa zamanda ulaşarak ülkenin en çok turist çeken şehri haline gelmiş, Almanya’nın hemen her yeri için de rahatlıkla söylenebileceği gibi.

Acaba savaş sonundaki bu hızlı toparlanış, savaş öncesi hazırlığın derinliği ve hacmi ile de mi ilgili diye düşünmeden edemiyor insan.  Yeryüzünde var böyle uluslar. Herkes içinden sayabilir…

Etkinlikler Kenti

Ayrıca bir fuar ve festival şehri olan Düsseldorf zengin alışveriş caddeleriyle de moda konusunda da kendini göstermekte. Şubat ayı içerisinde yapılan karnaval kaçırılmaması gereken etkinliklerdendir. Hatta seyahat planlarınızı karnaval tarihine uyacak şekilde bile yapabilirsiniz.

Karnaval için hazırlıklar şimdiden başlıyor. Şehrin birçok yerinde sadece karnaval için kostümler satan mağazalar bulunmakta. İstediğiniz bütün tip ve karakterlerin maske ve kıyafetlerine bu mağazalardan ulaşabilirsiniz.

Bitmeyen yapılacaklar listesi

Gündüz yapılabilecek birçok aktivitenin yanı sıra şehrin hareketli bir gece hayatı da var.

Kentin içinden geçen Rhine (Ren) nehri kenarında eski ve yeni yapılar yan yana. Nehir kenarındaki kuleye çıkıp etrafı kuş bakışı seyretmek Düsseldorf’a gidip yapılacakların başında olmalı.

Şehrin moda yüzüyse Königsaalee. Hadi size biraz daha ipucu vereyim. Milano’nun Brera’sı Düsseldorf’ta Königsaalee. Brera’nın tek farkı daha fazla sanat galerilerinin olması. Dünya markalarının çoğunu burada görebilir, şehrin şıklığına burada şahit olabilirsiniz emin olun.  Yapay gölete bakan cafe’lerde oturup bir kahve içmek, sıra sıra dizili ağaçların suya yansımasını seyretmek yapılacaklardan çok yaşanacaklar arasında yer almalı.

Yağmuru her mevsim bol olan Düsseldorf sonbaharda ayrı bir güzel. Yeşilden kırmızıya her tonda yapraklar, ‘o şarabi eşkıyalar’  size yaşadığınızı, belki de ‘unuttuklarınızı’ hatırlatacak. Aşk mesela. Öyle demeyin, ‘eski usul’ bir aşk yaşadınız mı hiç? Elele tutuşmak için kaç zaman bekleyebilirsiniz? Zor sorular biz işimize dönelim. J

Nereleri ziyaret edelim?

Benrath Sarayı 18. Yüzyıla ait eşyalarla dolu bir av köşkü aslında. Kocaman bir arazide geniş bir bahçeye sahip.

St. Andreas Kilisesi,  şehrin en bilindik kiliselerinden. Mimari yapısında Barok tarzı hemen dikkat çekiyor.

Rhine Opera Binası, Düsseldorf şehrinde birçok opera binası bulunuyor. Rhine Opera Binası bunların en güzellerinden. Kültür ve sanat açısından gelişmiş bu şehirde mutlaka bir gösteri izlemek için kendinize fırsat yaratın.

Königsaalee caddesini geçtikten sonra gölün kenarında Tritononbrunnen Çeşmesi bulunmakta. Heykellerle süslü çeşme kentin dikkat çekici eserlerinden. Eminim önünde fotoğraf çektirmeden dönmeyeceksiniz.

Markplatz kentin eski evlerinin yüzü, ortada bulunan meydan eski Pazar yeri. Markplatz da zaten kelime anlamıyla Pazar demek. Markplatz’da daha çok gençlerin rağbet ettiği eğlence mekanları bulunuyor. Özellikle öğrencilerin enerjisi akşam saatlerinde sokaklarda  soğuğa rağmen cıvıl cıvıl dolaşıyor.

Altstadt, Düsseldorf’un ‘old town’ bölgesi ve zaten  Almanca eski şehir anlamına da geliyor. Karşılıklı dizilmiş çok sayıda barın bulunduğu Altstadt için dünyanın en uzun barı deniyor. İlginç değil mi? Dünyanın başka neresinde bu kadar bar dizi dizi bir arada merak ettim şimdi!!!

Konrad Adenauer Meydanı Düsseldorf şehrinde trenle gelenlerin gördükleri ilk yer. Meydanda çok sayıda Türk restoranı ve dükkanı var.

Şehirde yapılacaklar içinde Rhine Nehri Tekne Gezileri atlanmaması gereken bir seçenek. Tekne gezisi sırasında genellikle şehrin en modern binalarının bulunduğu Medienhafen bölgesi görülebiliyor. İstanbul’da bir boğaz turunda eski yapıların arasında yüksek binaları gördüğümüzde açıkçası rahatsızlık duyarız. Fakat bu şehirde eski ve yeni öyle uyumlu ki…

Japon Mahallesi, Paris ve Londra’dan sonra Japon nüfusunun en çok yaşadığı mahalle Düsseldorf’ta bulunuyor. Bölge Japon kültürüne ait malzemeler bulunan mağazalar ve restoranlarla dolu.

Ne zaman ve nasıl gitmeliyim?

Genelde her mevsim yağış alan şehir kışın 0-12 derece, yazın ise 20-25 derece civarında bir sıcaklıkta. Yaz aylarında havanın daha gezmeye elverişli olmasının yanında uzun gün ışığı dilimi size seyahatiniz sırasında büyük avantaj sağlayacak. Bence bunu bir düşünün derim. Kış aylarında bir seyahat gerçekleştirecekseniz eğer kesinlikle karnaval zamanına denk getirmelisiniz.

Türkiye’nin büyük şehirlerinden Düsseldorf’a direkt uçuşlar bulunuyor. Tren yolculuğu sevenler için ise diğer şehirlere hızlı ve konforlu trenlerle seyahat mümkün.

Şehir içi toplu taşımada metro, tramvay ve otobüsler bulunuyor. Türkiye’de olduğu gibi biletler makine ya da büfelerden alınıyor.

Düsseldorf’ta ne yenir?

Alman mutfağı pek zengin bir mutfak sayılmaz. Fakat hemen bu mutfağı yabana atmayın derim. Benim gibi bir et sever iseniz mutlu olacağınıza eminim. Özellikle et ağırlıklı, gördüğüm kadarıyla da ördek ve kaz eti yaygın. Bir etçi daha ne ister…

Daha çok çevre ülkeler birbirlerinin mutfağından etkilenir ya. İşçi göçüne kadar neredeyse kapalı bir toplum sayılabilecek olan Almanya, göçten sonra özellikle mutfak anlamında olumlu değişikliklere uğramış.

Düsseldorf’ta yeme-içme olayına bir göz atmak istersek: Alman mutfağında özellikle soslu et yemekleri çoğunlukta olup hardal ve sirke gibi şeyler çok fazla tüketilmekte. Sevmeyenlerin bile hiç değilse bir kere denemelerini tavsiye edeceğim.

Flönz, Tipik bir Alman yemeği. Dana eti ile hazırlanır, kuru üzüm ile marine  edilmiş hafif ekşimsi bir et yemeği. Osmanlı mutfağında da  “Erikli Kuzu İncik” vardır ki ben bu yemeği aslında lezzet olarak  ona benzettim. Kaz, ördek, hindi tavuk etiyle yapılan yemekler de çok yaygın. Özellikle Türkiye’de tavuk haricinde kanatlı hayvanlar yemeklerde çok kullanılmıyor. İşte size fırsat. Düsseldorf’da sevdiğiniz fakat her zaman ulaşamadığınız lezzetlerle karşı karşıyasınız.

Salamura olarak tüketilen Ringa balığı iştah açıcı dikkat… levrek ve ton balığı da bolca tüketiliyor.

Bezelye ve patates Alman mutfağının önemli besinlerinden. Genellikle çorbası yapıldığı gibi garnitür olarak da etlerin yanında kullanılıyor.

Killepitsh Likörü Düsseldorf şehrine özgü . Bira, baharatlar ve meyve karışımı bir içki. Uyarıyorum likör diye hafife almayın, alkol oranı yüksek. Aslında alkol olmasa bizim şerbetlere benziyor diyeceğim.

Rote Grütze özellikle kuzey kesimine özgü bir tatlı. Puding içine üzüm, çilek ve ahududu gibi kırmızı meyveler eklenerek yapılıyor. Malzeme değerlendirmek için yapılan tatlı yada yemekler vardır ya bizim ezo gelin çorbamız ya da karışık meyveli kek gibi… Bu düşünceyle ortaya çıktığını düşünüyorum.

Düsseldorf gezisi sonlanırken…

Düsseldorf her ne kadar küçük bir Avrupa kenti de olsa kültür, sanat, tarih ve ‘gezme’  açısından sizi tatmin edecek bir bölge. Ayrıca ister otomobille ister tren aracılığıyla etrafındaki birçok şehir ve ülkeyi de ziyaret etmenize uygun bir konuma sahip.

Şehri gezip gördükten sonra anlayabiliyoruz ki, burada her mevsimin kendine göre bir güzelliği, her dönemin ise yine kendine göre festivali ya da etkinliği bulunuyor.

Seyahat planlarınız içerisinde Düsseldorf’u aldığınızda artık biliyorsunuz ki, anı çekmeceleriniz boş kalmayacak ve yurdumuza dönerken memnun döneceksiniz.

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2017 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account