Ailece Benelux-Paris seyahati

Ailece Benelux-Paris seyahati

80 günde devr-i alem olmasa da 7 gece 8 günde Benelux diye adlandırılan üç rüya ülkeyi, Belçika, Hollanda, Lüksemburg ve hatta Paris’le Köln’ü görebilmeniz mümkün…

Aileyle vakit geçirmeye önem veren bir ailenin ferdi olabilmek büyük şans…

Zor anlarımızda birbirimizin her daim yanında olduğumuz gibi bu kez yine bir tatilde, Benelux-Paris turunda biraraya geldik.

Annem, babam, ablam, eşi, ailesi, tam yedi kişi, elbette birkaç eksiğimizle :) Tatil grubumuzun biyolojik yaş ortalaması 50’leri bulsa da yürüyüş konusunda 18’lik gençlere taş çıkarttı bizimkiler…

esra-cakmak-benelux-turu-1

İlk gün sabah erken saatte Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nde buluşup Lüksemburg’a uçtuk…

İlk rotamız Almanya, Fransa ve Lüksemburg sınırlarının birbirlerine kavuştuğu bölge olan ve üzüm bağlarıyla adından söz ettiren Schengen kentiydi. Yani namı diğer şu meşhur Schengen; hani onlarca kişisel evrağı sunarak alabildiğimiz :)

Schengen’de buranın yerlileri tarafından yapılan çok özel şarapları tadabilme imkanına sahipsiniz.

Champagne bölgesini de muhakkak görmelisiniz. Champagne’in yerlilerinin yaşadığı sakin ve huzurlu hayata imreneceğinize ve özel üzümlerden üretilmiş köpüklü şaraplarına bayılacağınıza eminim…

Champagne’in ardından Fransa’nın kraliyet şehri olarak bilinen Reims’e doğru yola koyulduk…

Reims’e vardığımızda belki Floransa’dakiler kadar devasa olmasa da görkemli bir katedral olan Reims Katedrali ile karşılaştık.

Işıltılar kenti Paris

benelux-turu-5

Paris’e vardığımızda gündüz saatleri olduğundan Eyfel’in ışıltılı büyüsüne kapılma fırsatı bulamadık diyebilirim. Paris caddelerinde alışveriş yapmak istiyorsanız x3’ün her mağazada zihninizden geçeceğini düşünüyorum; fiyatlarsa “azıcık” pahalı gibi :) Paris’teki cafelerde Ege’mizdeki çay bahçelerindeki gibi masa ve sandalyeler yoldan geçenleri izleyebileceğiniz şekilde kurulmuş. Yani bir yandan kahvenizi yudumlarken bir yandan da geleni geçeni çekiştirebiliyorsunuz :)

Hava karardığında Champs Elysees’e vardık. Mağazaların ve cafelerin ışıltısı göz alıcıydı…

Champs Elysees diyince akla Zafer Meydanı ve Zafer Takı geliyor. Takın önünde bir aile portresi çektirip oradan da ayrıldık…

Büyük üstatların ilham kaynağı; Montmartre

montmartre-ressamlar-tepesi

Ertesi sabah Van Gogh, Dali ve Picasso’nun bile ilham kaynağı Montmartre Ressamlar Tepesi ve Sacre Couer kilisesini görmek için yola çıktık. Muhteşem manzaranın büyüsünden henüz çıkamamışken şehri adeta ortadan ikiye ayıran Seine Nehri’nde bulduk kendimizi…

Şehri serin bir rüzgar eşliğinde tekneyle gezmek hem yorgunluk atmak hem de güzel kareler yakalamak için birebirdi…

Fransa’ya gelmişken tüm çocukların rüyası Disneyland’la Versailles Sarayı ve bahçelerini de görmek tercihinize kalmış…Bartu’nun Disneyland’daki mutluluğunu düşünürsek gitmenizi tavsiye ederim…

Brüksel’e yolculuk

bruksel

Paris’ten Brüksel’e varmamız yaklaşık üç saatimizi aldı…

Böylesine çok şehir ve ülkeyi gördüğünüz turlardaki ara yolculuklar dinlenmek için güzel bir bahane oluyor aslında…

Tarihin kalıntılarını eşsiz mimarisiyle günümüze kadar taşıyan Brüksel’e geldiğimizde ilk işimiz dünyaca ünlü çikolataların tadına bakmak oldu. Birbirinden şık dantelleri, kanalları ve birasıyla ünlü Belçika’ya kadar gidip Bruges’e uğramadan olmazdı…

Bir Ortaçağ kenti olan Bruges, 11. yüzyılda Avrupa’nın gözde ticaret merkezlerinden biriymiş…Romantik atmosferi, gösterişli atları ve bakir kalmış tarihî dokusuyla Bruges’ü de görmenizi isterim…

Özgürlüğün simgesi Amsterdam

Amsterdam

Brüksel’de bir gece konakladıktan sonra sabahında Amsterdam’a geçtik…

Yaklaşık iki saatlik bir yolculukla özgürlüklerin şehri Amsterdam’a ulaştık. Tarihi şehir meydanı olan Dam Meydanı, Kraliyet Sarayı ve İstasyon Binası’nı gördükten sonra Red Light’ta “ailece” kısa bir tur attık! Burayı eşinizle başbaşa ya da
arkadaşlarınızla gezmeniz önemle tavsiye edilir! :)

Uzun yıllardır Hollanda’da yaşayan aile dostlarımız Güzade ve Burak çiftinin tavsiyelerine uyup “Restaurant Oriental City”ye uğrayacak vaktimiz kalmadığından bu yemeği bir sonraki gidişimize sakladık…

Amsterdam’da şehir turumuzun sonrasında eski bir balıkçı kasabası olan Marken’e gidip ülkenin etnik kültürüne tanıklık etmiş olduk. Volendam’da ise meşhur peynirlerinin tadına bakıp, klompen diye geçen ünlü tahta ayakkabıları görme şansını yakaladık. Köln yolu üzerinden Lüksemburg’a giderken kısa bir süreliğine de olsa Köln’e de ayak basmış olduk. Almanya’nın Köln şehrindeki tarihi Köln Katedrali görülmeye değerdi…

Eşsiz Petrus Vadisi

Lüksemburg’a girdiğimizde bizi muhteşem manzarasıyla Petrus Vadisi karşıladı. Görkemli bir bina olan Dükler Sarayı da görülmesi gereken yerler arasında…

Ömrünüzce unutamayacağınız bu tatile ister eşinizle, ister yalnız başınıza, isterse de bizler gibi ailece çıkıp tek seferde pek çok yeri görebilmeniz mümkün…

Bu güzel gezi Bartu’yla çok keyifliydi, sıradaki tatilimizde diğer yeğenim Atlas’ı da yanımızda görmek dileğiyle :)

Şimdiden iyi yolculuklar…

İlgili Yazılar

İLETİŞİM

Yeniliklerinizi duyurmak ve seyahat tecrübelerinizi paylaşmak için aşağıdaki adres ve telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.

E: info@yoldasin.com
E: reklam@yoldasin.com
T: (+90 212) 373 92 56
F: (+90 212) 291 55 51
A: Büyükdere Caddesi 16 34360 Şişli / İSTANBUL

Gönderiliyor

©2017 yoldasin.com Her Hakkı Saklıdır

veya

Bilgilerinizi mi unuttunuz?

veya

Create Account